15 Kasım 2007 Perşembe

TEKNE ALMAK

Neden tekne sahibi olmak isteriz?

Birçok nedeni var bu talebin,ekonomimiz ,karnemiz düzgündür,birde teknem olsun diyenlerimiz gibi bunu bir standart göstergesi sayanlarımız vardır.Saygı duyulması gereken bir tavırdır bu.Evet tekne sahibi olmak bir ayrıcalıktır.
Bu nedenle tekne sahibi olanlarda eğer sağlıklı alt yapıları var ise teknelerine adapte olup onun ne olduğunu ve ne olmadığını anlamaları fazla zamanlarını almaz,gelişime ve kendilerini aşmaya yatkınlar ise herşey güzel gelişir.Hele birde paylaşmayı biliyorlar ve beceriyorlarsa iyiki tekne almışlar deriz hepimiz kıskanmadan.İşte en iyi tekne arkadaşının teknesidir dedirten tekne budur.
Diğer bir bölümü yine aynı nedenlerle bu işe başlamış olsalarda,tekne bir okuldur,onu beceremezlerse ve paylaşmayı öğrenemezlerse,karanın su üzerindeki bir uzantısı olmaktan ileri geçmez edindikleri nesne.Hele hele karada zamansal ve parasal sorunlarını da henüz çözememişlerse hep bir ayak bağıdır tekne.Bir olumsuzluk üst yapıtıdır.Böyle bir tekneye konuk olduğunuzda,konuk olmaktan çok tekne sahibinin kişisel kapris ve ızdıraplarının getirdiği hezeyanlarının hedefi olmak kaçınılmazdır.
Bu iki örnek, diğer insanları tekne sahibi yapan dürtülerin başında gelir. Hatta dar olanaklarla bile tekne sahibi olmak planlanır.Bu da saygı duyulması gereken bir davranıştır.Çünki tekne sahibi olmak ayrıcalıktır.Tek problem ayrıcalıklı olmak için tekne sahibi olmayı düşünmektir,tekne sahibi olması gerekenler vardır işin doğrusunda,onlar tekneyi bir araç değil bütünün bir parçası,bir ifade tarzı ve hatta daha ileri bir yaşam tarzı olarak görenlerdir,bir kaçış gibi görülse bile tekne yaşamı aslında bir kendini ifade tarzıdır.
Düşün kardeşim,
Neden tekne istiyorsunuz?
Bir tek geçerli neden gösterin,size nasıl tekne almanız gerektiğini söyleyeyim
Tekne sahibi olanların büyük bölümü tekne sahibi olmanın getireceğini düşündükleri sosyalite ve çevreyi edinebilmek için tekne sahibi olmuşlardır, tümüne yakınıda başlangıçta nasıl bir tekne alayım diye soranlardır.Bu da geçerli ve saygı duyulacak bir nedendir,tabii ki tekneyi neden istediğini biliyorsanız.
Siz neden istiyorsunuz?.
E.S

13 Kasım 2007 Salı

Eğitmenlerin eğitimi

EĞİTMENLERİN EĞİTİMİ

Kazanın mantığı,

Daha önce de söz konusu olmuştu ,
bir uzakyol kaptanının demirli tekneye çarpmasını günlerce acımasızca irdelemiştik.

Kazanın mantığı olmaz,
Önce bunu kabul edelim,kazalar olacaktır,
önemli olan bunun gerçekten kaza mı yoksa bizim zaaflarımızdan kaynaklanan farklı bir şey mi olduğunu görebilmemiz.

Yanlış olan “kaza geliyorum demez” mantığıdır.

Hava koşulları uyarınca karaya veya diğer engellere uygun mesafelerde seyretmek ne kadar önemli ,motor stop ettiğinde eğer bir akademi teknesi kadar üst düzey yelkenlide isen ve bu tedbiri uygulamışsan,tekneni de selamete çıkarabilecek yetide olman gerekir.Yada tekneni kontrol edemiyeceğin bir havada denizde olmaman.

İyi kaptan,iyi denizci hele hele iyi bir eğitmen olmak böyle şeylere imkan vermek değil,havayı iyi analiz etmek,nerede seyrettiğini bilmek,her merci ve referans dikkatli olun diye yırtınırken,teknolojinin bütün imkanlarıyla bizi uyarırken ,limanda kalabilmek aklını ister.Çıktıysan da dönebilmek.
Motorum bozuldu karaya çıktım diye bir şeyin kabul edilme şansı yok,hangi teknede olduğunuzu bir düşünün,
belki şu olabilir,motor stop etti,stres ve dağılan dikkatim nedeniyle uygun yelkene yetemedim karaya çıktım,bu hepimizin başına gelebilir yetemiyorsak.
Üşümüştüm,korkmuştum,stres vardı,yetemedim ,dikkatım dağıldı gibi insani mazeretlerin hepsi kabul edilebilir.Yada direğim de kırıldı.

Neden bunu dürüstce söyleyemeyiz.

Ben nerede hata yaptım.
Bir eğitmenin görevi budur,eğitmen tanrı değildir,hatta eğitmen olup olmadığına kimler karar vermiştir,o da hata yapabilir,nerede hata yaptığını bizlerin de aynı hatayı yapmamamız için aktarmalıdır .

Hangimiz yapmıyoruz ki.

Tekrar geçmiş olsun.

Erkut Soysal

1 Kasım 2007 Perşembe

YAKAMOZ VE TÜRKÇE

Merhabalar

size katılıyorum,

fakat dil teorilerinde ural-altay dillerinin tüm bölgede ana yapıyı sağladığı görüşü en yaygın olanıdır.

Sayın TDK başkanıda açıklamalarında bu kelimenin anadolu lisanından alındığı söylenmesine rağmen(bizlerin anadoluya geliş tarihimiz baz alınarak,bizden önceyi tarif etmek için) kullanımı ve içeriğiyle Türkçe kabul edilmesi gereken sözcüklerden olduğunu beyan etmişlerdir.

Köken daima tartışılabilen bir yöndür,kelimelerde,.
Önemli olan bu kelimeyi bu şekliyle kimin/kimlerin kullandığıdır,

Türkçe sözlüğümüzü açar isek sizin bakış açınızla birçok Türkçe olmaması gereken kelime bulacağız.

Küçük bir düzeltme de ben yapayım,sanırım rumca değil,yunanca dan dilimize geçtiği düşünülmesine rağmen,bir çok teorisyenin tüm anadolu ve ege lisanlarının aynı kökten geldiklerini,bonikilere kadar varan araştırmaları ile açıklayabilme çabaları ile ilgili görüşlerini yine bu yazışma gurubunda izlediğinizi sanıyorum,

Anadolunun bir bölümünde de indo-european lisanların etkisi de ortadadır.

Bu kadar karmaşık bir konuda ,iletişim ve ilişkiler arttıkça lisanların birbirini etkilemesi ,kökleri farklı bile olsa kaçınılmazdır.Böylece kendi lisanlarını da inşa ederler.

Affınıza sığınarak nereden almışsak alalım bence,Yakamoz Türkçedir.Yani bu şekli ve anlamlarıyla ülkemde kullanılan bir kelimedir.
Kebab gibi,vücut gibi,insan gibi,milli gibi,hatta rakı gibi.
Saygılarımla.
Erkut Soysal

"Sabih Haliloglu ( Rodos Makina )" wrote:

yakamoz isim Rumca
1 . Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı: "Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim / Çifte sandal, yüzüyorduk; o yüzer, ben yüzerim."- M. A. Ersoy.
2 . Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı.

Merhabalar,
Yelkenciler lokalindeki Yakamoz ile ilgili açıklayıcı bilgileriniz için teşekkür ederiz.

Yukarıdaki bilgiler maalesef Türk Dil Krumunun web sitesinden alınmıştır.Yakamoz, Türkçe bir sözcük değildir.

Saygılarımla,
Sabih

Buzullar erirse ne olur?

Aralıkta okyanus soğuğu

Atlas Okyanusu'nda oluşan Azor Yüksek Basıncı'na bağlı olarak Türkiye'de yağış miktarı biraz artacak. Kuzeyde soğuk ve karlı kış bekleniyorDevlet Meteoroloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Kayhan, Atlas Okyanusu'nun doğusunda oluşan 'Azor Yüksek Basınç Sistemi'nin aralık ayında Kuzey ve Orta Avrupa kesimini etkisi altına alacağını, bu durumun Türkiye'deki yağışları 'artıracağını' söyledi. Ancak bunun 'Su sıkıntısı bitecek' anlamına gelmediğini vurguladı. Kayhan'ın verdiği bilgiye göre Azor Yüksek Basınç Sistemi geçen kış Orta Avrupa, Güney Avrupa ve Akdeniz sahasını etkisi altına alarak İzlanda üzerinden gelen yağışlı sistemlerin kuzey enlemlere gitmesini sağlamış; bu nedenle 45 derece kuzey enleminin güneyinde kuraklık yaşanmıştı. Bu yıl aynı sistemin Kuzey ve Orta Avrupa üzerinde etkili olmasının beklendiğini açıklayan Kayhan, şöyle konuştu: "Bu değerlendirmeler ışığında, aralık ayında güney ve iç kesimlerde, ocak-şubat döneminde iç ve batı kesimlerde mevsim normallerinin altında, diğer bölgelerde mevsim normalleri civarında yağış gerçekleşeceği öngörülmekte. Bu da Türkiye'nin geçen kışa göre biraz daha fazla yağışlı olmasını sağlayacak. Bu, şu anda yaşanan su eksikliğini giderecek demek değildir. Bu konuyla ilgili yorum yapmak için su bütçesi, alternatif su kaynaklarıyla bunlara ilişkin planlamaların bir arada değerlendirilmesi gerekiyor." Azor Yüksek Basıncı'nın etkisiyle kış boyunca kuzey enlemlerden Türkiye'ye soğuk hava taşınması, poyraz, yıldız ve karayelin bolca esmesi bekleniyor:

Bu kış soğuk geçecek Kayhan'ın kış hava tahmini şöyle: "Özellikle, kuzeyde sıcaklığın mevsim normallerine göre 0.5-1 derece düşük olacağını tahmin ediyoruz. Kuzey kesimlerde kar yağışlarının biraz daha fazla olması kaçınılmaz. Sonuç olarak mevsim normallerine göre biraz daha soğuk ve özellikle kuzey kesimlerde biraz daha yağışlı bir kış tahmin etmekteyiz."

Milliyet 1-11-2007

Deniz-yelken adına
Erkut Soysal