15 Aralık 2009 Salı

BİLGİ ÜZERİNE

zaman gider, bilgi gider.... adam asılı kalsın,.. daha akılcı geliyor bana,


bilgi adam üretemez ama adam bilgi üretebilir,eylemdir üretimin taşı, temeli

aslında gerçekte o da üretemez,bilgi evrenseldir,ikinci kişiye,üçüncü kişiye ihtiyaç gösterir,neyin bilgi olduğu ve neyin bilgi olmadığını tartışmak bile bir tür üretilmiş bilgi nedenidir."Sadece Adam" ise sadece deney üretir, deneyim kazanır,paylaşır,paylaşırsa bilgi olur,paylaşmazsa hiç.

Bir şeyin bilgi olup olmadığına da, paylaşanların karar vereceği gibi bir anlama ulaşan bu eylemdeki düşünce ikilemi,paylaşılan ile paylaşılmayan olarak bilginin ana yapısını ve tarifini oluşturur.

Oysa "paylaşılmayan bilgi" diye de bir kavram yoktur aslında ,paylaşılmayanın bilgi olarak tanımlanamıyacağı savından bu sonuca varırız.

Bu koşullarda bilginin tanımı; uygulanabilen, aktarılabilen ve paylaşılabilen olarak yapılmalıdır.



Bence,





Erkut SOYSAL
0 536 366 65 51
--------------------------------------------------------------------------------

From: YelkenYorum

To: YelkencilerLokali@yahoogroups.com

Sent: Fri, December 11, 2009 10:50:40 AM

Subject: [YelkencilerLokali] Re: Zaman gider, adam gider... Bilgi, asılı kalsın.

Mevcudiyetiniz her zaman buranın bir ziynet'i oldu. (Ziynet = Mücevher, değer, kıymet). Bulunmanız dahi burası için bir üstün değer.

Özel bir efor sarfetmenize gerek yok.

50.000 üye. Şimdi diye bir projem yok.

Milli Eğitim Bakanlığına Yelken CD'si hazırlayıp tüm Türkiye okullarında boş zamanlarda kıyılarımızı izlettirme projemde ON YILDIR rafta. Bunu Sayın Levent Çelmen'e iletmişimdir. Tüm Yelken Ekmek Yiyenlerinin Bilgi Dağarcıklarını, Arşivlerini Yenilere açma projem gibi. ADF'nin bunun için müthiş bir güç olduğunu düşünenlerdenim.

Sorun şudur. ZAMAN.

Bir odanın boyasını anında bitiremezsiniz. Bir kayığın alt boyasını. Katlar arasında kuruma zamanı çok önemli.

Aynen böyle.

Biz de fikrin oturmasını beklemeliyiz. Zaman geçiyor. Yapacak başka bir şey yok. Geçecek. Geçmiş. Ucundan ne kadar tutabilirsek.

Bu dibace ne için ?

Şunun için;

Sizin şahsen değil on belki 100 kişiye erişebileceğinizi biliyorum ve fakat acele yok diyorum. Zira sorun üye sayısını yükseltmek değil. Amaç katılımcının karnını doyurmak. Bilgi ile, tecrübe ile, anı ile.

Düşününüzki buraları oluştururken 12 sene önce 18.000 üye ile başladım. Ancak biz bu değerli kütleyi bir arada tutabilecek çimentoyu oluşturamadık.

Tabiatı gereği bir arada duramayabilirlerdi. 5.000. Bilgisayar kullanabilen 5.000 bizatihi çok büyük rakamdır. Ama güzel günler ileride. Birbirimizi severek ortak yemek masalarını paylaşabileceğimiz seviyeli günler ileride.
O zamana kadar. Bulunmanız bir şereftir.

Size ve şahsınızda tüm üyelerimize saygılarımı sunuyorum.


--- In YelkencilerLokali@yahoogroups.com, "Serdar AHISKALI" wrote:

>> Sayın Yelken Yorum.

> > Sanal konumun sayını olmaz diye düşünülebilir ama siz böyle tercih ettiğiniz sürece oluversin. Ne fark eder?

> > Görüş ve düşünceleriniz derin, felsefe ve tecrübe dolu. Dahası alışagelmişin dışında, yani farklı. 'Farklılık'' kavramının oldum olası tepki çekmesi kadar bundan nasip almanın değeride doğrudur. Gönüllü emekçilerin eleştiri sigortaları kısa olduğu kadar eleştirenlerinde bu konum hakkındaki bilgileri az olunca bazı yanlış anlaşmalar olabiliyor. Sıhhatli diyloglarda bunun çözümü. Bir iki gündür izlediğim gibi.

> > Özellikle katılımcı gençlerimizin sayılarını artırmak düşüncenize nasıl destek olabilirim diye düşünüyorum. Çocuklar olmadan aile olmak zorlaşıyor.

> > Sevgiler, sevgiler.

> > Serdar Ahıskalı
> ----- Original Message -----
> From: YelkenYorum
> To: yelkencilerlokali@yahoogroups.com
> Sent: Friday, December 11, 2009 10:17 AM
> Subject: [YelkencilerLokali] Zaman gider, adam gider... Bilgi, asılı kalsın.

>

> > Zaman gider, adam gider...

> > Bir adamın neden yazıpduru... merak edebilirsiniz.

> > Zaman akıp geçiyor. Gündelik problemler.

> Adam göçüp gidiyor. Yaşamış, görmüş.

> Alıp götürmek değil hedefi, yaşayıp, gördüklerini.

> > Zamana iliştirmek.

> Adam deyip google'laştırabilirsiniz.

> Bu önemli değil.

> > Konu deyip google'laştırdığınızda,

> > ya da bir ask (soruya)

> answer (cevap aradığınızda)

> > şu çıkarsa karşınıza;

> > "Bilinen şehir efsanesinin aksine, çamurda ince lâstik seçimi...

> yerine;

> > çamur ikiye ayrılır,

> yüzeysel, derinsel,

> her biri için ayrı lâstik.

> Birine buz üzerinde kayma,

> diğerine kum üzerinde batma muamelesi yapmalısınız

> ve seçeceğiniz lâstikler,

> memleket ortalaması ile kullanım arenanıza göre farklılık gösterebilmelidir.

> Örneğin 235x85x16'yı derin çamurda,

> 265x76x16'yı yüzeysel çamurda,

> lateral grip, yanal tutuş şansını arttırabilmek için

> seçmelisiniz'i

> > Türkçe bulduğunuzda sevinecek ve diyeceksiniz ki,

> iyiki yazmış. Giderken lâhitle birlikte götürmemiş.

> İşte yazma, sık yazma sebebi budur.

> Yazılanların hepsinin mutlak doğru olması gerekmez.

> Zira doğru görecelidir ve merdiven gibidir. Çıktıkça vizyon ve görüş alanı değişir.

> > Yelken Yorum

> > Bilgi = Tecrübe anlamında, ya da yaşanmışlık anlamında kullanılmıştır.

> Aynen laboratuarda gözlem esnasında tutulan not gibi.

> Farelere dozu arttırdım. Öldüler.

> Örneğin. Dozu azalt.

Hiç yorum yok: