21 Aralık 2009 Pazartesi

HADİ KOLAY GELSİN

Biz Engeceli derdik,ister Sıcağıbükü,isterse Manal olsun.
Geceleri orada seyrederdik, başüstünde sırtüstü uzanıp sabahlara kadar gökyüzünü,yıldızların bir bölümü kayarlardı ,
bize kendilerini gösterebilmek için .
Ya da biz böyle zannederdik,yıldızı değil kendimizi önemsediğimizden.


Kefal dalyanları vardı,çökertmeler,kıyıda öyle restoranlar falan yoktu,bungalov gibi yapılardan oluşmuş bir kamp yeri oldu bir zamanlar, insanlar gelirlerdi.İyimidir kötümüdür ben bilmem,
hatta bir oteli bile vardı.


Tekneyle denizden giderdik,karadan gelen arkadaşlarla buluşurduk burada ve hatta teknelerle gelenlerle aynı demiri paylaşır,sofraları değil ,
sofrayı ortak kurardık.iki saatlik yoldan dostlar gelirdi burada toplanır konaklardık,kendi teknemle olmasa bile.


Orada birini tanımıştım,surf eğitmenliği yapıyorum demişti hatırladığım kadarı ile,onu ziyaret etmiştik çeşitli nedenlerle ve değişik tarihlerde,
sonraları aynı yere bir dostun küçük bir motorunu götürmüş müydük,getirmiş miydik iyi hatırlamıyorum,sonunda bu dosta tekne aldırmıştık içinde kalabileceği,sanırım onunda akrabasıydı veya değildi.


Geceleri ,anlatamam ki nasıl olduğunu, gidip görmek lazım ne dediğimi anlamak için,bir iki kez duayen denizcilerimizin bile gelip demirleyip kaldığına şahit olmuştuk,güneye gitmekten vakit bulduklarında.


Daha da acıtıcı bir anı,meşhur bir üretim çiftliği kuruluşunun yıllığına ,görüntünün eşsizliğinden burayı kullanmıştı bir arkadaşım.


Ve sonra ..........


Her şey değişmeye başladı,önce kıyıya bir kooperatif sitesi yerleşti yadırgamıştık,hatta dağlara bile yerleştiler zaman içinde,yeşili yok edip ,
alıştık sesimizi bile çıkarmadık,sonra çitflikler geldiler,çipura çiftlikleri geldiler,levrek çiftlikleri geldiler ,yine alıştık,sevindik çipuralarla içi içe yaşadığımıza ,bilmiyorduk ki o zamanlar ,çipuradan çok pinaları,ahtopodları sevmemizin gerektiğini ve onlar ise kırıldılar bize, terkettiler sevgisizliğin büyük yıkımı ile evlerini,yuvalarını,şimdi neredeler bilmiyorum,
sonra denize girdiğimiz alanları daralttık mecburen,
suyun bakılacak yüzü kalmadığından,daha sonra ,demirleyip ,yemek yıyebileceğimiz yerleri bile seçmeye başladık ,doğa bir başka olumsuz kokmaya başlamıştı,kirlenmişti ve utanıyordu kokusundan , görüntüsünden ,mide bulandırıyordu ve hatta artık ışık kirliliğinden bile bahsetmeye başlamıştık,  yanlızca deniz kirliliğinden değil.Sanki suçlusu biz değilmişiz gibi.
Geç uyandık.


Bir türlü beraber yaşamayı öğrenememiştik,sardalyayla,çipurayla lidakiyle ahtopotla,pinayla ,yani kısacası doğayla,
her zamanki uzlaşmaz ve paylaşmaz bencil tutumumuzla.


Şimdi onlar galip,biz mağlup,


kendimizi bu duruma düşürdüğümüz,ruhsuz üretimin bu karşı konulmaz mekanik gücüne mahkum olduğumuz için yırtınıyoruz.

Hadi kolay gelsin.

Deniz ve Yelken adına
Erkut Soysal

Hiç yorum yok: