4 Şubat 2010 Perşembe

ANLATMAK AMA ÖNCE KENDİNİ

Denizsiz denizin ne anlama geldiğini birçok kez sorguladı dostlarım.


 

Düşünememişlerdi beni böyle,şimdiki şartlarımla.
Oysa;
Cevap çok açıktı denizsiz deniz anlatımımda.
Yetmektir deniz diyordum.
Bence işin özü buydu.
Kafaca yetebilirdin ama yine denizsiz denizdeydin.
Paraca yetebilirdin ama yine denizsiz denizde olabilirdin,
Bunun yanı sıra sağlıkça da yetmen gerekiyormuş denizli denizler için,


Deniz,
denizli deniz başka bir şeymiş,
alışmamız lazım hepimizin,kaçınılmaz kaderimiz bu.
Ben yaşamın denizli denizlerde bittiği anlarla çok yanyana oldum, yaşadım,
kaderimde varmış diyorum kaderci olmadığım halde.


Önceleri denizli denizlerde noktalamak hayatı,
ideallerimiz ,doğru tercihlerimiz arasında görünüyordu.
Oysa olmayan denizci ,yani anlatamayan,paylaşamayan denizci,yaşamayan asker gibiymiş, bir işe yaramayan.
Bu nedenle ayakta kalmamız lazım.

Nasıl ki denizin tarifinde yetmek varsa,
Denizcinin tarifinde de yetinmek olmalı gibi geliyor bana. Buna değişik gözlerle, tevazu ve hoşgörü gibi de bakabiliriz.
O zaman ayakta kalmanın anlamı ne olmalı.

Paylaşmasını bilmek işin özü,sıkmadan,sıkılmadan,abartmadan.


Neyi paylaşabiliriz.
Çok şey var aslında,alınan dersleri,alınmayan dersleri,düpedüz anıları,
o kadar çok şey var ki,bizce sadece yaşamdan basit bir kesit olsa bile,paylaştıkça büyüyebilecek,bir anlam kazanabilecek.


Dinleyence,anlayanca.


Bence.


Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

Hiç yorum yok: