16 Kasım 2009 Pazartesi

URLA' DA DENİZ

EAYK ın misyonu ve 14-15 kasım 2009 yarışları




Hani deriz ya tam 35 diye işte İzmirin bir tanımı da TAM EGE dir ,ne kuzey ne güney,tam egedir İzmir.
Dünyanın etrafını 80 günde dolaşırsın,önemlidir,filimlere ,romanlara konu olursun.En küçük tekne ile bile 2-3 yılda gider gelirsin bir ucuna,kayda değerdir,şöhret bile olursun bu özlemi çekenler arasında,
ama EGE.
Bir ömür değil birkaç ömür yetmez dolaşmaya.
8 metre,10 metre,20 metre dalgalar buranın sadece mitolojisinde vardır belki ama, havanın her çeşidini olabilecek en dar zaman bölümünde en kandırıcı tarzıyla beklemen gerekir.
O da haklıdır bu davranışında,bir labirent gibidir Ege.Her bir karışının ayrı davranışı vardır.Hele İZMİR kendi başına bir sistemdir,oynaktır cilvelidir havasıyla, hatta bir tanımlama şekli olarak yer etmiştir halk diline,İzmir havası gibi deriz bir biçim davranış şeklini anlatmak için veya izmirin havası cilveli kandırıcı kadınların davranışları ile özdeşleştirilir.
Fazla kapılmaya gelmez,kapılmamak da aslında çok zordur,ne yazı yazdır ne kışı kış,insanları gibidir izmir havası sanki hep bahar.

İşte böyle bir coğrafyada buraya hizmetle yükümlü bir yat kulübü vardır ve
böyle bir coğrafyada yaşıyorsan yat kulübü de olsanız davranışlarınızın Ege nin davranışlarından farklı olmaması kaçınılmazdır.

Rahatı severiz,fazla formaliteler bizi sıkar, sıkıntıya pek fazla gelmeyiz,yıllarca en güzelleri yaşadığımızdan, bir faklıdır bütün olaylara bakışımız.Her şekliyle keyif almaya bakarız olaylardan,önce biz deriz,bu bencilliğimizden değildir,biliriz biz derken toplumun bizlerden oluştuğunu,yaşamımız renklıdir,mutfağımız renklidir hayata bakışımız renklidir,keyif almayı biliriz bunların her parçasından,başkaları ne düşünür endişemiz yoktur,yoktur ama bu onları önemsememekten kaynaklanmaz,bu tavrımızın nedeni, sayılamayacak kadar kültürlerle iç içe yaşamamız ve onlarla yoğrulmamızdır.Şimdilerdeki özenti tarifiyle pek sevmesekte ,eski batı kavramıyla, ülkemizin batıya açılan yüzüdür, penceredir İzmir.

Böyle bir coğrafyada da bir yat kulubünü yaşatmak yürütmek oldukça çaba gerektirir.

Başarıya doymuş harika bir geçmiş, üzerine bir şeyler inşa etmek için önceleri kolaylıkmış gibi görünse bile,bunu sürdürmek ve yeni nesillere bir şeyler aktarmak pek kolay bir iş değildir.

Birkaç yürekli insan bu misyonu yüklenmişlerdir,en azından insanların şimdilik çok az sayıda da olsa denize ulaşmalarını sağlamışlardır.

Bu amaçtan hareketle sanırım,iki haftalık bir trofe Urla iskelede uygulanmaktadır,olması gerektiği gibi.
Aslında daha önceleri niye buralara bakılmadığının sebebleri de sorgulanarak sistem geliştirilmelidir
bu sular tüm olanaksızlıklar ileride düzeltilmek kaydıyla mutlaka kullanılmalı misyon yerine getirilmelidir.
Gözümüze çarpan eksiklikler ve yanlışlar yüreklice dillendirilmeli ve öneriler uygun tavırlarla ortaya konulmalıdır,

sevgili yürekli EAYK yöneticilerinin bunları dikkate alacaklarından endişemiz yoktur,bütün bu süreçte de onlardan beklediğimiz,buradaki sorun ve eksikliklerin kendi sorun ve eksikliklerimiz olarak algılanması ve çözülmesine katkıda bulunmalarıdır.Yine bu süreçte, tek amacı daha iyiyi yakalıyabilmek olan talep ve eleştirilere anlayışla yaklaşmalarıdır.

Bence.

Aslında bundan şüphemizde yoktur.



Bu deniz bizim

Erkut SOYSAL

Hiç yorum yok: