27 Ocak 2010 Çarşamba

253 MPH

231-mph NH wind gust is no longer world's fastest








Slideshow:N.H. loses fastest wind distinction By HOLLY RAMER, Associated Press Writer Holly Ramer, Associated Press Writer – Tue Jan 26, 9:26 pm ET

CONCORD, N.H. – First the Old Man, now the Big Wind. New Hampshire's Mount Washington has lost its distinction as the site of the fastest wind gust ever recorded on Earth, officials at the Mount Washington Observatory said Tuesday.

The concession came three days after the World Meteorological Organization posted a snippet on its Web site saying a panel of experts reviewing extreme weather and climate data turned up a 253 mph gust on Australia's Barrow Island during Cyclone Olivia in 1996.
That tops the 231 mph record

25 Ocak 2010 Pazartesi

DENİZCİ NASIL OLMALI

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı.
Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.
Ama ne yakındaki köylerden, ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi çiftliksahibi.
 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim'.
 Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.
 Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı.

Ta ki o fırtınaya kadar

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: 'Kalk, kalk! fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.
Adam,
yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: 'Boşverin efendim, gidin yatın. İşe
girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.' Çiftçi
adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı,
ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu:
Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı.
Ahıra koştu.
İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti.
Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı.

Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı.

Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı:

'Fırtına çıktığında uyuyabilirim'
 

Alıntıdır.
Sıkıntılara bilgi, plan,tedbir ve de kafaca hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz.
Rahatça.
Hayatınız boyunca...

Fırtına çıktığında uyuyabilen bir denizci olabilmeniz dileğiyle

Deniz-Yelken adına

Erkut Soysal

21 Ocak 2010 Perşembe

DENİZ TAŞITLARI İLE İLGİLİ YENİ DÜZENLEMELER

Deniz taşıtları ile ilgili yeni düzenlemeler üzerine

Erkut SOYSAL
http://www.deniz-yelken.blogspot.com/
0 536 366 65 51






----- Forwarded Message ----
From: erkut soysal erkutsoy@yahoo.com
To: "yelkencilerlokali@yahoogroups.com"
Sent: Thu, January 21, 2010 12:11:40 AM
Subject: [YelkencilerLokali] Teşekkürler.



"Bu kararlar, kriterler, uygulama şekli ve benzeri olmayan cezası ile


dünyada böyle bir uygulamayı görmek mümkün değil..


Kendi içimizde konuşursak, buralarda kalıyor.


İnananların haberin yayılması konusunda gayretleri gerekiyor."



At istediğinde ;

önce eşeğini kaybettirirler ki,sonra bulduğunda bayram edesin diye,hatta eskisi gibi bulmasan,ayağı kırık,kuyrugu kopuk bile olsa.

Dimyata pirince giderken,evdeki bulgurdan da olmadığına sevinmeye,şükretmeye başlarsın.

Ayağı kırık eşekle yetinmek sana mutluluk gibi gelmeğe başlar,ayrıca artık eşeğin olduğu farkedildiğinden,eşeğine konan sineğin yağı için de bedeller ödemeye başlarsın.

Dişin ağrıyorsa parmağını kapıya sıkıştır,dişinin ağrısı hemen geçer,

bu genel stratejidir,

hala anlamak istemediğimiz.


Erkut SOYSAL
http://www.deniz-yelken/. blogspot. com
0 536 366 65 51

18 Ocak 2010 Pazartesi

YENİ YIL MESAJI

'' Bu yılı iyi geçirdiniz mi?


Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç ?
Ya siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelene kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl ?
Çimenlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç ?
Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz ?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı ?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç ?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl ?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın bunlar gibi birçok küçük şey'e bağlı olduğunu
hiç düşündünüz mü bu yıl ?


Yeni yılda düşünün.




Yayılın çimenlerin üzerine
Acele edin
Er ya da geç
"Çimenler yayılacak üzerinize.''




Jacques Prevert






Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

ALLAH SELAMET VERSİN

Koskoca kaptan olduk,hatta uzman olduk,hala yön bulmakla rotaya girmek ve konum tesbiti arasındaki farkı anlamıyoruz.Yön bulmak bir hareketi anlatmaz,bir bilgiye ulaşmaktır,bir hareket ifade etmez,rotaya girmek ise bir eylemdir.Bulduğun yönde planladığın eyleme hareketlenmektir.Bizler ise yön bulmayı,denizde yolumu bulurum anlamında kullanıyoruz.
Yön bulmak önceden tanımlanmış noktayı algılamaktır ,bu tek noktaya hareketlenir isen yaptığın iş yönelmektir.Adı üzerinde yön-el-mek.Algıladığın tek nokta buraya yönelmen için yeterlidir.
Konum; yani yerini bulmaksa ,arz üzerinde konuşlanmışsan iki değer gerektirir.Hareketli isen zaman ve hız devreye girer.
Üç boyutlu bir ortamda isen buna bir de yükseklik eklenir.
Hala yön bulmakla yer bulmayı karıştıracak mısın?Tanımlanmış tek nokta ile nasıl yön bulunur diyecek misiniz?

Aslında hep iki nokta vardır,
Gideceğin nokta ve teknenin kıçından bakınca bu noktayla çakıştıracağın pruva.
Geriye bakıyorsan gideceğin nokta ve buna çakıştıracağın iğneciğin.
Hadi kolay gelsin


Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

17 Ocak 2010 Pazar

MİZENADA SELİMİYE GÜNEY KULESİNİ GÖRMEK

Selimiye güney kulesi örneklemesi

Bu çıkış yönü ,yani 208 derece, Haydarpaşa mendirek kuzey ucundan çıkış çizimlerindeki yöndür

Karadaki nokta ile pruva hattının çizildiği teknedeki nokta mesafe açısından yakın olduğundan seyirde olası problemlere düşülmemesi için verilmiş yöndür.Ahırkapı önlerindeki fener bordalandıktan sonra normal değerler olan 242 derece kullanılmasına dönülebilir bu da bizi Asmalıya götürür.Verilen değerler sadece
örnekleme içindir.Bulunduğumuz konuma göre bu değerler büyük farklılık gösterebilir.

İşin özü: Bir noktayı aynı pusula yönü ile görebilmek o nokta ile aramizda çizdiğimiz hat üzerinde seyretmekle mümkündür.Tekne seyir hattı da, pruva-pupa hattı olarak bu çizgiye oturulduğu düşünülerek ele alınır.Ana direk ve mizena bu çizgiyi doğru bulmamızı kolaylaştırır.Bu hattan her sapma karasal kerterize yönelik seyir açımızı (Rota)değiştirecektir.

Bu işlemin faklı bir uygulamasını çatışma rotasında olup olmadığımızı anlamakta da kullanırız.Hareketli veya sabit bir nesneye ,onu pruva-pupa hattımızda hep aynı açıda görerek yaklaşıyorsak,sonuçta, iki nesnenin bir süre sonra aynı zamanda aynı yerde olacağını, yani çatışacağımızı bilmeliyiz.Farkı; seyir yönümüz değişse bile diğer nesnenin hareketlerine bağlı olarak bu nesneyi, teknemize göre aynı açıda görebileceğimizdir.Bu da halen çatışma noktasına seyrettiğimiz sonucunu verir.

Erkut SOYSAL

http://www.deniz-yelken.blogspot.com/
0 536 366 65 51



----- Forwarded Message ----

From: erkut soysal

To: YelkencilerLokali@yahoogroups.com

Sent: Sun, January 17, 2010 1:42:51 AM

Subject: Re: [YelkencilerLokali] Ankara gemisi Ä°BRETLÄ°K

Teknenin mizena direği de pruva-pupa hattından bakıldığında ikinci bir kerteriz noktası olarak kullanılır.Bu işlemi bulunduğumuz yeri yani mevkimizi kesin bildiğimiz yerlerde hepimiz kendiliğinden uygularız.Herhangi bir kerterizi pupana aldığında teknenin burnunun göstereceği yer bu koşullarda bellidir.

Haydarpaşa mendireği kuzey ucundan çıkışlarda Yeşilköy ve Sarayburnu sığlıklarını kurtarmak için teknenin pruva hattından baktığımızda Selimiye güney kulesini mizena ile aynı hatta görüyorsak ki bu 62 doğu dur,208 batı yı gösterir,bu rota bizi Marmaranın ortasına selametle götürecek ve Sarayburnu -Yeşilköy sığlıklarını kurtarmamızı sağlıyacaktır.

Eski haritalarda Büyük çamlıca tepesi ve Selimiye kışlası güney kulesini 62 derecede görmenin İstanbul girişinde rota tayini için çizili olarak kaydı vardır.

SHDB 24 Mayıs 1965 /2923
Erkut SOYSAL
http://www.deniz-yelken.blogspot.com/
0 536 366 65 51

--------------------------------------------------------------------------------

From: Ahmet Celenoglu acelenoglu@gmail.com
To: yelkencilerlokali@yahoogroups.com
Sent: Sat, January 16, 2010 1:15:06 PM
Subject: Re: [YelkencilerLokali] Ankara gemisi Ä°BRETLÄ°K
Karada bir noktadan ve mizana direğinden nasıl yön bulunduğunu anlamadım. Bu konuda gerçekten bir yazı varsa ben de merakla bekliyorum.


Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

13 Ocak 2010 Çarşamba

KARAMSARLIĞIN FELSEFESİ-FELSEFENİN KARAMSARLIĞI

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O, kızoğlankız erdem, dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan,dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.




William Shakespeare... miş


Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

 

9 Ocak 2010 Cumartesi

NİNNİ

GÜNCEL


Candan Erçetin Ninni 2.009


Uyusunda büyüsün ninni


Tıpış tıpış yürüsün ninni


Dertlerini sürüsün ninni


Oğlum kızım uyusun ninni










Evvel zaman içinde ,kalbur saman içinde


Çok  da uzun olmayan belli bir zaman önce


Çok da uzak olmayan ,çok güzel diyarın birinde


Bereketi dillerden düşmeyen bir köy varmış


Denizi de bilirmiş dağı da bilirmiş bu güzel köyün insanı


Yağmurda karda yürür, kayar ama güneşli günleri severmiş


Meze yaparmış bu köylüler iki kadehe tüm acılarını


Böylece birden unutuverirmiş geçmiş dargınlıklarını


Aslına bakacak olursan çok zenginmiş tarlaları


Ama nedeni bilinmez bu köylüler her daim fakir


Yokmuş galiba köydeki kargaların bunda bir etkisi


Böyle gelmiş böyle gidermiş


Ne de olsa alınyazısı


Dayanamamış biri sonunda kargalara baş kaldırmış!


Hakkımızı yiyorlar diyip bütün köyü ayaklandırmış


Sonunda başa çıkmış köyü istila eden kargalarla


Ama kendisi de göçüp gitmiş tabii eninde sonunda






Uyusunda büyüsün ninni


Tıpış tıpış yürüsün ninni


Dertlerini sürüsün ninni


Oğlum kızım uyusun ninni










Ardından ağlamış köydeki herkes çok uzun yıllarca


Aglarken köy unutmuş kargaları tamamıyla aglarken


Üzülüp dövünüp dururken birden övünmeye başlamış


Ancak övünüp durdugu sadece hatıraymış


Günün birinde köyün üstüne kapkara bulutlar yerleşmiş


Kimse bulutları kargaların getirdiğini fark etmemiş


Köydekiler yaz yağmurudur gelir geçer zannetmişler


Ama bu kara bulutlar kopacak fırtınanın habercisiymiş


Kargaların çalacağı emekten medet uman bazı kurnazlar


Köylüye ninniler söyleyip apaçık hedef şaşırtmışlar


Soytarısıyla yalancısı bu köyün bir gün gelmiş elele vermiş


Bildik beyaz camın içine girip siyah yalanlar söylemiş


Onların baktığı yerden bütün köy çok aptalmış


Çünkü aptal olmasalar böyle aldanmazlarmış


Değil mi ki bütün köy olana bitene bakmış ses çıkarmadan


O zaman başlarına gelenlere müstahaklarmış










Ah ne güzel ninniymiş bu cehalet


Herkes dalıp uyumuş nihayet


Top atsan uyanmazmış ne rehavet


E benim köyüme ee ee










Aslında köyün akıllısı çokmuş


Alimi dedesi filozofu çokmuş


Var diye bas bas bağırıyorlar ama hiçbirinin söz hakkı yokmuş


Çünkü bilene düşünene yazana kargaların itirazı çokmuş


ve onlardan öğrendikleriyle kurnazlar herkesi uyutmuş










Güzel köyüm ne zaman uyanırsın


Bu duruma ne kadar dayanırsın


Sanma ki uyurken kazanırsın


Hadi köyüm ne zaman uyanırsın

Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal