5 Ekim 2007 Cuma

Büyük benzerlik

Bir sürü tanıdığımız veya tanımadığımız herhangi bir şekilde tekne
tekne sahibi olmuşlardır,olmuşlardır ama denizi henüz anlayıp benimsememişlerdir,onlara kalsa herşey bilirler bilmeseler bile ben bir kere görsem öğrenirim, yaparım havasındadırlar fakat bazı şeyleri de henüz çözemediklerini hissettikleri için size veya
birilerine ihtiyaç duyarlar,hepimizin olduğu gibi.
Siz işin tekniğini uygulamasını anlatırsınız ve iş biter.Çünkü uzarsa kendilerini borçlu hissederler.
Bu anlayışla da bir bedel ödemeden en pahalı malzeme olan bilgiye ulaşmak için,çok bildiğini kanıtlayıp satmaya çalışan hiç suçu olmayan birilerini, mesela konu hamur yapmak ise simit satan simitçiyi ,tek amacı bu işten para kazanmayı hedefleyen birilerini uzman diye kullanırlar.Onların da hoşuna gider bu ve kendilerini gerçekten yeterli zannetmeye başlarlar, hemen sahiplenirler yeni tekne edinenleri,başlarlar yeni kurallar koymaya,yeni bilgiler yaratmaya çok bildiklerini sergileyebilmek endişesi  ile,
işte bunlarla karşılaştığımızda işin en zor bölümüyle de karşılaşmış oluruz,
Siz iyi niyetle ve karşılıksız doğruları anlatır ve yapılan hataları göstermeye çalışırsınız,hamur yapmaktan simit satanın anlamasını beklememizin şart olmadığını,kaldı ki bu işin simit satmak kadar masum olmadığını,bunu yapanın mutlaka size zarar vermeyecek bilgilere sahip olması gerektiğini anlatmaya çalışırsınız.
Önce sizi dinlerler,yaşları da biraz geçkin ise her şeyi hemen anladıklarını zannederler,işin aslını öğrendiklerini düşünüp daha kolay simit yiyeceklerini kurguladıkları simitçiyle yanlız kalmayı çıkarlarına uygun görürler , işi simidini satabilmeyi planlamak olan ,onları sahiplenen bu eksik kişinin ,yani  konuyu hiç bilmediği halde çok bildiğini göstermeye çalışanın da katkılarıyla sonra sizin eksiklerinizi bulmaya çalışırlar,bir süre sonra her şeyi öğrendiklerini çözdüklerini düsünüp kendi başlarına uygulamaya başlarlar,daha önce kendilerini sahiplenmiş  daha ucuz olduğunu düşündükleri simitçi ile,
becerdiklerini düşünmeye başladıklarında,size olan mecburiyetlerini yok sayabilmek düşüncesi ile hatalarınızı bulmaya çalışmaları en belirgin tavırlar olarak ortaya çıkar..Bir kere gördülermi öğrenmişlerdir kendilerince,ne üzerinde pratik yaparlar ve ne de kendilerine anlatılanları tekrar gözden geçirmeye ihtiyaç duyarlar.
Bu davranışları bizler çözebiliriz,çok sık karşılaştığımız davranışlardır,bunun için konunun üstüne gideriz onları kırmamaya,kendilerini küçük düşürülmüş gibi algılamalarına da meydan vermeyerek ,israrlı davranırız, iyilikleri için,
rahatsız olurlar ve teknelerini onlarla paylaşmak veya tekne üzerinde söz sahibi olmak istediğimizi düşünürler bu ilgimiz nedeniyle.

Bu neden kaynaklanır biliyormusunuz,?
Siz en pahalı malzeme olan bilgi yi karşılıksız vererek onların bunun değerini anlamamasına sebeb olmuşsunuzdur.
Sonra size borçlu olmadıklarını gösterebilmek yanısıra  bir bedel ödeyecekleri endişesiyle sizinle karşılaşmamaya özen gösterirler uyarılarınızı iletilerinizi duymamış gibi davranırlar cevap bile vermezler..Siz de iyi niyetle hiç karşılıksız faydalı olmayı düşünürken belki de dost olabileceğiniz bir kaç kişiyi daha kaybetmek durumunda kalırsınız.
En kötü şey bilmediğini bilmemektir,en zor olan da bildiğini zannedenlere bir şey anlatabilmektir.Bir de kendini çok zeki hissedip hiçbir şeyin alıştırmasını yapmıyanlarla anlaşabilmek yorgunluğu,tahammül edilmezdir.Bir yüzücünün 100 metre yüzmek için ne kadar ve ne süre çalıştığını,bir judocunun en basit bir ayak hareketini bile oturtmak için ömrü boyunca kaç kez tekrarladığını imkanı yok anlatamazsınız bu tiplere.

Zordur insan ilişkileri sonunda sizi anlayacak olsalar bile.

Halbuki sizin gözünüzden kaçmamıştır ,hala balon iskota- makarasını vardavela içinden döşemektedirler. 

Erkut Soysal

Hiç yorum yok: