25 Mart 2008 Salı

Havayı Koklamak

HAVAYI KOKLAMAK

Veya rüzgarı önceden görebilmek,



Bütün hava tahminlerinin özü gözlemdir.
Bütün sonuçlara bu gözlemlerle elde edilen verilerin yorumlanması ile varilır.
Bu yorumların hassasiyetini gözlemdeki sıklık ,genişlik ve kullanılan enstrumanların yeterliliği sağlar.
Teknelerde barometre,termometre,higrometre klasiğinde ve görsel unsurlarla elde edeceğimiz veriler, bulunduğumuz sabit noktada gözlem süremize göre değerlendirilebilen ileriye dönük kısa vadeli tahminlerde bulunabilmemize yardım edebilirler.
Ama bunlar adı üstünde bulunduğumuz yöreye ait basit tahminler olarak düşünülmelidir.
Sabit noktamızı etkileyen unsurlar sadece bulunduğumuz noktadaki atmosferik ve klimatolojik şartlarla oluşmazlar,asıl önemlileri bu dar olanaklarla algılayamayacağımız fakat bir süre sonra bulunduğumuz bölgeye ulaşarak bölgeyi etkileyebilecek gelişmelerdir.
Zaman zaman ön göremeyeceğimiz bu arızı koşullar, düşündüğümüzden daha hızlı yer değiştirerek bunları algılamadan veya yeterli zamanımız olmadan bulunduğumuz yere varabilirler.
Bu nedenle çok geniş imkanlarla yetkili uzmanlarca elde edilerek bize ulaştırılan genel ve yerel hava durumu tahmin raporlarına her zaman önem vermemiz yani teknolojinin bu olanaklarını kullanmamız akılcı olmaktadır.
Ayrıca sadece bulunduğumuz noktadaki anlık verilerle seyretmek yerine ,seyir rotamız ve varacağımız yerlerdeki oluşacak hava durumunu dikkatlice analiz edebilir ve oralarda oluşacak koşulları da hesaplayabilir hale gelmemiz,denizciliğimizin önemli göstergelerindendir.
Bu aşamaya gelmemizde yöreyi tanımamız,seyir tecrübemiz ve harita analiz edebilme yeteneğimizde etkili olacaktır.
Yerel coğrafyanın meteorolojik verilerle ulaşılan hava tahminlerini ne kadar etkilediğini çoğumuz yaşamışızdır.
Gözlemlerimizi bir günlüğe ve sıklıkla kaydetmemiz ileride benzer koşullarda oluşabileceklerle ilgili fikirler verebilecektir.Piyasada oldukça değişik formlarda digital meteorolojı istasyonu olarak kullanabileceğimiz cihazlar her boyutta satılmaktadır.

Bütün bu koşullar dikkate alındığında;

Toplanan gözlem verileri yer haritasına işlendiktendikten sonra eşbasınç eğrileri oluşturularak,alçak ve yüksek basınç alanları tesbit edilerek iki farklı hava kütlesini birbirinden ayıran hattı temsil eden cepheler analiz edilip ve yapılan bütün analizler son defa bütün uzman ve tecrübeli personelin katıldığı brifingde tekrar değerlendirilerek, Hava kütlelerinin; tahmini yapılacak sahayı etkilemesi beklenen süre ve şiddeti hakkında son kararlar verilerek hava tahmin raporları oluşturan Meteoroloji merkez birimlerinin bize yayınladığı raporlar kendi bilgi ve tecrübelerimizle yana yana kullanıldığında seyirlerimizin ne kadar rahat koşullarla yapılabileceğini mutlaka göreceğiz.

Basınç hareketleri yanı sıra ısı hareketlerinin bununla ilintisi,gökyüzü gözlemleri ustaların hep birlikte kullandıkları hava tahmini unsurlarıdır,

AMA BAŞKA BİR YETİ DAHA VARDIR.
USTALAR HAVAYI KOKLARLAR.

Saygılarımla.

Not ,
Şu an İzmir e dolu yağıyor.
Erkut SOYSAL

24 Mart 2008 Pazartesi

Yükselen deniz

Deniz suyu seviyesisinin yükselmesi panik yarattı Onur ÇAKIR- Tufan HAMARAT/İZMİR, (DHA) 23-03-2008


İZMİR'in Mavişehir Semti'nde deniz suyu seviyesinin aniden yükselmesi paniğe neden oldu. Albatros Blokları önündeki sokağın deniz suyuyla dolması, site sakinlerini ‘Deprem mi olacak’ korkusuna sevk etti. Prof. Dr. Atilla Uluğ, korkulacak bir durumun olmadığını atmosforik koşullara bağlı olarak deniz suyunda yükselme olduğunu söyledi.
Karşıyaka'nın Mavişehir semtinde Albatros Blokları'nın olduğu bölgede deniz suyu seviyesinin yükselmesi semt sakinlerini korkuttu. Site içindeki yol ve kaldırımların suyla dolması nedeniyle vatandaşlar yürümekte zorlandı. Rögar kapaklarından fışkıran suyu gören vatandaşlar, ‘Deprem mi olacak?’ düşüncesiyle panik yaşadı. Deniz suyunun yükselmesinin atmosforik bir olay olduğunu belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Uluğ, akşam saatlerinde Urla'da da deniz suyu seviyesinin yükseldiğini belirtti. Vatandaşların korkuya kapılmasına gerek olmadığını vurgulayan Uluğ, “Bu olayın depremle bir ilgisi yok. Atmosforik bir olay. Ani basınç değişimleri deniz suyunun yükselmesine neden olabilir. Birkaç gündür etkili olan lodos Akdeniz'in suyunu bu bölgeye taşıdı. Bu da deniz suyunun yükselmesine neden olabilir” dedi.



Bu yazıda da değinilen ip uçlarını incelediğimizde deniz suyu seviyelerinin değişkenliğinde etkili atmosferik ve coğrafi koşulları açıkça görebilmekteyiz.



İlk bakışta dolunay evresinde yani güneş ve ayın yaklaşık 180 derece farklı çekimlerinin etkisi,

aysız veya yeni ayın dünya üzerinde yaklaşık aynı noktadan çekim alanları,

uygun denizlere suların etkili rüzgarlarla taşınması,

bunun tersi yanı buralardan uygun rüzgarlarla dışarıya suların taşınması,

yerel atmosferik basınç etkilerinin



suların bulunduğumuz coğrafyadaki yüksekliğini tayin eden yani deniz seviyesini etkileyen faktörler olduğunu açıkça görmekteyiz.

Alçak basınç alanı,bu alana doğru suları taşıyan etkin rüzgar ve ayın bölgesel durumu yanyana geldiğinde eşikler geçerek gelen suların eşiklerin arkasındaki seviyelerinin yükseleceğini basit bir mantıkla bile bulabiliriz.

Deniz- Yelken adına

Erkut Soysal

18 Mart 2008 Salı

İKİNCİ EL TEKNE ALIRKEN

İKİNCİ EL TEKNE ALIRKEN

Dar bütçelerle sahip olunan,
muayyen bir yaştan sonra mutlaka olması gereken bir konforu bekleyen ve daha önce tekne deneyimi pek olmamış
İkinci el tekneyi satın almak durumundaki deniz severlerin

Bimini
Sprayhood
Yelkenler
Otopilot
Gps-chartplotter
Fırın
Motor gibi

Rutin bakım gereksinmeleri dışında
başlangıçta gözden kaçan ,
büyük maliyetler doğuran bu maddeleri dikkate almadıklarında,
İkinci el tekneler sonradan yeni sahiplerini üzebilmektedir.

Baz olarak 9.00 m teknelerin standart malzemelerinin yaklaşık değerleri alınarak,

Bimini yaklaşık 1.800 €
Sprayhood 1.800 €
Yelkenler 4.000 €
Otopilot 2.000 €
Chartplotter 2.000 €
Motor 5.000 €
Fırın 1.000 €
Bot 2.000 €
Bot motoru 2.000 €

Gibi düşünüldüğünde
bu gereksinmelerden mevcut olan her birinin
dar bütçelerle tekne sahibi olmak durumundaki dostlarımızın yüklerini ne kadar düşürebileceği dikkatle incelenmelidir.

Genelde hep kabuk en büyük tercih nedeni olarak görülmekte olup gerçekten de önemli iken,ülkemizde artık kabuk ve onunla ilgili sorunlar en kolay çözülebilen sorunlardır.
Sadece işin, insan gücü,zaman ve atolye veya tersane gibi geniş sahalar istemesi sebebiyle tarafımızdan işlenmesindeki güçlükler bizim en büyük sorun olarak kabuğu görmemize nedendir.

Halbuki teknede asıl yoğunluk aksesuarlardadır.Donanım bu arada yine aynı fasılda değerlendirilebilir.

Bunları ileride tek tek inceler iken bizler için hangilerinin öncelikli olduğuna daha doğru karar verebilecek ve tekne maliyetlerine daha doğru bakabileceğiz.
Tabii ki sonuçta daha doğru tekne seçebilme bilgisini edineceğiz.

(önemli olan üzerindeki malzeme,yedek yelken,balon yelken,otopilot,chartpilot yaklaşık 10-15 bin ytl tutar bunlar önemlidir,gidip birlikte görmemiz lazım sana farkları anlatabilmem veya bu olur demem için
11-jun-2007 )


Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

13 Mart 2008 Perşembe

Tekne getiren dostlar

Dostlar tekne getiriyorlar,heyecan ve keyiflerine katılmamak mümkün değil,
yazılarını kolay okunması için biraz düzelterek iletiyorum.

(adrenalin,adrenalin)

8 mart sabah 07.00 de Marsilya yakinlarindaki Napolyon Marinadan Sertbir havada yolculugumuz basladi, 245 Nm. Yolu 50 saatte aldik,motor Genova ve ana yelkenimizi denemiş performansini ogrenmis olduk, 10Knot esen ruzgarda 11 Nm surati bir iki saniyeligine olsa gorduk,ikigun karadan uzak bir yasam, bazen yagmur bazen birden esen,bazen hemen kesen ruzgar, hircin dalgalar, yunus baligi suruleri arasinda gecen guzel bir yolculuk,attigimiz kasik oltasi bos bos bakislarla bizi takip etti Korsika adasi yakinlarindan ve Bonifacio bogazini gecerek ,Sardunya adasinin kucuk bir beldesi olan Palau da dinlenme ve ihtiyaclarimizi gidermek icin kisa bir mola verdik,küçük bir yerleşim merkezi Korsanların uğrak yeri imiş,Gece Fırtına cikacagini haber aldığızda 2 gun kaybetmek istemedik, hemen Messina bogazina dogru yola cikmaya karar verdik,Bize hava durumu raporu konusunda telefon ile destek veren Ozgur Korsan ve Hakan korsana tesekkur ediiyorum,15 mil acildiktan sonra ana yelken lazyjak iplerinin biri kopunca , anayelkeni toplamak zorunda kaldık, ruzgar genis apazdan geliyor, 24 saatte 148 mil aldıktan sonra 40 nm ye kadar cikan ruzgarda ,8metrelik dalgalarida gormus olduk , 12 saatte 20 mil yol alabildik,Telsiz ile yakinimizdaki bir gemiden hava durumunu sorduk 6 saat sonra iyilesecegi yorumunu aldik,gece yarısı hava yumusadi,sabaha karsi ruzgar tamamen azaldi, ana yelkeni acma cesaretini gosteremedik, genova ve motor ile devam ettik, palau dan cikali 3 gun olmustu ,kisa bir sure icin Salina adasina ugramaya karar verdik,Bundan sonraki yolculuğumuzu Sicilya İtalya arasindaki Messinabogazini gecerek Reggia Calabria ya ulasmayi planliyoruz Daha sonra yunanistan
pylos :36 55 00 N-21 42 58
Emonemvasia(Yunanist an) :36 41 16 N- 23 02 25
Eios adası:36 42 27 N- 25 17 42
Eastypalea adası :36 35 40 N- 26 24 33
EKALİMNOS 36 38 58 N -27 01 51 E
Bodrum Turgut Reis D-Marin 37 01 08 N- 27 15 53 E
Yolcugumuz yaklasik 1400 mil civari olacak 14-18 gunde tamamlamayi planliyoruz

Sevgiler
Melih

12 Mart 2008 Çarşamba

TRİM

İzninizle trim detayına girmeden anlatımda kolaylık sağlayacak hepimizin bildiği başlangıçla ilgili görüşümü iletmek istedim.

Bir anımı da nakledeyim,
60 lı yıllarda Halukçe(Haluk Kalkış) önemli yarışmalarda sabah dörtte beşte kalkar teknesinin trimlerini yaparken kimsenin görmemesi için karanlıkta ayarları bitirirdi.





Trim

Nerede başlar
Nezaman başlar
Neye göre yapılır

Trim karada yani bağlı iken başlar,yük altında ve hareketli teknede sağlanamıyacak trimler vardır.
Trim kullanılacak malzemenin seçimi ile paralel gelişir.
Trim beklenen havaya uygun malzemenin donatılması ile devam eder.Performans seyirlerinde rotadaki her ayağa uygun hali denenip sınanarak ilk ayak triminde hazır olunur.

Hareketli malzeme üzerine veya hareketli malzemenin gitmesi düşünülen yerlere değişik koşullara uygun, performans ve zaman kazandırıcı işaretlemeler, bantlamalar konur.Bunların kullanılarak yapılan ön trime bizler bildiğiniz gibi “oturtmak” diyoruz.

Trimin ince ayar tabir ettiğimiz bölümü gerçek bir uzmanlık ve deneyim işidir.Biraz okuyan herkes neler yapılması gerektiği bilgisine ulaşabilecektir,fakat ince ayarları gerektiren koşulları gözleyebilmek ve hissedebilmek, uygun ayarı, ayarlar bozulmadan gerçekleştirebilmek ancak iyi trimcilerin becerebileceği bir farklılıktır.İyi yelkenci olmanın sadece iyi dümenci olmakla sağlanacağını düşünen dostlarımızın ,bu anlayışları ile nekadar yanıldıklarını,
iyi bir trimci ile birlikte olduklarında gördüklerinde, çok daha iyi dümenci olduklarını hepimiz biliriz.


Saygılarımla.

Erkut Soysal

11 Mart 2008 Salı

DOĞRU NEDİR

Kanada, 275 bin fok balığı avına izin verdi !
Hayvanseverler ile çevreci gruplar ayaklandı
11 Mart 2008 Salı 11:20

ST. JOHN'S -AA-

Her yılın Mart ayı sonlarında başlayan fok balığı avı için balıkçılar gün sayarken, Kanada, bu yıl avlanabilecek fok balığı sayısını 275 bin olarak açıkladı. Avlanma yöntemlerinden dolayı dünyada tepkilere sebeb olan fok balığı avı için hayvan hakları kuruluşları ile çevreci gruplar eylemlerine başladı. Kanada Balıkçılık Bakanlığı, bu grupların eylem ve tepkilerine rağmen, geçen yıl 270 bin olan avlanma kotasını bu yıl için 5 bin arttırdı. Av sezonu, Bakanlığın önümüzdeki günlerde resmî tarihi açıklamasıyla başlayacak. Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn, kamuoyunda yükselen tepki üzerine yaptığı açıklamada, fok avının Atlantik kıyısındaki yerleşim birimlerinin ekonomisinde önemli ve vazgeçilmez bir yeri olduğunu belirtti. Uluslararası Hayvanları Koruma Vakfı yetkilisi Sheryl Fink ise Hearn'e tepki göstererek, "Ne Kanada halkı, ne bilim ve ne de ekonominin hiçbir kuralı bu vahşeti desteklemiyor" dedi. Fink, ekonomik gerekçeye ise "Bu vahşetten elde edilen gelir, yıllık gelirin sadece yüzde beşidir" cevabını verdi. Kanada hükümeti tarafından sayıları arttığı gerekçesiyle avına izin verilen fok balıklarının sayısının gerçekte küresel ısınma sebebiyle azaldığı ileri sürülüyor. Yaklaşık 5,5 milyon fokun yaşadığı Kanada'da, geçen yıl 270 bininin avına izin verilmesine rağmen 330 bini aşkın hayvanın avlandığı iddia ediliyor. Ülkenin güneyindeki New Foundlan-Labrador eyaletindeki St. Lawrence Körfezi'nde her yıl yapılan fok avının şekli ve av sonrası ortaya çı kan manzara korkunç olarak değerlendiriliyor. Kanada Balıkçılık Bakanlığı tarafından sadece yetişkin fokların avlanmasına izin verildiği açıklansa da, avlanan fokların büyük bölümünü, derilerinin daha pahalı olması sebebiyle 3-4 aylık foklar oluşturuyor. Bu yavru foklar, avcıları gördüklerinde kaçmadıklarından, kalın sopalarla kafalarına vurulurken de savunmasız kalakalıyor. Ölesiye dövülen yavru foklar, daha sonra çengelli sopalarla buzların üzerinde teknelere sürükleniyor. Bu sırada hala ölmeyen birçok yavru fok canlı canlı yüzülüyor. Kanada'nın dış ticaretindeki en büyük müşterisi ABD, Kanada'dan yavru fok kürkü alımını 1972'de, Avrupa Birliği ise 1983'te yasaklamıştı. Kanada'nın en büyük alıcıları ise Norveç, Rusya ve Çin.

Erkut Soysal

10 Mart 2008 Pazartesi

Biz neyiz bilen var mı?

gündemden kaçamayız,

devletin gündemi ve milletin gündemi,
devletin gündemi beni bağlamıyor demek lüksüne sahip değiliz,kendine yer etmeye çalışan bir yeni devlet olarak,

milletin gündemi beni ırgalamaz diyemeyiz,
binlerceyıllık bir geleneğin temsilcileri olarak,

ve de yeni edindiğimiz değerler paralelinde,
önce insan
kavramından sapamayız.
Bizim bu paradoksu aşmamız gerekiyor,
ama nasıl,
aç insanların karşısına benim yat vergimi düşür diyerek değil,
kullandığımız teknenin bayrağının sadece çok yıldızlı olanının değil benim bayrağımı taşımıyan tümünün,yediğimiz profitorülün,macar gulaşın veya kalaşnikofun,cobra helinin,facebookun,omeganın,lloydun,kopenhagen kriterlerinin bizden ne istediğini bilerek,nelerden vazgeçmemiz gerektiğini,nelere adapte olmamız gereğini,tersanelerimizin kimlere hizmet ettiğini ve bizim bunlardan ne kadar gururlandığımızı,orada bu hizmeti verir iken ölenleri,matah bir başarı imiş gibi maraba olarak kullanılışımızı öğünç nedeni yapanları
anlamamız gerek,
ve de
nasıl bir kurgunun figüranları olduğumuzu,

Deniz-yelken adına
Erkut Soysal