12 Haziran 2010 Cumartesi

YILDIZLAR KAYMAYA DEVAM EDİYOR

Denizcilik ve yelkencilik dünyası bir dostunu daha yitirdi. "Temel Reis" olarak tanınan Engin Sili'nin ve Müge Sili'nin babaları, deniz sektöründe başarıları ile tanınan Mustafa, Faruk ve Mümtaz Ünel'in dayıları Çocukluğumuzda bizlere, denizi, yelkeni ve el becerisi ile yapılan tamir ve bakım işlerini sevdiren hocamız, amcamız, Orhan Sili vefat etti.

İstanbul Yelken Kulübü'nün 393 numaralı üyesi ve "Mahallenin Ağabeyi" olan Orhan Sili, yarın (13 Haziran Pazar) Kızıltoprak Zühtüpaşa Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
Esprili ve nüktedan kişiliği ile tanınan Orhan Sili yakın dostlarının deyimi ile "Mahallenin babacan ağabeyi" idi. Pek çok gencin denizle tanışmasına ve yelkeni sevmesine neden olan Orhan Sili'nin dostları O'nunla son kez Kızıltoprak Zühtüpaşa Camii'nde yarın ikindi namazında buluşacak ve arkadaşlarını sonsuz enginlere "yolcu" edecek.


Ailesine, yakınlarına ve tüm dostlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Türksail'den y.

Sudaki izler   ,suda bile görülen ayakizleri,onları görebilmek, beklenen başka bir şey yok,daha önemlisi yok çünkü.


Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

FRANK DYE YİNE YELKEN AÇTI- BU DEFA SONSUZLUĞA

From: Gencer Emiroglu

Sent: Saturday, June 12, 2010 1:58 AM
To: denizciler@yahoogro ups.com ; yelkentur@yahoogrou ps.com ; yelkenciler ; piratturk
Subject: Efsane denizci Frank Dye vefat etti


Önemli olduğunu düşündüğüm bir denizcinin vefatını paylaşmak istedim. mesajlarda bahsini görmedim.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hareketli salmalı açık tekne (Openboat) denizcisi kabul edilen Frank Dye vefat etti.
Hareketli salma açık tekneler sığ sularda yelken eğitimi, hafif gezinti ve regatta amaçlı kullanılırken, Dye bu tip bir tekne ile (Wayfarer tipi) zamanında ve hatta bugün dahi imkansız sayılacak açık deniz seferleri gerçekleştirdi.
Tekne, Pirat ın hemen hemen aynısıdır. Pirat ın sandviç zemini kaldırın, bordasını çok çeneli yapın, bir Wayfarer elde edersiniz. Dye böyle bir tekne ile İskoçya dan İzlandaya,
İskoçya dan Norveç e gitti.
650 millik açık deniz mesafeleri.
40-50 knot luk fırtınalarda direk kırdı, teknesi defalarca devrildi, buz gibi sulara düştü, teknesini düzeltti devam etti, 650 mil gitti, 60 lı yıllarda... Hikayelerini yazdığı kitaplarda diğer denizcilerle paylaştı. Birçok insana ilham kaynağı oldu.
Allah rahmet eylesin
hayat hikayesi The Telegraph de yayınlandı:
http://www.telegrap/ h.co.uk/news/ obituaries/ 7818796/Frank- Dye.html
-Gencer Emiroğlu




İki gün önceki yazımda değinmiştim,yine yıldızlar kayıyor.



http://deniz-yelken.blogspot.com/2010/06/kronometre-calsyor-gene-yaz-geldi-sen.html

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal
Aşırma Praçera nedir.?



Genelde kitaplarda” kavançalı seren yelkeni” diye tarif edilse de,praçera yelkenin bumbası olmayan tipidir.Sabit praçera dan farklı donatılır.
Karula yakası teknenin başında bir yere veya direğin topuğuna bağlanmıştır.

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal




Her tramolada seren ve karula yakası rüzgaraltına aşırılır,bu direğin her zaman rüzgar üstünde kalması demektir.Amaç yelkenin kendi formuyla serbestçe çalışmasıdır.
Sabit praçeralarda ise karula yakası direk dibine bağlanır,kandilisa serenin yaklaşık ¼ üne yani dörttebirine bağlanır.


Latin yelkenin bunlardan farkı orsa yakasının serenli olmasıdır.

10 Haziran 2010 Perşembe

KRONOMETRE ÇALIŞIYOR

Kronometre çalışıyor,
gene yaz geldi,
"sen biliyor musun ben denizde doğdum "
diyen yavrularımız,bebelerimiz büyüdüler,serpildiler biraz daha,yavaş yavaş anlatacak şeylerimiz de dibe vuruyor gibi görünse de , bize fazla farkettirmeden her gün yeni yorumlara varmamızın güzelliğini yaşıyoruz,bırakıp gidenlerimiz oluyor ara ara,başka ufuklara göç ediyorlar arkalarında bıraktıkları izleri kovalayanların olduğunu bilmenin mutluluğuyla,gitmenin mutluluğu mu olurmuş? diye bakabiliriz aslında,gitmek yanlış, kalıp savaşmak üretmek, paylaşmak lazım dese de bir çoğumuz kurallar böyle,elden bir şey gelmiyor,hem doğru hem yanlış bir yorum bu hayat için,bu nedenle hiçbir zaman böyle demedim,mutlaka yapılacak bir şey vardır diye düşündüm hep sanki her şeyi becerebilecekmişim gibi,anlatabilecekmişim gibi,en azından uyarırız diye düşünürüz hep,onlar bunu rahatsız edilmek gibi algılasalar da,anlamaları gerekiyor,bizim yaşadıklarımızı yaşama şanslarının olmadığını ve her yaşanmışın üste koyulmuş bir değer olduğunu,bunun, onların daha az yaşıyacağının ve daha az öğreneceklerinin yaşamışlarca düşünüldüğünü göstermiyeceğini de bilmeleri gerekiyor.
Dalında olmaları için.



Erkut SOYSAL



1 Haziran 2010 Salı

Tekneyi paylaşmak-Yaşanan bir olay üzerine

NASIL ÖZGÜR OLUNUR




Denizin tarifinde kullanırız bir çoğumuz bu özgürlük kavramını.Tekne en büyük ve önemli enstrumanıdır bu olgunun. Ona sahip olmak onu kullanmak denize hakim olmak yaşama hakim olmak gibi algılanır çoğunlukla.Özgürlükle özdeşleştirilir.


Bu yanlış ve hastalıklı düşünce tekne sahiplerinin çevreye davranışlarını da etkiler.Tekne gerçekten algıladıkları gibi bir güç,bir statü belirleyici unsur ve özgürlükle birlikte üstünlük aracıdır fakat bu olgularını görebilmek,yaşayabilmek ve kullanabilmek için ona farklı açıdan bakmak gerekmektedir.


Tekne bir vitrindir aynı zamanda,sahibini öne çıkaran talebini arttıran, bunları sağlarken de eğiten ,farklılaştıran bir yanı vardır teknenin.


Ama bir farklı yönü de vardır bunları sağlar iken,


Yetinmeyi öne çıkarır tekne,artan talepleri ve yükselen çıtayı karşılamak zordur.Paylaşmayı da öne çıkarır tekne,çünkü bir kaçış olarak tarif edilse bile aslında bir vitrin olduğunu söylemiştik,bu nedenle keyif alınabilmesi bakılan, seyredilen bir vitrin olmasını gerektirir,başkalarına ihtiyaç vardır haz alabilmenin ,yani paylaşılmayan veya paylaşılamayan bir süreç mutlaka sonuçta yoracaktır.Paylaşım bu fiziksel gereksinmeyi de sağlar ruhsal getirisinin yanı sıra.Taleplerin asgariye indirilmesi ve yetinmenin öğrenilmesi yanında olayı paylaşabileceği kişilerin sürekliliğinin sağlanması da en az bunlar kadar önemlidir.Burada da onlara karşı davranışlarda, tahammül edilebilir olmanın yanı sıra tevazuu ön plana çıkar.


Tekne kimlerle paylaşılır sorusuna yukarıda gerekçeler sıralamamıza rağmen bunlar bizi yine de yanıltır.


Tekne ızdırapların,problemlerin zorlukların paylaşıldığı bir ortam olmaktan çıkarılmalıdır.Tekne her türlü eksiğin,zorluğun sıkıntının paylaşıldığı yer değil onların keyif haline, haz haline getirilmesi, alınan tadın ve bilginin paylaşılmasının öne çıkarılması gereken bir mekandır.Yanılgı burada başlar,bizler hep yaşamı paylaşmak gibi algılarız tekneyi paylaşmayı,belki doğru,belki yanlış,


Oysa karar vermek ve kontrol edebilmek yaşamı ,yani kendin düzenleyebilmen hayatı ,herkese nasip olamıyacak kadar az rastlanan bir hediyedir.


Bence.