13 Mart 2013 Çarşamba

BİZ DENİZCİLER HADDİMİZİ BİLİRİZ

Biz denizciler bir sürü şeye inanırız,doğru veya yanlış,bir sürü 

geleneğimiz yanında  


efsanelerimiz,hikayelerimiz vardır.Bir çok konuyu da dikkate 


almamak değil sorun olarak 


görmemeğe , geçmeğe çalışırız ve hatta aklımıza 


getirmemeğe,



teknelere dişi isimleri veririz,fakat bazı hallerde teknede 

kadını irdeleriz,bütün tehlikelerle 


karşı karşıya olsak bile onlara tehlike diye bakıp umutsuzluğa 


kapılmayız,her şey sorun 


olduğu halde onları yok saymaz ama üstesinden gelmeğe 


çalışırız,fakat devamlı 


tehlikeden,sorundan bahsetmeyiz ve yanımızdakileri veya 


bizden ayrı denize çıkacakları 


tedirgin etmeyiz,böyle davrananlara şom ağızlı deriz,uğursuz 


deriz,hele başkası ile denize 


çıkacak birine,denize çıkacağı kişiye güvenini sarsmasa 


bile,yermek yerine,bu davranışımızın


yanında tedirgin olacağını bilip,güvensizlik değil,güven 


aşılamaya çalışırız.Aykırı 


davranışımız sonucu,devamlı kötü yorumlarımızın bir tersliğin 


gerçekleşme olasılığının 


arttığını düşünürüz,biz denizciler felaket tellallarını değil akılı 


tavsiyeler verenlerı severiz,biz 


denizciler başkalarından çok bildiğimizi düşünsek bile 


üstümüze vazife olmayan kişisel 


tercihlere karışmayız,çomak sokmayız,



biz denizciler haddimizi biliriz.



Deniz-yelken adına


Erkut Soysal

11 Mart 2013 Pazartesi

DENİZ CİDDİ İŞTİR,YALAKALIĞA,DEDİKODUYA GELMEZ AMA YARIŞLAR BUNDAN BİR TÜRLÜ KURTULAMAZ

Ada ile Marsilya arasında orsa gidiyoruz,
Dümende ben,
ana yelkende Kaptan,
Patron kamarada,içerde,veya balon başında ,gayet uygun hiç zorlamadan gezer gibi gidiyoruz.
,
rüzgar aniden arttı,yarış standartlarını aştı çok kısa sürede ve apaza 
sancağa drise etti,
Kaptan her şey kendisine anlatıldığı ve kendisi ile en az beş kez yarışa çıkıldığı halde,ana yelken iskotasını boşaltamadı,araba yok donanımda çift yönlü iskota ile kontrol ediliyor ana yelken.
Kaptan pupa palangasını da boşaltamadı,nedenlerini mutlaka kendisi biliyordur.
tekne sancağa rüzgar üstüne savruldu,
ben yağan yağmur ve bu hızlı savrulma ile ayaklarımın da kaymasıyla sol elim sol simitte,sağ eli sağ simitte iki dümen dolabı arasına yere oturdum.Veya kıçüstü düştüm.Nasıl bakıldığına bağlı.Düştüğüm yerden tekneyi rüzgarüstü durumda tuttum.
Kaptan yelkenleri küçültemedi ,saramadı tekne rüzgar üstüne dönmesine rağmen,
iskotayı da boşaltamadı,palangayı da boşaltamadı ve Patron içeriden çıktı veya nerede ise geldi, birlikte yelkenleri oldukça uğraşıp zor da olsa kapatabildiler,yelkenlere bir şey olmamasını sağladılar,çok küçük bir alanlı fırtına jibi gibi cenova bıraktık.bu ara rüzgar tam 180 derece döndü batı-güneybatı esmeğe başladı,orsa şamandırasını dönüp balon seyri planlayan
teknelerden balon basmış olanlar probleme düştü,(onlar bile tehlikeye düşmediler)balonları kurtaranlar toplayıp toparlanıp orsa devam ettiler,.Bu ara komite azgelişmiş minikler gurubu yarışlarını abondene etti ve motorla marinaya döndük.Patron ve kaptan benim kıçüstü ıslak havuzda düştüğümü görmediler bile, bana döndüklerinde iki elim iki dümende havuzda yerde oturuyor idim.

Şimdi burada gerçeği bulalım,
Kaptan yapması gereken ayarları yapmamıştır,
Kaptan becermesi gerekirken cenova yı saramamıştır,
Kaptan ana yelkeni boşlayamamış,saramamıştır.

Kaptan trimde olmasına karşın yukarıdaki anlattıklarım nedeni ile yelkenler üzerindeki yükü azaltamamış en tecrübeli gemici olması gerekirken trimlerle tekneyi kontrol edilebilmesini sağlayamamıştır..
Kaptan Bunu gelip anlatti ise “tehlike geçirdik” diye,sebebi kendisinin suçlanacağını zannedip peşinen savunma anlayışı olabilir.Bunu başka bir tekne anlatamıyacağına göre,çünkü bunlar olur iken olay anında görüş mesafesi 20 metre bile değildi,her tekne kendi derdindeydi.
Kiralayan acentanın ın da bunu uygun olmayan şekilde iletmesi,başka teknelerden diye kullanması hoş olmamıştır.
Herhangi bir tehlike,problem söz konusu olmamış,sadece yelkenlerin hasar görmemesi için çabalanır iken yine sadece kaptanın yetersizliğinden kargaşa bile olmayan yetersizlik yaşanmıştır.
Zaten iddialı olmadığımız için bunların üzerinde hiç durulmamış ve problem olarak iletilmemiştir,çünkü bizim denizde oluş amacımız ve tarzımız onların anladığı gibi değildir.

Yani Gereksiz konulara değinen öyle bir yazı.bana ayıp olmuştur,patrona da ayıp olmuş.
Olsun patron sen aldırma biz nasılsa anlıyoruz...Az gelişmiş miniğiz..

7 Mart 2013 Perşembe

SOSYALLEŞME

Devamlı gittiğin bir meyhanen olacak,devamlı çıktığın bir 

kahve,devamlı üyesi olduğun bir 

lokal,devamlı bindiğin bir vapurun,devamlı koştuğun bir 


sahilin,devamlı kıyısına oturup 

çayını içtiğin bir deniz,devamlı yaptığın bir spor,devamlı 


yürüdüğün bir cadden,devamlı 

rastladığın insanlar,devamlı selam verdiklerin,devamlı 


kaçtıkların,devamlı gittiğin bir 

pastahanen,devamlı gittiğin bir lokanta,devamlı alışveriş 


ettiğin bir simitçi,devamlı traş 

olduğun berberin,bu böyle sürer gider ve bizi sosyalleşmenin 


ana temasına götürür,esas 

olan sürekliliktir sosyalleşmede,sürdürülebilen sürekliliklerde 


güveni ve imajı oluşturur,yani 


imajdır,güvendir sosyalitenin anahtarları.



Belirsizlik,tutarsızlık,farklı olma çabası yıkar sosyaliteyi.


Bir de BEN.




Deniz-Yelken adına

Erkut Soysal