28 Aralık 2010 Salı

DENİZ İÇİNDE OLMALI İNSANIN YADA İÇİ DENİZ GİBİ

Yazınızı okudum,merhaba.



Tam sizlik bir yazı olmuş, içtenliği tartışılmaz ama içeriği günlerce eleştirilebilecek.
Veya tam tersi,içeriği tartışılmaz ama içtenliği konuşulabilecek.


Hangi sebeble olduğunu pek de çözemediğim,herşeyini kendi başına kontrol edebilme duygusunun en belirgin örneklerinden biriydi tekne deneyiminiz.Keşke yaşamda gerçekten böyle olabilse.


Geçmiş olsun.


Ata binmek gibidir tekneye sahip olmak ,binebilmeyi sağlamaz tek başına,çoğu kimsenin yardıma ihtiyacı vardır üzerine çıkmak için ve hatta köpek beslemek gibidir,yanında yürürken senin güven duygunu pekiştirecek bir iletişim oluşturmalıdır,bir ayakkabı gibi değildir istediğinde çıkarıp bırakıp istediğin zaman giyebileceğin.
Yanı önce bazı anlayışların gelişmesi lazım teknede rahat olmak için,mutlaka kimseye ihtiyaç duymadan binebileceğin atlar ve yanında güven duyabileceğin canlılar vardır ama buna rağmen atı koşumuyla köpeği tasması ile kontrolümüzde tutmayı yeğleriz onun da ruhu olduğu gerçeğini atlayarak,bedenini kontrol amacıyla.


Güvensizliğimizden.


Aslında bu ona değil kendimize güvensizliğimizin getirisidir.Biz köpeği tasmasıyla gezdirirken belki de o bizi tasmasının ucunda gezdirmekte ve kontrol etmektedir.


Deniz farklı bir kavramdır,yani tasmanın bir ucudur,öbür ucunda da biz,bunu biraz kafası çalışan herkes hisseder.Denizi sevmek dogasında vardır insanın,var oluş nedenidir sahip olduğumuz yaşam şeklinin.Ve de bu nedenle denizle biraz içiçe olduğumuzda onu sevdiğimizi düşünmek kadar doğal bir algılama yoktur.
Yani denizi seviyorum demek veya öyle hissetmek bir ayrıcalık değildir.


Ama bu sevgi sürecinin devamlılığını ve şeklini, her ilişkimizde olduğu gibi,bir süre sonra, ondaki yaşanmışlıklar ve fayda zarar ilişkisi belirler .


Birtek ayrıcalık vardır bizi farklı kılacak,
en güzel deyişi ile düşünürün "deniz olunmalı" tarifine sahip olmak
 yani "içinde deniz olması"dır insanın,başka çıkarların değil.

Deniz ve yelken adına
Erkut Soysal

4 Kasım 2010 Perşembe

KNİSTİN VALFI

Deniz suyu vanalarındaki en önemli detay,kullanılan vanalarla hangi amaçlarla
deniz suyunun tekneye alındığıdır.
Kinistin ;su balastlı teknelerde ana ve trim balastları için alınan suyu
kontrol edebilen vanalardır.genellikle aynı kanallar tahliyede
kullanılırlar.Submarıne sistemlerde kullanılan bu vanaların bir balast sandığına
bağlanması işlevinin gereğidir ve vananın adı ile Knistin sandığı diye
adlandırılır.Teknelerde kullandığımız diğer vanalar ise amaçlanan yönlerinin
dışında istem dışı veya tersine çalışmamaları için değişik sistemlerle kombine
bağlanabilirler.Örneğin sifon,örneğin tek yönlü kontrol valfleri,seviye
düzenlemeleri.
Erkut SOYSAL
0 536 366 65 51

From: Tuncay Şenyurt
TEŞEKKÜR-Kinistin vanası hakkında kısa bir bilgi

 

Merhaba,

Denizcilerin ve
tersanecilerin gayet iyi bildiği bir sözcük olan “kinistin vanası”  ve
beraberinde “kinistin sandığı” denizden tekneye ( daha doğrusu gemiye) muhtelif
amaçlarla kullanmak üzere su alınması işlevini sağlayan vana donanımdır.
Küçük teknelerde
kinistin  sandığı yerine kullanılan ve doğrudan tekne gövdesine bağlanan vanalar
(sea cock) mevcuttur. Büyük gemilerde içine insan dahi girecek boyutlarda
kinistin sandıkları bulunmaktadır.




Konu hakkında bazı
internet sözlüklerinden alınan tanımlar aşağıdadır;

 Gerektiğinde bir
tekneye denizden su almak için su kesiminden aşağıya konmuş ve gerektiğinde
uzaktan açılıp kapatılabilecek valf.


Kinistin sandığı İngilizcede “sea chest” olarak;
kinistin valfi ise “sea valve” olarak adlandırılabilir.Denizcilik İngilizcesinde
 “kingston valve” olarak da kullanılabiliyor.

Dilimizde teknik sözcüklerin karşılıkları biraz karışık
olabiliyor. Bazı sözcükler ise İngilizce (ya da bir başka dil kökeninden) Türkçe
yazılımı ile Türkçeye taşınabiliyor. Örneğin “double bottom” dip yapısını tarif
eden ve “çift dip” anlamına gelen bir sözcüktür. Ancak Türkçe olarak “çift dip”
dediğinizde genelde konu anlaşılmaz; onun yerine “double bottom” dan bozularak
Türkçeye aktarılmış olan “davlumbot” sözcüğünü kullandığınızda bir çok kişi
bunun ne anlama geldiğini bilir.

Bu nedenle, gerek genel teknik dil; gerekse denizcilik
terimleri bakımından “şu şudur” ya da “şu şu değildir” demek çok da kolay
olmamaktadır.

Saygılarımla,

Tuncay Şenyurt

Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Müh.














From:
denizciler@yahoogroups.com [mailto:denizciler@yahoogroups.com] On Behalf Of Ahmet CELENOGLU
Sent: Sunday, October 31, 2010 3:39
PM
To:
denizciler@yahoogroups.com
Subject: Re: [Denizciler]
TEŞEKKÜR
Kinistin
bir çok kaynakta geçmektedir. Teknelere su almak veya basmak için kullanılan
bağlantıları adlandırmak için Türkçe'de kullanılmaktadır. Bu kelimenin Türkçe^de
kullanılmadığını gösterien bir kaynak gösterirseniz sevinirim.
2010/10/30 Kaan ERDEM <kaan@alestaegitim.com>
Küçük ama
gerekli bir düzeltme,
Bahis
konusu vananın adı kinistin değil Kingstondur.
Ne yazık ki
kulaktan dolma bilgi ile bu hataları hep yapmaktayız.
Sevgi ve
Saygılarımla,










 




















3 Kasım 2010 Çarşamba

GARİP ADA

İnşaat sektörünün önde gelen firmalarından xxxxx, Türkiye'nin tek imarlı adası Garip Ada'yı 32 milyon dolara alarak turizme girdi. İzmir Dikili'de bulunan adanın ismini xx-İsland
olarak değiştiren şirket, ada üzerine 5 yıldızlı otel ve villalar inşaa edecek.
Garip Ada'nın satışında daha önce Yunanlıların da ismi geçiyordu.

xxyapı, ada üzerine toplam 350 milyon dolarlık yatırım yapacak.
xxyapı ayrıca ilk kez tamamı 1+1 dairelerden  oluşan bir projeyi de satışa
çıkarıyor. 888 daireden oluşan projenin fiyatları yarın açıklanacak.
358 BİN METREKARE
358 bin metrekare yüzölçümüne sahip olan Garip Ada, Dikili'ye 4 km, Çandarlı'ya 10 km,
Bergama'ya 19 km uzaklığında bulunuyor.
Yunanistan'ın Midilli Adası'na bu adanın uzaklığı sadece 13 deniz mili.

Hiçbir inşaatın olmadığı adanın yüzeyi genel olarak düz ve pürüzsüz. Yer yer
çam ve zeytin ağaçları ile kaplı olan adanın güney sahili boyunca uzanan
yaklaşık 500m uzunluğundaki kum bandının genişliği 100-200 m.

Ada ve çevresinde sıcak su kaynakları da bulunuyor.

---------------------o---------o----------o------------o-------------o----------

Ada tapulu ve sahipli,sahibi satmış,bir yapı firması almış,buraya zaten kimse
giremiyor yasalar gereği, adamın babasının malı.Halka açık bir yer değil,hemen
kara ile arasında başka bir ada ve yerleşim kompleksi konaklama tesisi var
mükemmele yakın bir tesis,hep hayranlıkla seyrederiz ,evet buraları mükemmel
yerler bu konuda hiçbir farklı görüş yok,ana karadaki köyün sahilinde bir
restoran var,sadece bu restoran için  ve roma hamamını görmek için onlarca tekne
buraya gelir yemek yer ve konaklar,buraya kimse yüzmeye denize girmeye gitmez
çünkü bu koy tümüyle çamur, balçıktır.

İki ada arası Kalem ve Garip arası bir doğa harikasıdır,Bu da kabul,üç beş tekne gelir demirler konaklarlar,keyfini
çıkarırlar,uygun havalarda,pek demir üstünde yatmaya gelmez her havada,ama köyün
koyu balçıktır,demirini almaya kaktığında zor sökersin ve
yıkamadan toplayamazsın tekneye simsiyah bir çamurdur.
Bu sebeble demir yeri olarak genelde, bu çamura rağmen köyün koyu seçilir.

Şimdi ciddi bir şirket buranın doğasına uygun tesislerle burayı kullanılır
hale getirmeyi halka açmayı planlamış,satın almış,devletten kiralamamış,bana
,sana ait bir araziye el koymamış,asıl garibi karşı çıkmamızı isteyenlerin hemen
tümünün hemen deniz kıyısında istedikleri gibi tasarrufta bulunabildikleri
yerleri evleri var iken ,daha ne yapılacağını anlamadan,sanki sadece kendileri
doğaya duyarlı imişler gibi kullanımımıza açılacak  böyle bir güzelliğe bizimde
karşı çıkmamızı ıstemeleri.


Erkut SOYSAL

16 Ekim 2010 Cumartesi

FADO VE DENİZCİ

FADO MÜZİK

Şarkılarla ezgilerle denize uğurlanmak,dönüşlerine özlemi nağmeleştirecek,müzikleştirecek kadınlara sahip olmak,denizle paylaşabilmek denizcisini,işte Fado bu.Kadınca ağıtların sahiplerinin tapınağındaki müzik sunağı.



Fado, 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türüdür. Fado'nun tam bir çevirisi olmamakla beraber, kelime anlamı kadere veya alınyazısına yakındır.



FADO
FADO MÜZİK



video
Fado, balıkçı, kaşif ya da denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen 19. yy Portekiz kadınlarının artık beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Bu nedenle Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür.


Fado'nun, isimlerini Portekiz'in Lizbon ve Coimbra şehirlerinden alan iki türü vardır. Coimbra'nın sade bir tarzı olmakla beraber Lizbon fado'su daha yaygındır. Günümüz Portekiz'inde modern fado bir çok ünlü müzisyenin icra ettiği popüler bir müzik dalıdır.


Klasik fado bir Portekiz gitar ve bir klasik gitar eşliğinde tek bir şarkıcının performansıyla icra edilmektedir. Modern fadonun ise yaylı çalgılar dörtlüsünden tüm bir orkestraya kadar çeşitli uygulamaları mevcuttur.

İSTANBUL KÜLTÜR SANAT





20. yüzyılın en ünlü fado sanatçısı Amalia Rodrigues'dir.


deniz - yelken
adına
Erkut Soysal







12 Ekim 2010 Salı

GÖZTEPE SPOR KULÜBÜ DENİZCİLİK ŞB.DERNEĞİ

Sevgili Göztepeliler,


Sizlere canımızı acıtan geçmişi birazcık hatırlatıp konuya öyle girmek istiyorum.


2002 yılında,
bu yönetim dönemindeki başkanımızın vefatı nedeni ile konuya tekrar eğilmemle öğrendiğim,
rahmetli başkanın görev süresince gerekli genel kurul ve beyanları ilgili mercilere yapmadığı için,
dernekler masasınca,en son benim verdiğim beyanların esas alınması nedeniyle yasal işleme muhatap olduğumu bilmenizde fayda umuyorum.


Bu tarihe kadar iki yönetim devresi süresince yönetim kurulunda görevli olmadığım halde dernekler masasına ulaşmış en son ,bana ait görev süremi kapsayan beyandan yola çıkılarak ,95 yılında görünen başkan olarak sadece bana ulaşabildiklerinden,vefat eden başkanın eksiklerinden sorumlu olarak yargılandım.


Yönetimde bile olmadığım bu sürecte gerekli yasal prosedürler yerine getirilmemiş olduğundan,açılmış olan derneğin feshi davasına 95 yılındaki yönetim devresi Yönetim kurulu başkanı olarak katılmak gibi ağır bir görevi yerine getirmek zorunda kaldım.


O günkü acımla, bazı arkadaşlarımın ,görevleri olduğu halde kulübe ilgisizliğini anlatabilmek ve derneğe fesih davasının açılmasına neden olmalarını kınamak amacı ile kullandığım bir deyişe alınganlık gösterenler oldu.Ama beni şimdi  mutlaka daha doğru anlıyacaklarına inandığım gibi , benim böyle ağır bir yükümlülüğü yerine getirirken,bunun bir tarihi yok etmek değil,onurlu ve şaibesiz bir elveda olduğunu hissedeceklerine o zaman da hep inandım.


Kaldı ki tarihi hiç birimiz yok edemeyiz,hele Göztepe gibi bir tarihi asla.
Anıları temiz tutabilmek,koruyabilmek bazen yaşamın önüne geçebiliyor.


Şimdi,
2002 yılındaki mahkeme kararı dernekler masasında bilmediğim nedenlerle  işleme girmediğinden,halen dernekler masasında mükellefiyetlerini yerine getirmemiş ama açık görünen
GÖZTEPE SPOR KULÜBÜ DENİZCİLİK ŞUBESİ DERNEĞİ nin başkanı olarak yeni bir yargılama süreci ile karşı karşıyayım.


Gerekli beyannamelerin 2006 yılında verilmediğinden bahisle para cezası ile cezalandırılıyorum.
İki şık var,ben hukukçu değilim ama derneğin açık göründüğü varsayılıyor,ya gidip mahkeme kararını çıkartıp işleme konulmasını sağlayacağım,ya da yasal işlemleri tamamlayıp bu derneği yaşatıp yaşatmıyacağıma karar vereceğim,tabii ki mümkünse.


Bu dernek benim malım değil,benim asli görevim yaşatmak bunu biliyorum ama sizler istemedikten sonra bu mümkün değil.
Saygılarımla.


Erkut SOYSAL

24 Eylül 2010 Cuma

KİKLAD KAYIĞINI BAŞARI İLE YAPTIK VE DENİZE İNDİRDİK

Her zaman aklımı çelmiştir bu tür projeler,evet bazı değerler evrensel ve göz ardı edilmemesi gerekir,ama bize ait bir değer yok mu hiç,bu konuda eğitim almışların araştırmaları gereken,kendilerine verilen emeğin ve paranın karşılığı olabilecek.

Bana ne Kiklad kayıklarından,günümüze bir teknoloji mi aktarıyor,adalar arasında kürekle mi irtibatı sağlıyacağız,
sportif değeri mi var,yoksa ödeneği mi cazip,
kikladın değerlerini yaşatmak bize mi kalmış,bir sürü değerimiz heba olur giderken.
Adı üzerinde Kiklad kayığını kendimize mi,yöremize mi maletmeye çalışıyoruz.
İkincisi:
bando-mızıka,yüksek zevat,kokteyl, sunumlar.
Zengin ülkeyiz vesselam.









 Sanki uçak gemisi yaptık suya indiriyoruz.

Erkut Soysal

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Bordalamak

Tüfenk icad oldu mertlik bozul   madı tüfengi de kullanmak gerek
http://www.facebook.com/video/video.php?v=431311283549&ref=mf

20 Temmuz 2010 Salı

CAPE HORN U DÖNMEK

TEK DÜMENCİ YETMEZ

Caphorn Volvo ocean race
Yükleyen Just1Kiet. - Daha fazla spor videosu.

Bir trim analizi

Anlatmakla olmuyor maalesef,
birazda içten gelmesi ve anlayış gerekiyor.
Görünen trim bu.

genoa nın görünmeyen yakasını üste taşırsak

Boom un aşırı tansiyon sonunda aldığı durum herhalde dikkatlerini çekmiyor,güngörmezdeki hook ve içe dönüklük büyütürsek belirgin görülüyor.

 
Genoa -anayelken trim esasları

İstediğin kadar ben amatörüm de,
amatör olmak öğrenmemek için bir geçerli sebeb değil,zaten bu işte en üst nokta amatör olabilmektir.
parayla bunu öğrenemezsin.

Erkut Soysal
Deniz-Yelken adına

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Yoruma gerek olmayan,altına imza atılan,

From: nedim ince

Sent: Monday, July 19, 2010 4:47 PM

To: yelkenyorum@ gmail.com

Subject: soru sormak





Merhaba,

Büyük oğlum Ulaş Kanada Vancouve^'da UBC'de Sosyoloji Yüksek Lisansı yaptıktan sonra ABD'de Cornell Üniveristesi' nde Siyaset Bilimleri doktorası yapmaya başladı ve tezi yazma aşamasına geldi. Bu bilgileri neden veriyorum tabii ki oğlumla gurur duyuyorum ama yazmamın asıl nedeni:

- Ulaş ne öğreniyorsun? soruma;

- Baba soru sormasını öğreniyorum.

yanıtı vermesini aklıma mıhladığım içindir...

Selam ve sevgiyle...

Dr. Nedim İNCE



Not: Ulaş yaşamı 8 yaşından itibaren denizi de içine alacak şekilde öğrendi. Ne yazık ki akademik kaygılar lise sonda lisanlı yelken yarışçılığının sonu oldu.

Yakıt iskelesine uçak yanaşırmı diye soranlara.


Erkut Soysal

İSTERDİM

Oğlumun denizci olmasını isterdim.







Ne “Moda kulübü”nün saygın üyelerindenim


-orası bizim için deniz suyundan daha tuzlu-


Ne de eski bir denizci soyundan geliyorum.


Buna bakmaksızın,


Oğlumun denizci olmasını isterdim.


Deniz sonsuz bir kavga alanıdır.


Deniz kavgacıdır.


Oğlumun kavgacı olmasını isterdim.


En iyi, en temiz, denizde düşünülür.


İsterdim ki oğlum,


Kavga’dan ayrılmadan,


Kavganın içinde düşünen bir adam olsun.


Denizin gözü pek’tir.


Denizcinin de gözü pek,


Denizle yüz be yüz dövüşülür.


İsterdim ki oğlum,


Yüz be yüz dövüşmekten tat alsın.


Diyeceksiniz ki:


“İşte bunda haltettin!


Arkadan bıçak atmasını bilmeyenler,


Bu kara toprak üstünde, kendileri


Sırtlarından bıçak yiyerek devrilirler”


İyi ya, işte ben de onun için,


Oğlumun karada kancıkça dövüşen bir bücür değil,


Denizde yüz be yüz dövüşen bir dev olmasını isterdim.





Orhan Selim



Akşam Gazetesi'nde 08-Ağustos-1935’ günü “Orhan Selim” takma adi ile yayımlanan

Nâzım Hikmet şiiridir

Erkut Soysal

12 Haziran 2010 Cumartesi

YILDIZLAR KAYMAYA DEVAM EDİYOR

Denizcilik ve yelkencilik dünyası bir dostunu daha yitirdi. "Temel Reis" olarak tanınan Engin Sili'nin ve Müge Sili'nin babaları, deniz sektöründe başarıları ile tanınan Mustafa, Faruk ve Mümtaz Ünel'in dayıları Çocukluğumuzda bizlere, denizi, yelkeni ve el becerisi ile yapılan tamir ve bakım işlerini sevdiren hocamız, amcamız, Orhan Sili vefat etti.

İstanbul Yelken Kulübü'nün 393 numaralı üyesi ve "Mahallenin Ağabeyi" olan Orhan Sili, yarın (13 Haziran Pazar) Kızıltoprak Zühtüpaşa Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
Esprili ve nüktedan kişiliği ile tanınan Orhan Sili yakın dostlarının deyimi ile "Mahallenin babacan ağabeyi" idi. Pek çok gencin denizle tanışmasına ve yelkeni sevmesine neden olan Orhan Sili'nin dostları O'nunla son kez Kızıltoprak Zühtüpaşa Camii'nde yarın ikindi namazında buluşacak ve arkadaşlarını sonsuz enginlere "yolcu" edecek.


Ailesine, yakınlarına ve tüm dostlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Türksail'den y.

Sudaki izler   ,suda bile görülen ayakizleri,onları görebilmek, beklenen başka bir şey yok,daha önemlisi yok çünkü.


Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

FRANK DYE YİNE YELKEN AÇTI- BU DEFA SONSUZLUĞA

From: Gencer Emiroglu

Sent: Saturday, June 12, 2010 1:58 AM
To: denizciler@yahoogro ups.com ; yelkentur@yahoogrou ps.com ; yelkenciler ; piratturk
Subject: Efsane denizci Frank Dye vefat etti


Önemli olduğunu düşündüğüm bir denizcinin vefatını paylaşmak istedim. mesajlarda bahsini görmedim.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hareketli salmalı açık tekne (Openboat) denizcisi kabul edilen Frank Dye vefat etti.
Hareketli salma açık tekneler sığ sularda yelken eğitimi, hafif gezinti ve regatta amaçlı kullanılırken, Dye bu tip bir tekne ile (Wayfarer tipi) zamanında ve hatta bugün dahi imkansız sayılacak açık deniz seferleri gerçekleştirdi.
Tekne, Pirat ın hemen hemen aynısıdır. Pirat ın sandviç zemini kaldırın, bordasını çok çeneli yapın, bir Wayfarer elde edersiniz. Dye böyle bir tekne ile İskoçya dan İzlandaya,
İskoçya dan Norveç e gitti.
650 millik açık deniz mesafeleri.
40-50 knot luk fırtınalarda direk kırdı, teknesi defalarca devrildi, buz gibi sulara düştü, teknesini düzeltti devam etti, 650 mil gitti, 60 lı yıllarda... Hikayelerini yazdığı kitaplarda diğer denizcilerle paylaştı. Birçok insana ilham kaynağı oldu.
Allah rahmet eylesin
hayat hikayesi The Telegraph de yayınlandı:
http://www.telegrap/ h.co.uk/news/ obituaries/ 7818796/Frank- Dye.html
-Gencer Emiroğlu




İki gün önceki yazımda değinmiştim,yine yıldızlar kayıyor.



http://deniz-yelken.blogspot.com/2010/06/kronometre-calsyor-gene-yaz-geldi-sen.html

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal
Aşırma Praçera nedir.?



Genelde kitaplarda” kavançalı seren yelkeni” diye tarif edilse de,praçera yelkenin bumbası olmayan tipidir.Sabit praçera dan farklı donatılır.
Karula yakası teknenin başında bir yere veya direğin topuğuna bağlanmıştır.

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal




Her tramolada seren ve karula yakası rüzgaraltına aşırılır,bu direğin her zaman rüzgar üstünde kalması demektir.Amaç yelkenin kendi formuyla serbestçe çalışmasıdır.
Sabit praçeralarda ise karula yakası direk dibine bağlanır,kandilisa serenin yaklaşık ¼ üne yani dörttebirine bağlanır.


Latin yelkenin bunlardan farkı orsa yakasının serenli olmasıdır.

10 Haziran 2010 Perşembe

KRONOMETRE ÇALIŞIYOR

Kronometre çalışıyor,
gene yaz geldi,
"sen biliyor musun ben denizde doğdum "
diyen yavrularımız,bebelerimiz büyüdüler,serpildiler biraz daha,yavaş yavaş anlatacak şeylerimiz de dibe vuruyor gibi görünse de , bize fazla farkettirmeden her gün yeni yorumlara varmamızın güzelliğini yaşıyoruz,bırakıp gidenlerimiz oluyor ara ara,başka ufuklara göç ediyorlar arkalarında bıraktıkları izleri kovalayanların olduğunu bilmenin mutluluğuyla,gitmenin mutluluğu mu olurmuş? diye bakabiliriz aslında,gitmek yanlış, kalıp savaşmak üretmek, paylaşmak lazım dese de bir çoğumuz kurallar böyle,elden bir şey gelmiyor,hem doğru hem yanlış bir yorum bu hayat için,bu nedenle hiçbir zaman böyle demedim,mutlaka yapılacak bir şey vardır diye düşündüm hep sanki her şeyi becerebilecekmişim gibi,anlatabilecekmişim gibi,en azından uyarırız diye düşünürüz hep,onlar bunu rahatsız edilmek gibi algılasalar da,anlamaları gerekiyor,bizim yaşadıklarımızı yaşama şanslarının olmadığını ve her yaşanmışın üste koyulmuş bir değer olduğunu,bunun, onların daha az yaşıyacağının ve daha az öğreneceklerinin yaşamışlarca düşünüldüğünü göstermiyeceğini de bilmeleri gerekiyor.
Dalında olmaları için.



Erkut SOYSAL



1 Haziran 2010 Salı

Tekneyi paylaşmak-Yaşanan bir olay üzerine

NASIL ÖZGÜR OLUNUR




Denizin tarifinde kullanırız bir çoğumuz bu özgürlük kavramını.Tekne en büyük ve önemli enstrumanıdır bu olgunun. Ona sahip olmak onu kullanmak denize hakim olmak yaşama hakim olmak gibi algılanır çoğunlukla.Özgürlükle özdeşleştirilir.


Bu yanlış ve hastalıklı düşünce tekne sahiplerinin çevreye davranışlarını da etkiler.Tekne gerçekten algıladıkları gibi bir güç,bir statü belirleyici unsur ve özgürlükle birlikte üstünlük aracıdır fakat bu olgularını görebilmek,yaşayabilmek ve kullanabilmek için ona farklı açıdan bakmak gerekmektedir.


Tekne bir vitrindir aynı zamanda,sahibini öne çıkaran talebini arttıran, bunları sağlarken de eğiten ,farklılaştıran bir yanı vardır teknenin.


Ama bir farklı yönü de vardır bunları sağlar iken,


Yetinmeyi öne çıkarır tekne,artan talepleri ve yükselen çıtayı karşılamak zordur.Paylaşmayı da öne çıkarır tekne,çünkü bir kaçış olarak tarif edilse bile aslında bir vitrin olduğunu söylemiştik,bu nedenle keyif alınabilmesi bakılan, seyredilen bir vitrin olmasını gerektirir,başkalarına ihtiyaç vardır haz alabilmenin ,yani paylaşılmayan veya paylaşılamayan bir süreç mutlaka sonuçta yoracaktır.Paylaşım bu fiziksel gereksinmeyi de sağlar ruhsal getirisinin yanı sıra.Taleplerin asgariye indirilmesi ve yetinmenin öğrenilmesi yanında olayı paylaşabileceği kişilerin sürekliliğinin sağlanması da en az bunlar kadar önemlidir.Burada da onlara karşı davranışlarda, tahammül edilebilir olmanın yanı sıra tevazuu ön plana çıkar.


Tekne kimlerle paylaşılır sorusuna yukarıda gerekçeler sıralamamıza rağmen bunlar bizi yine de yanıltır.


Tekne ızdırapların,problemlerin zorlukların paylaşıldığı bir ortam olmaktan çıkarılmalıdır.Tekne her türlü eksiğin,zorluğun sıkıntının paylaşıldığı yer değil onların keyif haline, haz haline getirilmesi, alınan tadın ve bilginin paylaşılmasının öne çıkarılması gereken bir mekandır.Yanılgı burada başlar,bizler hep yaşamı paylaşmak gibi algılarız tekneyi paylaşmayı,belki doğru,belki yanlış,


Oysa karar vermek ve kontrol edebilmek yaşamı ,yani kendin düzenleyebilmen hayatı ,herkese nasip olamıyacak kadar az rastlanan bir hediyedir.


Bence.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Güzel bir simülasyon

Yelken tiriminin ne anlama geldiğini çok kolay anlayabileceğimiz bu program
bir çok yeni başlıyanın aldığı eğitimi sorgulayabileceği bir simülasyon olarak dikkati çekiyor.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

TEKNE ALMAK-YAPMAK

Tekne almak ile denize kavuşmak arasındaki farkı çok iyi kestirmemiz gerekiyor,hele tekne yapmakla tekne almak o denli farklı ki.



Hep savımız şudur.Eğer denize komşu yörelerde doğmuş büyümüş isek deniz çocuğuyuz deriz,ama inanın ki deniz kıyısında doğmak yetmiyor bazı şeylere,denizin sizin tercihleriniz arasında da ilk sıralarda olması önemli,öyle ikilemler yaratır ki tekne sahibi olmak,bir yandan size yeni ölçüler ve dünyalar getirirken iken öbür yandan ,karasal sorumluluklarınız ve bağımlılıklarınızdan henüz ayrılamamanız nedeniyle mevcut dünyanızda bile bir ağırlık olarak önünüze dikilebilir.


Gelelim felsefesine.


İnsanın istediği yerde istediği şekilde ölebilmesi özgürlüklerin en üst sınırıdır aslında.


Denizi,denizde ölmek için değil,denizi yaşamak için istemeliyiz.


İki şekli var bunun,ya koşullarınızın yeterliliği artık bir tekne sahibi olmanız gerekliliğini önünüze getirir,ya da bir kariyer ve toplumsal statü belirlemesi amacı ile siz bir tekne sahibi olup statünüzü belirlemeğe çalışırsınız.İşin en zor tarafı bu sınıflamanın dışında da oluşan benim neyim eksik anlayışı ile sadece sahip olma dürtüsü ile edinilen tekneyi götürebilmektir.Koşulların yeterliliği oluşmamış ise taşıyamayacağınız bir yüktür ya da karasal sorumluluklarınızı yerine getirmenizde engeldir.


Tekne sahibi olmak her bireyin en doğal haklarındandır bence.Bu böyle iken ikinci güzel taraf pahalı bir nesne değildir aslında tekne.Denizin size getirdiği aktivitelere belirli bir bedel ödüyorsanız kendi rutininizde,aynı ölçülerde harcama ile bir tekne edinmek olayı çok daha ekonomik ve keyif alınır hale getirir.


Koşullarınız neyi elveriyor ve sizde hangi talep oluşmuş ise,ister tekne alın ,isterseniz kendiniz yapın.İşin ekonomisine ve kıyaslamasına hiç girmeyin,yeter ki tekneyi niye istediğinizi iyice çözün ve bir kağıda aradıklarınızı dökün,açıkça ve yüreklilikle,o zaman zaten nasıl bir tekne edinmeniz gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.Eğer isterseniz bu dökümü iletin size nasıl bir tekne gerekebileceği konusunda geçerli doğruları iletebilelim.


Sevgilerimle.


Deniz-yelken adına






Erkut SOYSAL



28 Nisan 2010 Çarşamba

KENDİ TEKNENİ KENDİN YAPMA SADECE NE İSTİYORSUN ONU SÖYLE





Kendi teknesini yapmak.


Eskiden her sahil sakini topluluklar kendi teknelerini kendileri yaparmış,sahilin her karışında ormanlar sedir,selvi,gürgen karaağaç kaynarmış,bu sahillerde çok sayıda çok yetenekli ustalar yaşarmış,işi o denli ileri götürmüşler ki kendi yörelerine has ölçüleri ve dizaynları yaratacak kadar uzmanlaşmışlar,yaptıkları teknenin kimin eseri olduğu daha yüz metreden belli olur tanınırmış.Usta çırak ilişkilerinin geliştiği kadar ve hatta daha fazlası imeceyle paylaşılan yapımlarmış.İşleri buymuş insanların,üretmekmiş bütün uğraşları ve paylaşarak üretmek. Ağacı tanırlarmış,reçineyi tanırlarmış,kendiri,keneviri,ipeği,rendeyi keseri hızarı tanırlar ve kullanırlarmış,demiri,bakırı,bronzu da tanıyıp işleyebilirlermiş,teknede gerekli olan ,işleri buymuş insanların ve tekne yaparlarmış,hem kendi teknelerini hem de başkalarınınkini.

Erkut SOYSAL

27 Nisan 2010 Salı

2-05-2010 YARIŞI



2-5-2010

Tarihinde oluşması muhtemel İzmir körfezinde rüzgar koşullarını incelediğimizde beklenen düşük ve değişken rüzgarların yat yarışlarının yapılmasına yeterli olup olmayacağı bu günden kestirilememektedir.

Her ne kadar körfezin kendine has rüzgar sistemleri her an oluşabilirse de genelde bu günkü verilerle ,esse bile düşük havanın hakim olacağını varsayabiliriz.

Böyle düşük havalarda mevcut en büyük yelken alanları tercih edilir iken teknenin kendi ağırlığının da asgariye indirilmesi ve fazlalıkların mutlaka boşaltılması yani teknenin hafifletilmesi alınacak sonuçta etkili olacaktır.

Kullanılacak spinnaker donanımınında bu hafif havaya uygun olarak hafif hava balonları seçilir iken kontrol halatlarından ıskotalarda da taşınabilecek en hafif olanları seçilmelidir.Bu gereklilik genova ıskotaları için de geçerlidir.

Yelken ve direk uyumunu sağlıyacak kıç istralya ayarlarının çalışabilir halde olduğu kontrol edilmelidir.Yine bu anlamda outhaul,mandar ve lechrope unda işlerliği kontrol edilmeli,çarmık ayarlarımız gözden geçirilmelidir.

İyi rüzgarlarda tekneyi götürmek çok kolay iken hafif havalarda iş tamamen dikkat ve sabır ve beceriye dayanmaktadır.Tekne dengesinin uygun ayarları ve muhafazası da bu tarz yarışlarda sonuca etkili olduğu halde pek dikkat edemediğimiz bir gereklilikdir.

Bir teknenin diğer bir tekneyi geçebilmesi için,handikaplarla bütün teknelerin eşitlendiğini var sayar isek ve bütün teknelerin en az bizim kadar bu şartları bildiğini peşin olarak bilirsek,yarışların az hata yapılarak kazanılan,başarılı olunan aktiviteler olduğunu açıkça görebiliriz.

Az hata ise, stratejik olguları dışarıda bıraktığımızda, tamamen ekip uyumu ile sağlanabilir.Bu sebeble ekipte görev almış karar organlarına inanmak ve güvenmenin bizim de daha az hata yapmamızı sağlayacağını bilmemiz gerekmektedir.



Erkut Soysal





24 Nisan 2010 Cumartesi

Bağlama kütüğü uygulama yönetmeliği değişikliği

24 Nisan 2010 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 27561



YÖNETMELİK

Ulaştırma Bakanlığı (Denizcilik Müsteşarlığı)’ndan:

BAĞLAMA KÜTÜĞÜ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK



MADDE 1 – 14/9/2009 tarihli ve 27349 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) 18 Gros tonilatodan küçük ticari gemileri,

b) Boy ve tonajına bakılmaksızın;

1) Ticari deniz araçlarını,

2) Özel kullanıma mahsus gemi ve deniz araçlarını,”



(2) 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre

23 Nisan 2010 Cuma

TEK GERÇEK

Doğruları yazıyorsunuz,feveran başlıyor,fan guruplar ,yandaşlar devreye giriyor,mutluluktan ,paylaşmaktan bahsetmeğe başlıyorlar,anlamıyorlar ki başarısızlıklar ve saçmalıkları paylaşmak yerine gerçek bilgiyi paylaşmak gerek .
Oysa hayat sadece mutluluktan ibaret değildir,bizim de işimiz birileri mutlu olacak  diye susmak değildir,birileri mutsuz olacak diye bildiklerimizi,inandıklarımızı söylemekten kaçınamayız.
Hayat tümüyle gerçeklerden ibarettir,sadece mutluluktan değil.


Evet gerçek şudur.


Konumuz deniz ise,tek gerçek yetmektir.
Yeterliliği olmayanların,yeterliliği olanların haklarını gasp etmelerine karşı çıkmak bir insanlık görevidir,
Yetersiz,yetkisiz kişilerin sektörde görev yapan yeterlilik sahiplerinin haklarına tecavüz etmelerine izin vermemeliyiz.Birileri mutlu olacak diye.


Denizin her karışında yapacağınız her davranış için yasalar da zaten yeterlilik arar ve bu işi yapabileceğinizi belgelendirir.Bunu tek arayan ben değilim .


Deniz ciddi iştir,denizcilik zor,teknelerse pahalı oyuncaklardır,bir çoğumuzun düşlerinin son sınırıdır tekne sahibi olmak.


Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

YELKENLİ TEKNE SINIFLARI-TİPLERİ

AŞAĞIDAKİ SİTEYİ İNCELEDİĞİMİZDE YELKENLİ TEKNE TİPLERİNİN BİZİM TANIMA ŞANSINI BULDUĞUMUZUN ÇOK ÜZERİNDE OLDUĞUNU GÖRECEĞİZ.



Meraklıların bir çok sorusuna cevap verebilecek detayları da almak mümkün olmakta.
http://www.freebase.com/view/base/sails/views/sailing_ship_class?page=1





Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

22 Nisan 2010 Perşembe

Tekne Transferinde satır başları

Tekne transferinde püf noktaları




Rahat mı etmek istiyorsunuz.
Yanınıza mümkünse tekne sahibini,yada onu temsil edecek bir yetkiliyi alınız.




Bu size en kötü ihtimalle ,

21 Nisan 2010 Çarşamba

DENİZİN DİŞLERİ

Sayın Mehmet Şükrü YILMAZ


İşlerin buralara gelmesine üzülmemek mümkün değil,benim en çok  garipsediğim, alkışlayanların, bu alkışlarının,
yaptığı işlere değil,
aşağıdakiler gibi ,
sadece dürüstçe yazmağa cesaret edişine olduğunu belirtememelerindeki anlayış.

BİR TEKNE TRANSFERİ' 4 üncü bölüm

4 bölüm olan bu yazıyı birinci bölümden başlayarak okumamız olayı daha anlaşılır hale getirecektir.

Kuzeye giden yelkenli tekne rotanızı derhal 180 dereceye çevirin diye bir emir geliyor.

Mecburen uyuyoruz. Güneye inerken telsiz görüşmemizde atış alanı içinde
bulunduğumuzu atış yapan gemilerin Güneyinden ve Doğusundan geçerek tekrar
Kuzeye dönebileceğimizi öğreniyoruz.

TEKNE TRANSFERİ Bölüm 3

Bize bu öyküyü nakleden arkadaşımızın anlattıklarından çıkaracağımız kazanımların en önemlisi yüreklice anlattığı eksiklikleri  kavramamız ve aynı hataları yapmamamızdır

GÜNCEL BİLDİRİLER SHODB

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

20 Nisan 2010 Salı

BİR TEKNE TRANSFERİ ' NDE bölüm 2

12 Nisan Pazartesi tekrar yola revan oluyorum. Niyetim Bodrumda Yalıkavakta alargada
kalmak. Rüzgar sahilden geliyor,
yaklaşık 6 kuvvet civarında, Gökova (Kos ) sorunlu olabilir.

"Gökova ( Kos ) sorunlu olabilir "ne anlama geliyor ben anlamadım.Okuyucuya bu konuda

BİR TEKNE TRANSFERİ ' NDE bölüm 1

Marmaristen İstanbula


Bir tekne transferi .............nden çıkan dersler
Son günlerde yayınlanan anılardan doğru şeyler edinmemiz lazım.Bize aktarılan deneyimden yola çıkarak transferle ilgili sonuçlara varabiliriz

Marmaristen İstanbula 11 Nisan 2010 Pazar gününden başlayarak

12 Nisan 2010 Pazartesi

BODRUM SEYAHATİNDE NOTLARA İLİŞENLER






Yukarıda ilettiğim iki çizelgeden anlaşılacağı gibi,
biraz yavaş olan bir teknenin yapabileceği uygun hızlar için seyir stratejisinde
kontralar seçilir iken VMG gözlenerek belirlenmesinin performansta ne kadar etkili olduğu açıkça görülecektir.

Örnek olarak;

10 knt lık bir havada 100 derece lik bir rüzgar açısı ile en iyi hız elde edilir iken,20 knt lık bir havada en iyi hızın 130 derecelik rüzgar açısıyla elde edildiği ölçülmüştür.

4 knt bir havada 50 derece rüzgar açısı 3.79 knt hız sağlayabilecek iken 80 derecelik açı ile seyirlerle 4.72 knt lara ulaşılabileceği ölçümlenmiştir.



Seyir kontraları tercihlerinde yaklaşım değerleri aynı olsa bile daha verimli hızları uzun kontralar olarak planlamak gereği ortaya çıkmaktadır.
Herkesin bildiği gibi..

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

9 Nisan 2010 Cuma

ASKERLİK, AMA NEREDE?

Eskiden davul zurna ile olurdu,şimdi internetten öğrenip birliğe intikal ediyorlar.
Aslında gene davul zurna çalınabilir,adam sınıfına girmek için gidildiği düşünülürse.

SON 30 YILIN EN SEVİLEN

İSTEKLER ÜZERİNE TEKRAR LİSTEYE ALINMIŞTIR.KEYİFLİ DİNLEMELER

Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

2 Nisan 2010 Cuma

SPI

SPI

HAFTA SONU BİR TEKNEYE MİSAFİR OLUP DENİZE ÇIKMAK

Nasıl ?

Aşağıda bir bölümünün açılımı yapılan başlıklardan kırmızı olanları ,genel uygulamada mutlaka peşinen belirlenmelidir.

Bu başlıklar, teknenin temini ,tekne sorumlusunun tayini,çıkış limanı ve varış limanı ,seyahat başlangıcı,karada olunması gereken zaman olarak genel planlamanın yapılmasından sonra uygulanır.

Nereden-Teknede ne zaman bulunulur-Nezaman tekneye intikal edilir.
Teknede mutlaka seyir öncesi yapılması gereken diğer planlamalar ve paylaşım için uygun bir süre önce bulunulur,gerekirse, seyir için planlanan zaman dikkate alınarak daha sonra belirlenen bu saatte

1 Nisan 2010 Perşembe

19 Mart 2010 Cuma

YARIN DA DENİZDE OLMAK İSTİYORSAK EĞER

Deniz ve yelken öyle bir saplantıdır ki,kendimizi kurtaramayız ona ulaşmak için tüm maddi olanaklarımızı seferber etmekten.



Oysa bilmemiz gereken bu saplantının kendi içinde değerlendirilmesi ile anlam kazandığı ve onu bedel ödiyerek satın almanın hazzının ,hiçbir zaman onu hak ettiğimiz anlardaki hazza ulaşamıyacağıdır.

7 Mart 2010 Pazar

GÜVERTEDE TAZYİKLİ SU-JELKOT İLİŞKİSİ

Bu aralar lokalde oldukça yazışma yayınlandı jelkot hakkında,mutlaka işin uzmanları edinilmiş tecrübelerden kaynaklanan bilgiyi aktarıyorlardır.


Benim anlamadığım ise eğer söyledikleri gibi ise 5-7-8 havalardaki seyirlerde gövde üzerine suyun yani deniz suyunun etkisinin bir yıkama makinesinden gelen suyunkinden daha mı az olduğu ve jelkotun burada yani gövdede nasıl kalabildiği?

Bir sorum daha var, teknenin üstünü basınçlı su ile ( oto yıkamalarda olan makinalar ) yıkarsak jelkot una yada herhangi bi yere zarar gelirmi? Teşekkürler.”

Yani böyle bir sorunun cevabının ",hayır kardeşim bir zarar gelmez",olması gerektiğini düşünüyorum,ve hatta tam tersi görüşle tekne üzerinde hiçbir yabancı partikülün yapışıp barınmasına izin verilmemesi için kimyasallar yerine hiç de aşındırıcı olmayan bu tarz yıkamanın faydalı olacağını düşünmekteyim,

Bence tekne üzerinin matlaşmasına izin verilmemeli su ile iyice yıkandıktan sonra destekleyici cilalarla sathı su ve kir tutmaz hale getirilmelidir.

Deniz ve Yelken adına

Erkut Soysal

8 Şubat 2010 Pazartesi

GÜNEYE İNMEK sonuç

Anlatacaklarımın amacı bilgi kirliliği yaratmak değildir,

vakti olanların bu bilgilere en yetkili yerlerden de ulaşabileceklerini biliyorum.
Bu dağınık bilgileri yine bir amaca yönelik ,
teknemi ne zaman güneye getireyim ne zaman döneyim” araştırması içinde olanlarımızdan kuzeylilerin ne kadar avantajları olduğunu,ne zaman “kuzeye götüreyim ne zaman güneye döneyim” araştırmasında olanlarımızın,tatil zamanının etesiyen rüzgarlara rastlaması sonucu kuzeydekilere göre dezavantajlarıyla görmeye çalıştım.

Birinci bölümdekilerin” uygun rüzgarlarla gitmek “ ve gelmesi arasındaki mevsimler,denizin rahatça geniş anlamı ile kullanılabileceği sıcak mevsimler olup, rahat rüzgarları uygun ısılarla sağlar iken,bu mevsimleri kuzeye çıkarak yukarıda geçirmeyi planlıyanların ,kullanamayacağı rüzgar kolaylıklarına sahip olurlar.

7 Şubat 2010 Pazar

Solar Sailor <<<<<<<<<--------------

SOLAR SAILOR

En çevreci taşıt seferlerine başladı.

RÜZGAR tıklayınız<<<<<<<<-------

RÜZGAR üzerine hazırlanmış rahat anlaşılır detaylar için teşekkürler.
Slayt gösterisi ayarlarıyla izleyiniz.




Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

Bofor skalası nedir

Bofor bofor diyoruz devamlı olarak,aslında çok şey anlatabiliyor denizcilere.

Anemometrelerin olmadığı devirde kullanılmış ve günümüze kadar gelebilen  bu skala tamamen görsel verilere dayanan bir hız ve kuvvet değerlendirmesi ,sınıflandırılmasıdır rüzgarın.
1 ve 2 derecelerinin tarifinde rüzgar gülü fırıldaklarının üzerindeki etkisinin gözlenmesi ile ayrım yapmamızı sağlıyan sistem,bu günkü gelişmiş sistemlerde bile ancak mevcut hareketin algılanabilirliği ile kullanılmaktadır.

İlk kullanan veya yayanın adı ile anılan bu skala ,günümüzde gelişen ölçüm sistemleri ile rakamsal olarak ta tanımlanarak daha iyi anlaşılır hale getirilmiştir.

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

GÜNEYE İNMEK 4


ALINTIDIR

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal
Her yıl içinde, Mayıs sonu, Haziran başı, kuzey rüzgarları, prodrom denilen belirtiyi oluşturur. Bir hafta sonra, sonra yaz meltemi, ılımlı ısı gelir. Rüzgarlı hava güney Rusya'dan oluşuyor. Yüksek dağlar ve geçiş sırasında, hava dışarıda kurur. Yunanistanın ve Ege nin tanıdık parlak mavi gökyüzünü yaratır.

Çeşitli kaynaklardan ve gözlemlerden derlenmiştir

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

GÜNEYE İNMEK 3

alıntıdır.

GÜNEYE İNMEK 2

Meltemi rüzgarı yaz aylarında EGE  BÖLGE ve adalarında esen rüzgarı belirler iken, bu açık hava rüzgarı kuzeyden başlayarak yaz aylarında keyifli bir serinleme sağlar.

GÜNEYE İNMEK-ETESİEN RÜZGAR-MELTEMİ

HER YATÇININ sıklıkla PROGRAMINDA YER ALAN BU EYLEM
BİNLERCE yıldır AYNI SİSTEMLER kullanılarak
KOLAYLAŞTIRILMAKTADIR

ETESİYEN = TİCARET RÜZGARI = Meltemi
YOLA Çıkma VAKTİ

Yıllık rüzgarlar.
                              Rahat okuyabilmek için bölümlerin üzerini tıklayınız

4 Şubat 2010 Perşembe

ANLATMAK AMA ÖNCE KENDİNİ

Denizsiz denizin ne anlama geldiğini birçok kez sorguladı dostlarım.


 

Düşünememişlerdi beni böyle,şimdiki şartlarımla.
Oysa;
Cevap çok açıktı denizsiz deniz anlatımımda.
Yetmektir deniz diyordum.
Bence işin özü buydu.
Kafaca yetebilirdin ama yine denizsiz denizdeydin.
Paraca yetebilirdin ama yine denizsiz denizde olabilirdin,
Bunun yanı sıra sağlıkça da yetmen gerekiyormuş denizli denizler için,


Deniz,
denizli deniz başka bir şeymiş,
alışmamız lazım hepimizin,kaçınılmaz kaderimiz bu.
Ben yaşamın denizli denizlerde bittiği anlarla çok yanyana oldum, yaşadım,
kaderimde varmış diyorum kaderci olmadığım halde.


Önceleri denizli denizlerde noktalamak hayatı,
ideallerimiz ,doğru tercihlerimiz arasında görünüyordu.
Oysa olmayan denizci ,yani anlatamayan,paylaşamayan denizci,yaşamayan asker gibiymiş, bir işe yaramayan.
Bu nedenle ayakta kalmamız lazım.

Nasıl ki denizin tarifinde yetmek varsa,
Denizcinin tarifinde de yetinmek olmalı gibi geliyor bana. Buna değişik gözlerle, tevazu ve hoşgörü gibi de bakabiliriz.
O zaman ayakta kalmanın anlamı ne olmalı.

Paylaşmasını bilmek işin özü,sıkmadan,sıkılmadan,abartmadan.


Neyi paylaşabiliriz.
Çok şey var aslında,alınan dersleri,alınmayan dersleri,düpedüz anıları,
o kadar çok şey var ki,bizce sadece yaşamdan basit bir kesit olsa bile,paylaştıkça büyüyebilecek,bir anlam kazanabilecek.


Dinleyence,anlayanca.


Bence.


Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal