29 Şubat 2008 Cuma

Bir Deniz gezisi analizi. 3-8-2006

Rüzgar ölçerimiz var teknemizde, hız göstergesi, bir de echosounder,otopilot zaten yalnız çıkılan uzak seyirlerde gerekli ve var,cep telefonumuz dünyanın her yerine ulaşacak yetide,gps artık neredeyse demode,bilgisayarım da mevcut,anında her bilgiyi edinmem mümkün,radyolarımda dünyanın her yerine yetişip tüm bilgileri iletebiliyor,
Yani hiçbir şey elektronik çağından öncesi gibi olmayacak artık.İstesekte beceremeyiz o koşullarda seyahat etmeyi,kendimizi soyutlasak bile çağdan ,çevremiz farklı,ingilizce neredeyse ortak dünya lisanı haline gelmiş,oda olmazsa elimizde lugatlar,sekstant için saat ayarı artık saniyenin binde birine inmiş,

Yani böyle bir seyahati hiçbir elektronik alet kullanmadan yapacağım demek biraz hayalcilik gibi geliyor bana,ama amaç güzel ya,hayal olsa ne olur,kaldıki en ufak bir problemimizde binlerce kişiye anında ulaşabileceğini bilmek ve ulaşmak bizi zaten farklı davranmaya iterken.

Yalnız yapılan uzun seyahatlerde,varma psikolojisi,ilk anlarda, varan denizciyi yorgun ve hassas yapar,bunu aşmak deneyimle sağlanır,bu nedenle dinginliğe erişmeden ilk anlardaki bu psikoloji ile kararlar almak ve davranışlarda bulunmak mahzurlu olabilir.

Bize yapılmasının uygun olmadığını düşündüğünüz bir davranış şeklini,bize yapıldığı gerçeğini atlayıp,genel davranış şekli olarak görebilir,toplumsal bir davranış eksikliği olarak da bir ulusa bile maledecek yanılgıya düşebiliriz.

Gerçekten bu dünyadan uzak iken kendimizi dünyanın merkezi olarak görüyorsak,yaptığımız her şeyin, ilk bizim tasarımımız olduğunu anlatıyorsak,ulaştığımız kitlenin ölçülerini yanlış degerlendirdiğimiz ortaya çıkar,

Yazılarımızda bir seyrin en önemli anlaşılabilme kriterlerini,zaman,yer,rüzgar hız ve yönü,hava basıncı,deniz durumu, hava durumu”bulutluluk ve ısı ile görüş”gibi,aktarmamışsak sadece
“8 bofor havada tekne koç gibi gidiyor “un hiçbir şey anlatmadığınıda bilmemiz gerekir.

Bir de,yanlızlık psikolojisi ile farklı algılanabilecek hava koşullarını aktarırken günümüz teknolojisinin, bizim bulunduğumuz yerdeki koşulları bize anında verebildiğini de bilmemiz ,yazılarımızda daha gerçekçi olmamızı sağlayacaktır.
Tüm denizdekilerin rüzgarı uygun,kafaları dingin,pruvaları neta olsun.

Adil Dümen

ULUSAL SPOR

“Yeni bir ulusal spor olarak yelken,”

Bu kavramın açıklanması gerekiyor bence,yelken zaten ülkemizin ulusal sporlarından biridir ve bu sıralarda uluslar arası seviyede de başarılarını takip etmekteyiz.
Ulusal birimlerce yönetilip yönlendirilmektedir.
Kavram,” geleneksel sporlar yanına konulabilecek” anlamını taşıyorsa,önce geleneksel olması gerekmektedir,geleneksel sporlar tarifine uyması geleneklerimizin belirlediği yaşam tarzının bir yansımasını gerektirir ki böyle bir tarife gireceğini sanmıyorum.
Deyiş,yelken, ulusal spor politikamız içerisinde bundan böyle daha bir öncelikle yer almalıdır ise mutlaka doğrudur,bireysel bir spormuş gibi görünmesine rağmen,su,tesis,malzeme,teknoloji ve para gerektirdiği kadar, zaman ,ekip ve rakip de bu sporda yarışmacı düzeyi için önemli olduğundan,ulusal politika desteği şarttır.
Çok hızlı gelişen teknolojisi ile bu konuda üretim yapan veya bu spor dalında kullanılan elit bireysel tüketim malzemesi pazarlayanların veya bu pazarın geleceğini dogru görenlerin ilgi dalı olması kaçınılmazdır.
“”Sponsor arayışında hedef kitle””.

26 Şubat 2008 Salı

Marina Bağlama Ücretleri ile ilgili hukuki görüş

BAĞLAMA ÜCRETLERİ


Konu ile ilgili araştırma yaptım. Gozden gecirdigim mevzuat ve konunun mahiyetini goz onunde tuttugum zaman bir yatin limanda veya marinada bir yerde tutulmasi ve teknenin/tekne sahibinin marina hizmetlerinden faydalanmasinin "kira sozlesmesi" olarak degerlendirilemeyecegi gorusu agir basiyor.

Her ne kadar populer medyada ve ilgililer arasindaki konusmalarda (ki bu konusma ve yazismalar bazen sofistike icerikte de olabiliyor) teknelerin marinalarda tutulmasi ve hizmetlerden faydalanmasi karsiligi odenen ucrete "marina kirasi" deniyor olsa da bu terim hicbir hukuki temele dayanmiyor.

Gerek Balikci Barinaklari Yonetmeligi gerekse Deniz Turizmi Yonetmeligi bu konudaki belirsizlige onemli olcude isik tutuyor. Deniz Turizmi Yonetmeligi tekne (yat) sahipleri ile limanlar (marinalar) arasında imzalanacak sozlesmeyi bir "kira sozlesmesi" degil "baglama sozlesmesi" olarak tanimliyor. Ayrica bu sozlesmenin hukuki mahiyetini aciklayan en altta metinlerine yer verdigim 14. ve 15. madde bu sozlesmeyi "taraflar arasindaki bir ozel irade beyani" olarak yorumluyor. Bu cok muglak bir tabir olsa da aradaki iliski "kira" sozlesmesi olsaydi bunu Yonetmeligi cikaran ilgili Bakanligin acikca ifade edebilecegi ve bu opsiyonu gozden gecirmis olma ihtimalini kesinlikle unutmamaliyiz. Baglama sozlesmesinin hukuki mahiyetini konu alan bir mevzuat hukmunde bu sozlesme "kira" iliskisi olarak siniflandirilmiyorsa bu onemli bir veridir.

Diger taraftan yine Balikci Barinaklari Yonetmeligi de temel hukuki iliskinin "kira" iliskisi olmadigi yonunde bir yoruma acik. Zira Barinak isletmecisinin verdigi hizmetler ve baglama karsilgilinda balikci kamu tarafindan belirlenen bir maktu ucreti oduyor. Bu da arada kira degil "hizmet" iliskisi oldugu yonunde bir temayul yaratiyor.

Ayni sekilde tum marinalarin uygulamasina baktigimizda sozlesmelerin her zaman ve sadece "baglama sozlesmesi" olarak adlandirildigini goruyoruz.

Gercekten iliskinin mahiyetini dusundugumuzde iliskinin temeli ve sartlari itibari ile kira sozlesmesinden, kira iliskisinden farkli oldugunu goruyoruz.

Gayrimankule iliskin kira iliskisinden kiraci asgari belli bir sure ile bir gayrimenkulu isyeri (depo dahil) veya "ikamet" icin kullanmak temelinde anlasiyorlar. Menkul kirasinda ise bir menkulden faydalanmak, onu kullanmak amaci var.

Marina baglamasi ise gunluk, 2 gunluk, 3 gunluk, 4 gunluk, haftalik, aylik, yillik istenen her donem ve vade ile yapilabiliyor. Ayrica sozlesmenin en onemli unsurlarindan bazilari, teknenin baglanmasinin yani sira, su-elektrik-yakit saglanmasi, tamir, bakim, palamar hizm, yedekleme, kurtarma, yangin ikaz/sondurme, her turlu iletisim, otopark, dus-tuvalet, alis-veris vs vs var.

Bu bakimdan baglama sozlesmesi, kiradan ziyade, otelde konaklama tarzinda bir HIZMET sozlesmesi niteligi arzediyor.

Devlet (bakanlik, ozellestirme idaresi, liman isl gnl md gibi) liman, marina ve balikci barinaklarini bir %90 kiralama olarak nitelenen sekilde tahsisle yatirimcilara isletmeleri icin veriyor. Bu yatirimcilarin bu tahsisi/kirayı cogu zaman ucuncu sahis bir yatirimciya kiralama, devir hakki olmuyor. Bu yuzden kira sozlesmesi olamayacagi yine dusunulebilir.

Zira marina isletmecisi bir kira sozlesmesi yapsa ve kiralayana alt kira hakki verse; ben de 20 tane yatim var deyip oralari kiralasam ve alt-kira ile baskalarina kiralasam, o zaman devletin yaptigi tahsisin sartlari da delinmis olur.

Bunlar benim genel olarak dusuncelerim. Konu ile ilgili elimin altinda fazla kaynak yok. Sinirli kaynak ve zamanda ulastigim sonuc baglama sozlesmesinin kira iliskisi degil, hizmet iliskisi olarak yorumlanabilecegi seklinde.

Av.Burçak Ünsal


Deniz-yelken adına
Erkut Soysal

19 Şubat 2008 Salı

Demir yeri

MARİNA eksiğine alternatif çözümler 1
büyütmek için resmin üzerine tıklayınız

MARİNA FİATLARI

Rıhtım-iskele- demir mahalleri

Marina bu günkü tarifi ve anlayışımızla hiçbir zaman çözüm değildir.

Her tekneye karasal bir yapılaşma ünitesi,servis ve mesai gerektiren marina sistemleri evet turizme hizmet eder ,ama
Denizciliğin gelişmesine istediğimiz kadar katkısı olmaz.
Lüks konaklama yerleridir,değ ilse bile biz onlardan yıldız veya çapalarla tarif edilen hizmetler bekleriz.
Bu ayrı bir kullanımdır.Kendi içinde gerekliliği tartışılamaz.

Rıhtım –iskele-demir mahalli üçgeni ise
büyük bedeller ödemeden denize ulaşmayı kolaylaştırır.
Ortak deniz,ortak iskele,ortak kıyı anlayışını geliştirir.
Hizmetlerin başkasından beklenmesi yerine,kişisel becerilerin ve doğru anlayışın yerleşmesini sağlar.

Kıyılarımızı savunalım,

Denize ulaşmamızı engelleyen hiçbir sistemi kabul etmeyelim karşı çıkalım,sahillerimizi geri isteyelim,

Ortak kullanacağımız kıyılarımızda rıhtım ve iskele olanakları sağlayalım fakat onların devamlı bağlanma yeri olarak kullanılmaları nı ve hemen kişisel sahiplenilmelerini engelleyelim, kıyıda yapılaşmaya direnelim,demir yeri ve marina kavramlarındaki farkı görelim,marinaları demir yeri,demir yerlerini marina olarak kullanma alışkanlığımızı aşalım.

Marina sisteminin denizde olması gerektiğini düşündüğümüz tekne sayısına yetebilmesinin imkansız olduğunu görelim.

Bu sayısal yoğunluğa geldiğimizde, buradan nemalanmak isteyecek sektör zaten akılcı sistemi yaratacaktır, kendine yetebilen tekneler de marina karşısına ikinci bir tercihle çıkabilirlerse
Fiyat sorunu ortadan kalkacaktır.

Demirleme yerlerimizi hukuki haklarımızın farkında olarak savunabiliriz, müşterek davranışlarımızla mal ve can güvenliğimizi de sağlayabiliriz.

Şimdilik açmazımız ikinci bir tercihimizin olmadığını bilmeleridir.

Denizlerimizin kıyılarına oteller,tatil köyleri,konaklar, yazlıklar yapılırken,onları n denize ulaştıracakları kitlenin vasfı ve sayısını,denize ulaşmalarını önlediklerinin sayıları ile kıyaslarken yaptığımız hatanın sonucunu doğru görmek zorundayız.
Bir yerde dur dememiz lazım.Sorunun turistik ve kişisel çıkar bölümünü çözerken,sosyal ve ulusal bölümünü gözardı ederek birilerine toprak ve rant bağışlama öngörüsünü desteklememeliyiz.

Kıyılarımı ve denizimi geri istiyorum.

Saygılarımla.

Erkut Soysal

16 Şubat 2008 Cumartesi

Dua edelim Gerisini sonra düşünürüz

Habertürk'ün haberine göre;'önlem aldınız mı?' sorusu üzerine Güler, vatandaşlara gerekli duyuruların yapıldığını, hem Büyükşehir Belediyesi, hem de valiliğin bu konuda aldığı önlemler bulunduğunu ifade ederek, 'Hep beraber dua edelim, İstanbul'a hızlı bir kar yağsın. Daha sonrasını düşünürüz inşallah' diye konuştu.

Bence İstanbul hiç tartışılmamalı,abesle iştigal,

ne karası ve ne de denizi,

parsellenmiş, paylaşılmış,
burada yaşayanlar teba
suyun başını tutmuş yönetimin yardakçıları ,
geri kalanı aksesuar ama kendi şehirleri sanıyorlar İstanbulu.


Türkiye sadece İstanbul da değil aslında,
buraya bu kadar yoğunlaşmamız bence yanlış ,

denizle ilgileniyoruz ağırlıklı olarak,denizse sadece İstanbul değil,

konumuza dönmekte fayda var,

bir bölümümüz koşullar elverdiğince birlikte yaşamağa çalışıyor denizle, elimizdekinden de olmak kaygısı ile suskun,
geri kalan çoğunluk sadece söylemle avunuyor,kaybedecek bir şeyleri olmamasına rağmen eylem hakgetire.

Deniz dostları elimizdekileri taşımağa çalışıyoruz bizden sonrakilere becerebildiğimizce.

"deniz ölüyor "diyorduk,kaygılanıyorduk ,

ben artık huzura erdim,
bu konuda en büyük yetkili beni rahatlattı

"sizin bunu görmenize ve yaşamanıza olanak yok" diyordu yetkili,
ve şöyle açıklıyordu işin özünü,

"ÖNCE İNSANLAR ÖLECEK"

Deniz-Yelken adına

Erkut Soysal

Dua edelim

11 Şubat 2008 Pazartesi

Halatlarla ilgili cevap

Sevgili korsanlar,
>> Birçok doğrulara ulaşıldı,halatlarla ilgili,
> ne zaman kopacağı ölçümlemelerine varıldı,
> malzemelerin faklı davranışları gözden geçirildi,
> bir şey atlandı bu sentetik malzemeler değerlendirilirken,
> zaman faktörü,
> ve hatta> sürtünme faktörü,aşınma faktörü,
> kullanıldıkları yere göre de farklılık gösterir halatların > spesifikasyonları> ve zamana.>>

Uygun sistem de gereklidir ömürleri için,> mesela 12 lik bir makarada 4 lük halat olmaz ,ya makarayı kesersin,yada > halat sıkışır,
> Ayrıca,> Denizde ve teknede kullandığımız her şey canlıdır,> ıslak veya kuru
> davranışları da farklıdır.
> Fizyolojik ömürleri vardır bunlara bağlı,
>> İlgi ve bakım isterler.
> Hele çelik halatlar..>>

Sevgi ve saygılarımla.

Deniz-yelken adına

Erkut Soysal

10 Şubat 2008 Pazar

Tekne yıllık bakımı ,zehirli boya,pervane

Sayın AktarD ye aynen katılıyorum,

eski bir DYO mensubu olarak küçük bir ekleme yapabilirim,
önerdiğimiz sekiz saatlik periyotlardır,
havadar mekanlarda 24 saat beklenmemeli mümkün ise bu saat aralarında günde en az iki kat olarak uygulanmalıdır.
Tekrarlanan uygun sayıda katlardan sonra son kat ise mutlaka denize inmeden evvelki sekiz saat içinde uygulanmalıdır.

Çok serin havalarda ılıklaştırılmış(25- * 30 dereceler) olarak daha kolay uygulandığı gözlenmiştir

Erkut Soysal.

AktarD@gmail. com wrote:
1975'den itibaren (hemen hemen) tüm marka zehirlileri uyguladım. Bazılarında 15. günden itibaren, lez, yosun, kekamoz sorunum oldu.1996'dan itibaren uyguladığım ve 3-4 yıla kadar, tüm karinada (ancak) 10 adet gibi az kekamozla, başarı sağladığına inandığım yöntemi aşağıda tekrarlıyorum.1. Zehirli tipi Transocean (Moravia veya DYO Kızıl-Kahve) 8 millik düşük hız kahverengi bakır oksit esaslı zehirli. Çok taze olması istenecek ve takipedilecek. Kesinlikle sürme kolaylığına kaçılmayacak. İnceltici (Thinner-Tiner) katılmayacak. Üzerindeki kullanma talimatı harfiyen uygulanacak. Bu talimata göre katlar 24 saat TAM kurutmadan sonra sürülecek.Önce kauçuk, aluminyum, bakır tanecikleri içeren pembe renkli kendi primeri (astarı) binderi, (tutkalı) uygulanacak. (İlk gel coat üzeri uygulamada üç kat 24 saat ara ile). Sonra 3 kat zehirli 24 saat ara ile. Sonra dayanak yerleri (cradle) değiştirilecek. Bu mahallere de aynı işlem tekrarlanacak.2. Pervane BoyasıPervane bakımı yapıldıktan ve balansı sağlandıktan sonra zımparalacak.Sonra üç kat 24 saat ara ile Transocean, Moravia veya DYO pembe Zehirli primeri, astarı, tutkalı ile 24 saat ara ile sonra aynı marka zehirli (kızıl kahve) ile 6 (altı) kata kadar boyanacak.Sonuç (gözlemlenen) yıllar sonra bile (üç yıl, dört yıl), az denize çıkan teknelerde DAHİ, pervanede çok az sayıda kekamoz ki bunların, pervanenin çalıştığı kenar yüzeyleri ile, pervaneye çarpmadan kaynaklanan astar ve boya bozulmalarından kaynaklandığı gözlemlenmiştir.İlgilenenlere, yaşanan tecrübe olarak aktarılır.


Bu tecrübelerini bizimle paylaşan AktarD ye teşekkürler.
Deniz-yelken adına
Erkut Soysal