18 Haziran 2007 Pazartesi

Eski yazılardan

yine macera

Sevgili dostlar,önce beni yaptığım yanlış için affedin,

Bundan sonraki yazılarımda tekne ismi zikretmiyeceğim,tekne sahibinin çok yakını olduğumdan oda beni affedecektir,çünki benim kadar seviyor bütün tekneleri, vasıfları ne olursa olsun ve büyük yüreklilikle nasıl bir tekneye sahip olacağını bilerek bu işe kalkışmıştı.
Tanıdığım en yetenekli insanlardan biridir arkadaşım,ilanlardan seçerek,faal ve denizde olduğu anlatılmasının yanı sıra oldukça ucuz bir fiata bulmuştu teknesini,ve ilanda bakım gerektirmediği yazıyordu.

Karadan getirmeyi düşünmüştü önceleri,istenen çok yüksek bedel, hemen hemen tekne fiatının yarısı idi.Anlaşmayı yapmadan,gidip görelim,yüzüyorsa,direği ve motoru varsa niye denizden gelmesin dedim,karadan taşımak bir sürü işlem gerektirir,arma sökülecek direk inecek,oniki metre,karadan gelmesinin gerek tekneye gerek diğer malzemeye bir sürü olumsuzluğu var,birde eski teknelerde birçok şeyi söktüğünüzde yerine takamazsınız,dert olur.Kendisi dışarıda yetişmiş,ne ödiyeceğim diye sordu hemen,bazı şeylerin bedeli olması gerektiğini bilenlerdendir,ve en pahalı bedellerin de ücretsiz verilen hizmetlere ödendiğini,çıkardığımız maliyet,kumanya artı mazot artı yolda giymem gerekenlerden oluşan ve birde akşam yemeği olarak hesapladığımızda,karadan gelişinin beşte birine düştü birden.

Tekne İstanbulda Sarıyer de,her olasılığa karşı çok iyi bir tekne bakımcısını bir gün önceden gönderdik İzmirden,yağı,suyu,filtreleri,mazotu ayarlasın,armadan da anlar bir ön kontrolünü yapsın,satın alırsak tekne yola hazır olsun diye,

Daha önce bu boyutta denize çıkmamış ama çok sevdiğimiz bir müşterek dostumuz ve yöremizden bir balıkçı arkadaşımız ile tekneye ulaştık İzmir den,ertesi gün,

Ama hüsran,oldukça yaşlı ve yıpranmış olmasının yanı sıra tekne iki yıldır kullanılmamış ve denizde,olması gerektiğinden yirmi santim daha batık ve karina görünmüyor suyun içinde,tam yarım metre kalınlığında midye ile kaplı,güverte tik kaplamaları paramparça,havuz birkaç yıl önce dış cephe boyası ile boyanmış,bom eğrilmiş,tüm halatlar kullanılır gibi değil,hurda bir kontrol paneli,
Almıyoruz
dedim.

Arkadaşlarımda inanilmaz bir hayal kırıklığı,hani motoru yelkeni olsun gideriz demiştiniz,hatta daha iddialı yelkeni olsun yeter demiştiniz,
Anlatmaya imkan yok,ne dediysem ,arkadaşım ,ben yapacağım,ne istediysem, ben alırım diyor,diğer arkadaşlarım beni kenara çektiler, Erkut abi ne olursun biz sana söylemedik ama teknenin parasını ödeyip biz bunu aldık lütfen hiçbirşeyi eleştirme bizi İzmire götür bu tekne ile.
Önce gelen ,bakımcı arkadaşla bir brifing,motor ne durumda,iyi,bakımını yaptın,yaptım,bir problem,yok,sintine pompaları faal,sintinede su,yağ varmı,yok,aküler ne durumda ,yenisini taktım,filtreler değişti,ocak ve tüp,tamam,telsiz çalışıyor,seyir fenerleri,faal,yedek yağımız var yedek mazot var,depo kaç litre 75,yedek mazot 100lt.su varmı? depo dolu,kaç litre? 150 lt,derinlik çalışıyormu?,evet,bas marşa,o ne ,mobilet gibi çalışıyor,aç bakalım,
Tek silindir 9 beygir ,yine yalvarırcasına bakışlar,mümkün değil anlatabilmem,denizde gücün ne kadar önemli olduğunu,yola çıkmadan neler yapılması gerektiğini,acele bir ihtiyac listesi
Halatlar,simitler,ceketler fenerler,bıçaklar,anahtar takımları,tamir takımları,kumanya,allahtan öyle uyumlular ki,ne desem sormuyorlar bile niye diye, ben nedenini anlatmazsam,dünya tatlısı hepsi,birliktelik çok keyifli ama yol herhalde ilginç olacak.Bakımcı arkadaş ben gidiyorum deyip karadan İzmir e döndü.”uyanık”

Yapmam gerekeni yapıyorum,Halatlar çözülüyor,hava çok güzel sular Marmara ya akıyor,tonoz halatı kesilip yandaki tonoz üzerine bağlanıyor,soruyorlar gidiyormuyuz?cevabı geciktiriyorum,sonunda evet gidiyoruz dediğimde...........

Gözlerindeki o pırıltı,o heyecan bir ömre değer,hemen gereğince soğutulmuş biralar açılıyor ve önce bana ikram ediliyor,ben bira içmem biliyorlar ama o anı paylaşmak varya hemen yeşil yassı bir şişe ,,üzeri buzlu, tanırsınız marquıs de montesquıou armagnac napoleon,küçük bir kadeh ve çikulata çıkarıyorlar önceden hazırladıkları,ilk teknelerinde ilk yolculuklarını kutsamak için bana ikram ediyorlar,ben biraz haince gülüyorum,biraz daha keyif almalarını sağlıyorum ve işte gerçek,

Bu tekne bu haliyle gitmez,şimdi doğru Ataköye ve lifte,altı temizlenecek kontrol edilecek,orada ki olaya göre program yapacağız,hiçbir itiraz yok yanaklarım eskiyor öpülmekten.

On saatte sağsalim Sariyer den Ataköy marinaya varırken ne demek istediğimi iyice anlıyorlar.Marina ilgilileri,yola gideceğimizi anlatınca,mesai saati falan dinlemeyip karaya aldılar bizi hemen,teşekkür edilecek bir davranış ve acilen altı kazındı temizlendi neyse bir şey yok,ama şimdi gülmeyin,alta yığılan midye tam bir metrelik bir tepe oluşturdu,içinde kaya balıkları ile.

Ve tekrar suya.Artık teknemiz,evet bizim teknemiz altı knt yapıyor motorla,deniz dümdüz ama ilk gün fazla şova gerek yok İzmirden 12 saatte geldik uykusuz,oniki saattir de denizdeyiz,bize Yeşilköy yakışır,girip bağlanıyoruz.Ve kıskanıyoruz bizim balıkçı barınaklarımızın halini ve davranışlarını düşündükçe.

Gereğince bir yemek,tekneye dönüyoruz,ilk etap Marmara adası Port Marmara yı planladık üç etapta inmeyi planlıyoruz İzmire.Evlere telefonlar Salı sabahı oradayız.Yapmayın etmeyin dinleyen yok,abi yav saatte beş mil gitsek hesapları,ne yapalım alışırlar.

Sabah Marmara yı geçiyoruz rüzgar önce batılı,teknenin hızı 4 knt,biraz daha artıyor hava hız 3 kn sonra,tanrı yardım ediyor güneyliyor,armayı zorlamadan yelkenle yedi knt gibi tam rotadayız,sabaha epeyce var müthiş keyifli bir seyir,arkadaşlarımda bu keyiften pay alıyorlar,Bekir ilk defa dümende ve iyide gidiyor, ip gibi,üşüdü onu sprayhudun kuytusuna gönderip dümeni aldiğım an inanılmaz bir patlama,belkide gecenin o saatinde bana öyle geldi,iskele uzun çarmık havada bir uçtu,o direk tam bir S haline geldi ve bunu birde ters taraftan yineledi ve düzeldi ama tam değil,arkadaşım Bekir ilk seyri ,ilk yelkeni olmasına rağmen anında ne istediysem yaptı, anayelken mandarını getirdi direkbaşını yedekledik cenovayı sarmak mümkün değil bosaltıp tekneye başüstüne aldık,
uzun çarmıkın landa demiri yerinden kopmuş,dışarı çıkarken bizim güverteyide onsantim tekneden ayırmış yarım metrelik bir bölümünü,adaya 8-10 nm var,kopan çarmıkı sağlam bir landaya sabitledik,direk duruyor ya şükür,bir şekilde bir yerlere mutlaka gideriz,motoru bas,o ne motor yok,ama motor niye yok?saatler gibi geliyor bize geçen zaman,sabah olmak üzere hava ağarıyor marmara adasında çok hızlı bir bot var liman hizmetleri için, ulaşmağa çalışıyoruz,telsizimizi duyan yok ,cep telefonları,cevap veren yok,İzmire ulaşıyoruz telefonla,uyarmaları için adayı,adada hiçbir yetkiliye ulaşamıyorlar,biraz sakınleşiyoruz küçük bir yelken,direğe yük bindirmeden,balon mandarını da aynı kontradan,sancak uzun çarmıkı da biraz boşaltınca direk daha da toparlanıyor,tıngır mıngır ama böyle bitmezki,arkadaşım motora iniyor,filtreler boşboş,mazot hortumu,oda boş,depo tamtakır,birbirimize bakıyoruz,depoyu doldur,o ne ,daha 50 ltrelik bidonda iki üç parmak var,taşmaya başladı.
75 litre denilen bizim depo 45 litre,biz de otuz saattir motor kullanıyoruz nasılsa full başladık ya ve depoda da 75 litre var,tek silindir ne yakarki.

Ama kazın ayağı öyle değilmiş öğrendik.

Adaya Marmara ya bağlandık.Dinlendik,güzel bir köfteci,midye ve piyaz,başarmanın mutluluğu arkadaşlarımda,benden başka somurtan yok,adamlar ilk defa denize çıkıyorlar,aptal da değiller,durumun farkındalar bir tek panik bir tek telaş ve endişe belirtisi yok,beni motive ediyorlar,biz motoru çalıştırırız sen kendi işine bak diyorlar bana soytarılar,kendilerine güvenleri geldi,mazotuda yedekledik,hadi çıkmıyormuyuz yoklamaları.Seyir fenerlerimizden sadece sancak iskele fenerleri yanıyor atlattığımız badireden sonra,bir uzatma kablo ile direğe bir silyon çektik,direk önünde işe uygun ama çıplak ampul devamlı problem,
Sabah ola hayrola.Sabah güneşten önce yoldayız,hava uygun,rüzgar durdu,teknenin pareketesi beş knt gösteriyor,el gps sinde 7 knt ,oturmuşuz akıntının tam üstüne sular hala akıyor,inanilmaz bir keyif,ama dümen biraz yoruyor biraz daha özen istiyor,her şey keyifli iken,imtihan tekrar başlıyor,hararet göstergesi,yağ basıncı ve devir saati hepsi birden kaput,hız göstergesi bir saat sonra,şarj iki saat sonra,ve teknenin içi farşların üstüne kadar,yağlı bir su,sintine tulumbaları faal ama karşılamakta zorlanıyor,batmaz ama, deriz ya nerdeyse batacağız öyle bir durum,arayıp buluyorlar gelen suyun nedenini,şafttan geliyor,yağlı salmastra kurumuş erimiş bitmiş,yağ basılıyor şafta rahatlıyoruz ama salon yağ içinde,iki yıl içinde birikmiş yağlar hepsi salonda,yürümek imkansız ve temizlemekte çok zor ,yine çözüm bulunuyor hemen,zaten hazırlıklı gelmişler,suyu boşalttıktan sonra salona yeterli katta gazete döşeniyor,bende niye masa örtüsü olarak kullanmadıklarını düşünmekten kurtuluyorum gazeteleri.Bu tür yolculuklarda ben ayakkabı mecburiyeti koyarım,çıkarttırmam,onlarda yeni tekne ayakkabıları almalarına rağmen salon kaplamasını düşünüp gazete getirmişler yanlarında.
Biri motor sesini dinleme görevini alıyor,teknede yeni bir iş tarifi,biride eksoz suyu kontrol sorumlusu ve diğeri yaptığı mükemmel sandvich lerin servisinde,beni kıpırdatmıyorlar bile,bütün olumsuzluklar müthiş bir seyir keyfine dönüşüyor Çanakkaleye kadar,Kulübün önüne bordalıyoruz,banyoyu bize açıyorlar,keyfe bakın.Telefonlarımızı şarja alıyorlar mazotumuzu getirtiyorlar,tamirci öneriyorlar,sabah tekrar erken çıkacağız,erken yatıyoruz.
Saat beş gibi avara oluyoruz,görevli bizi uğurluyor fakat,bıraktığımız bağlanma ücretinin makbuzunu almadan hareketimiz üzerine önce bizi bir haşlıyor,utanıyoruz yaptığımızdan.
Yine uygun bir hava, çabucak geçtik Müsellimden ,uygun sularla,güney rotasına girdik,nisoi tokmakya yı bordalıyoruz,sevgili motorumuz birden sustu,önceden tecrübemiz varya,mazot deposu mazot var,filtreler mazot dolu,mazot hortumu,dolu,mazot pompası çıkışı,var,bas marşa bir hırıltı yine stop,iki mil kadar yanımız Midilli,karşımız ,Çıplak ada,direğimizi,deli bağlar gibi bağlamıştık İzmire tek parça götürelim diye,rüzgar karayel çok uygun,küçük bir yelkenle gidebiliriz bir yerlere,ama üç gün oldu yoldayız,bana hissettirmemeğe çalışıyorlar yorulduklarını,güçlerinin tükenmek üzere olduğunu,uğraşıyorlar motoru çalıştırmaya ,mümkün değil olmuyor,Güçleri her an tükeniyor ve stres üst düzeyde,

Birden bir mucize oldu,ve beliriverdi TC SG 11 koçlar gibi önümüzde, bizi sallamamak için ikiyüz metre yanımızda seyrediyor,el sallıyoruz,selamlıyoruz,kendilerine önerdim,bakın yardım isteyebiliriz,o gücü tükenenlerde bir özgüven ,hemen atılıyorlar,neden yardım isteyelim,negüzel gidiyoruz,biz şimdi motoru hallederiz.Ve hemen motora giriliyor,değiştirildiği söylenen mazot flitrelerinin şişmiş sertleşmiş olduğu artık geçirgenliklerini yitirdikleri tesbit ediliyor,yenileri takılıyor,mobilet motorumuz saat gibi.Yelken motor Midilliyi geçiyoruz,her şey lehimize artık,Uzunada –hekim arası rotası karşımız Urla iskele,bütün denizlerimiz bizim ama burası evin yolu,bayağı yorulmuşuz,halbuki alt tarafı,çarmıkı kopuk ,direği eğri,şaftından su alan,hararet göstergesi,derinlik göstergesi.devir saati,şarj lambası,seyir fenerlerinin yarısı çalışmayan yelkeni yırtık,pusulası bozuk,güvertesi yarım metre patlak(,ha birde dümen teli koptu onu unuttum,) bir tekne ile İstanbul dan İzmire geldik.

Tevazu göstermeye hiç gerek yok,abartmaya da,ne yapabileceğinizi ve ne yapamayacağınızı biliyorsanız,gücünüzün yanında bilginize de güvenin ,yaparsınız,yeterli bilginiz varsa.
Ve inanın tekneler yüzmek için yapılmışlardır,insanlar mani olurlar teknelerin yüzmesine gitmesine,ilgisizlikleri ve bilgisizlikleri ile.

Saygılarımla.

Not.
Aynı teknenin üçüzünü de İstanbul Atabay marinadan Didim KAZIKLI ya getirmek yine bana kısmet oldu geçmiş yıllarda,hangi birini anlatayımYa ben çok dolaşıyorum,yada benim etrafımda şeytan üçgeni.

Hiç yorum yok: