8 Şubat 2010 Pazartesi

GÜNEYE İNMEK sonuç

Anlatacaklarımın amacı bilgi kirliliği yaratmak değildir,

vakti olanların bu bilgilere en yetkili yerlerden de ulaşabileceklerini biliyorum.
Bu dağınık bilgileri yine bir amaca yönelik ,
teknemi ne zaman güneye getireyim ne zaman döneyim” araştırması içinde olanlarımızdan kuzeylilerin ne kadar avantajları olduğunu,ne zaman “kuzeye götüreyim ne zaman güneye döneyim” araştırmasında olanlarımızın,tatil zamanının etesiyen rüzgarlara rastlaması sonucu kuzeydekilere göre dezavantajlarıyla görmeye çalıştım.

Birinci bölümdekilerin” uygun rüzgarlarla gitmek “ ve gelmesi arasındaki mevsimler,denizin rahatça geniş anlamı ile kullanılabileceği sıcak mevsimler olup, rahat rüzgarları uygun ısılarla sağlar iken,bu mevsimleri kuzeye çıkarak yukarıda geçirmeyi planlıyanların ,kullanamayacağı rüzgar kolaylıklarına sahip olurlar.


Ülkelerin ve toplumların yaşamlarındaki tercih ve gelişmelerinin bu mevsimsel rüzgarlardan ne kadar etkilendiklerini turistik hareketler dışında bile, tarihi incelersek çok iyi ve ders verici örneklerini oldukça çarpıcı görebilmekteyiz.

Karasal hareketlerde de mevsimsel koşullar çok sayıda ülkenin geleceğini ve tarzını belirleyen sonuçlar doğurmuşlardır.

Birçok başarı ve zaferlerimizin haziran-eylül ayları arasında yer alması,tarihe biraz dikkat ettiğimizde hemen gözümüze çarpmaktadır.

Kuzey yarımkürenin orta enlemlerinde yurt tutmuş kavimlerin kaderleri yanı sıra şansları olmuştur kuzeyli mevsim rüzgarları.

Doğru kullanıldıklarında büyük bir lütuftur bu, denizle birlikte yaşayanlar çok iyi bilirler.

Genelde kısa mesafelerden gelen bu rüzgarlar yerine, uzun yollar katederek denizden gelen rüzgarlardan çekinirler.

Yöre halkı o denli saygı duymuştur ki tüm rüzgarlara,onları tanrısal kavramlar içinde görmüş ve tanımlamışlardır.

“ Rüzgarlar, denizcilikle veya hava bilimi(meteoroloji) ile alakası olmayan kimseler için belki birşey ifade etmeyebilir. Sadece “Bugün hava çok rüzgarlı.” diyebilirler. Ama birisiyle sohbet ederken “Bugün karayel esiyor ve kar yağabilir.” derseniz size ters ters bakıp “Ne diyor bu?” diye düşünebilir. Rüzgarların isimleri, isimlerin nereden geldiği, özellikleri onlar için önemli olmayabilir ama bizler yani denizciler için belli düzeyde önem arz eder. Bu yüzden rüzgarları iyi tanımalıyız.”

“ Çoğumuz rüzgarların isimlerini biliyoruz bunların adlarının mitoloji ile alakası olduğunu da biliyoruz. “

“Yunan mitolojisine göre rüzgarların babası sayılan Eos, Titan soylu Güneş ailesinin üçüncü üyesidir. Günün kapılarını açan Eos’tur; kendisi Şafak Tanrısı’dır. Eos’un arabasını Lampos ve Phaeton adında 2 at çekerdi. Eos Astraios (Yıldızlı Gök) ile birleşip Zephyros (Karayel), Boreas (Poyraz), Keşişleme (Evros) ve Notos(Lodos)’u doğurdu. Başka sevgilileri de olmuştu Eos’un. Eos sevgililerini kacırmakla ünlüdür. Eos kimi zaman başı çiçeklerle donanmış ve kanatlı at Pegasos’un cektiği arabaya binmiş bir nymphe(peri) olarak temsil edilirdi. Sol elinde bir meşale tutar, sağ eliyle de güller saçardı. »

« Yunanlılar daha sonra rüzgarların Eolie adalarında Aiolus’un gözetiminde tulumlar içinde hapsedildiğini ve ancak Zeus ya da Poseidon’un buyruğuyla salıverdiğini anlatırlarmış. Yukarıda belitttiğim gibi bu rüzgarlar kuzeydoğunun hırçın rüzgarı Boreas(Poyraz), güneydoğu rüzgarı Evros(Keşişleme), güneybatı rüzgarı Notos(Lodos), kuzeybatıdan esen hafif yel Zephyros(Karayel)’tur. » ............."alıntılar"

Mitolojide bu 4 ara yönden esen rüzgarlar tanımlandığı gibi,

Bunlardan başka doğu, batı, kuzey ve güneyden esen rüzgarlar olan yıldız, gündoğusu, kıble ve günbatısı vardır.

Ülkemizde kullanılan şekliyle baktığımızda

Kuzeyden esen rüzgara Yıldız denmektedir.

Kuzeydoğudan esen rüzgara Poyraz diyoruz. İsmi Yunanca Boreas’tan gelir. Ülkemizde özellikle kış mevsiminde daha sık eser. Sıcaklığın belirgin olarak düşmesine yol açar. Bu rüzgarın mitolojide çok önemli bir yeri vardır. Eos’un oğullarından olan Boreas yunan mitolojisine göre kuzey doğudan esen rüzgarı İstanbul Boğazı’ndaki mağarasında soğutup fırtınalara çeviren tanrıdır. Efsane ismi sebebiyle yabancı dillere kuzeydoğu rüzgarı bora, bizim dilimize ise poyraz olarak geçmiştir. Boreas’ın çocuklarına da Boread denir. Kimi zaman da Rüzgar Tanrısı diye geçer. Trakya’da oturduğuna inanılır ve kimi zaman çift yüzlü olan ihtiyar adam biçiminde betimlenirdi.

Gündoğusu ve günbatısı, adlarından anlaşılacağı gibi güneşin doğduğu ve güneşin battığı yönden eser.
Güneydoğudan esen rüzgara Keşişleme denir. Keşişleme, Uludağ’ın eski adı olan Keşiş dağının yönüne göre adlandırılmıştır. Mitolojideki ismi Evros’tur. (euro/s)
Güneyden esen rüzgar Kıble’dir.
Güneybatıdan esen rüzgara Lodos denir. Yunanca ismi Notos’tur. Kış mevsiminde daha sık eser. Genellikle sıcaklığın yükselmesine sebeb olur ve yağışa yol açar.
Karayel kuzeybatı rüzgarıdır. Kış mevsimine sık eser ve sıcaklığın düşmesiyle beraber kar yağışına yol açar.

Mitolojide,
Genel kullanımdaki bu sekiz ana rüzgar yönü sekiz Yunan tanrısının veya tanrısal tanımlarının isimleri ile anılırlar.


Bunlar

Kuzey          Boreas

Kuzeydoğu  Kaikias

Doğu           Apeliotes

Güneydoğu Euro

Güney         Notos

Güneybatı   Lips

Batı                   Zephyros

Kuzeybatı    Skiron

Bir balık üzerinde Hydra olarak simgeleştirilen Kaikias Meltemi yi anlatmaktadır.
Aynı Meltemi nin Samos civarı yönleri Skiron veya Zephyros tur.

.
Rüzgar Gülü'nün ilk olarak Fenikeliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Sonraları Antik Yunan'da kullanılmış ve İtalyan denizciler tarafından geliştirilmiştir. Rüzgar Gülü'nün prensibi, rüzgarın geldiği yöne bakarak yön tayin etmek ve seyir yapmaya dayanmaktaydı.

Homer zamanında, İ.Ö. 900 yıllarında Yunanlı denizciler dört yönden gelen rüzgarları navigasyon için kullandılar. Bu rüzgarlar; Boreas (kuzey), Euros (doğu), Notos (güney) ve Zephuros (batı) rüzgarlarıydı. Sonraları yolculuk mesafelerinin uzamasıyla bu rüzgarlara dört rüzgar yönü daha eklendi. Bunlar, Boreas (kuzey), Kaikias (kuzeydoğu), Apeliotes (doğu), Euros (güneydoğu), Notos (güney), Lips (güneybatı), Zephuros (batı), ve Skiros (kuzeybatı) rüzgarlarıydı.

Rüzgarın karanın gözükmediği yerlerde nerden estiğini tespit etmek için çeşitli yollar vardı. Gündüzleri güneşin gün içindeki hareketlerini izlemek, rüzgarın geliş yönünü bulmak açısından önemli bir yoldu. Ancak bu yön tayini, geceleri kuzey yıldızını izleyerek yapılan gözlemin sonucundan daha güvenilir değildi. Özellikle geceleri, denizciler kuzey yıldızının yardımıyla tam olarak rüzgarın esiş yönünü ve böylece gidecekleri yönü tespit edebiliyorlardı. Bunun yanında, denizciler rüzgarın sıcaklığından ve rutubetinden de bu rüzgarların estiği yönü kestirebiliyorlardı. Bu yöntem manyetik pusulanın icadına kadar kullanılan en güvenilir yollardan biri oldu.

Yunanlıların sekiz-rüzgar sistemini İtalyanlar geliştirdiler. Böylece İtalyanlar rüzgarlara; Tramontana (kuzey), Greco (kuzeydoğu), Levante (doğu), Sirocco (güneydoğu), Mezzodi (güney), Garbino sonraları Africus veya Affricone (güneybatı), Ponente (batı), ve Maestro (kuzeybatı) adlarını verdiler.

Bu sistem daha sonraları sırasıyla 12, 16 ve 32 rüzgar yönüne kadar genişletildi. Ancak 13. yüzyılda manyetik pusulanın ortaya çıkmasıyla kullanılırlığını yitirdi.
(360 derece)

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

Hiç yorum yok: