17 Mayıs 2007 Perşembe

DENİZİN BEDELİ

Eski yazilardan;

Tekne denizden zamanında döndü,

Merhaba,biz iki koy ötede teknenin altını sildik,sizde hoşgeldiniz,buıyrun tekneye

Sıcak bir karşilama,iskeleye bağlanmakta zorlandılar,yardım edip bağladım.

Tanrım o ne?Daha önce büyük maceralarla motorsuz yelkensiz Istanbuldan Urlaya getirdiğim BANDİD İN İKİZ KARDEŞİ,HEMEN DÖNMEYİ DÜŞÜNDÜM.keşke dönseymişim.
Ve tam bir rezillik abidesi tekneye binmek mümkün değil,her taraf yağ kir pas ve çamur,kokpit su içinde,kapaklar,branda parçaları,yağlı bezler,kağıt kutu parçaları,halat parçaları,ayak basacak yer yok güvertelere de basmak mümkün değil,oturaklar tam bir parmak toz toprak,yağ,inanın kolera diye bir tarifimiz vardır bu pisliği tarif etmez,çoplük .
Vede neredeyiz bilin bakalım,O muhteşem ece saray marina,yapacak bir şey yok eşyalarımı tekneye koymadan önce hortumu takıp yıkayıp en azından ayak basacak yer açmak lazım,teknenin içine girmekte mümkün değil, salon girilmesini imkansız kılan bir çürük çöp kokusu ve yağ pas içinde,bir şey içermisiniz diyorlar buyrun içeri diyorlar,giremiyorum,ve bu ara benim başka birşey istememi önlemek için hemen çay suyu koyuluyor,teknede çayımız var,suda var altı ayda su bozulurmu canımmm,çeşme zaten burda,ben bir şey isteyemiyorum. Aç ve susuz olmama rağmen.Neyse saatlerce yıkama ve temizlikten sonra ancak havuzda oturulacak yer açabiliyoruz,acilen üzerimdekileri çıkarmadan,bir hafta önceden yolculuk ihtiyaclarımızı bildirdiğim halde alınmadığı için ,alışverişe çıkıyoruz,saat 17.00 oldu bile.Yedi saat tutmuş yıpratıcı bir otobüs yolculuğundan sonra dolap beygiri gibi dönüp dolaşıyoruz,bir teklif geliyor,akşam yemegini yiyip öyle tekneye gidelim,yatar istirahat eder,erken yola çıkarız.
Yemeğe gidiyoruz çok iyi bir yer var sizi orada ağırlayalım deniyor ,nazik olduğu kadar keyiflendirici bir davranış,oldukça yürüyerek, dolaşıp bir yere geliyoruz,pideci ,evet yanlış duymadınız pideyi küçümsemem ve beğenirim,akşam yemeğimizi sokak arası bir pidecide birbuçuk kıymalı mantarlı ve su ile muhteşem bir ziyafete dönüştürüp yine yürüyerek tekneye dönüyoruz.Aslında ne yesem aynı hazzı almam mümkün tam on saattir birşey yemek imkanım olmadı.

Olumlu yanlar da yok değil,deniz dediğimizde hepimizin ilk aklına gelen,ama denizle ilgisi olmayanların bizlerden çok daha önemsedikleri ,kendilerine örnek ve rehber aldıkları Sayın Boro ve Sayın Atasoy lardan bahsediyoruz,denizle ilgili yazılı eserleri tartışıyoruz,milli politikamız içinde denizciliğimizin yerini irdeliyoruz,seyahat hoş geçebilir,kültürlü ve konuşulabilir nazik insanlar.Ha... ben size tekneyi Fethiye den Urla ya getireceğimizi söylemedim henüz.

Kendini Sadon Boro ve Atasoy uzmanı olarak yetiştirmiş,iki tekne değiştirmiş,en büyük (BANA SÖYLEDİĞİ) hayalinin teknede hayatını sürdürmek olduğunu ve dünyayı gezmek olduğunu ve bir süredir teknede yaşadığını anlatan bu beyefendinin teknesini Izmir e getireceğim.Oda bu küçük dünya parçasını geçerken ,büyük hayalleri içine sokmak istemediği bu mütevazi , basit ve önemsiz seyahatinin, kendi büyük hayallerinin kalitesini düşürmemesi için, bu seyahatte teknesinin sorumluluğunu kendi taşımayıp bana verecek.Fethiyeden izmir e gelmek işi mi,benim idealim dünyayı gezmek.

Tekneye döndük lastik botumuzun motoru da bakımdan geldi,yerleşmemiz ve yerleştirmemiz gerekiyor tekneyi,ben hep karsılastıgım tarzı çok iyi bildiğimden,bana teknede bir metrekare yer verin orası bana ait olsun ,ben orası küçük te olsa derli toplu olurum ve aradığımı bulurum talebimi ilettim,bana salonda köşede bir yer verdiler, oraya yerleşip düzenimi kurdum.Tekne sahipleri,teknenin her bölümünü kendi ihtiyaçlarını karsılayacak malzemelerle donatırlar ve doğrusuda budur.Dışarıdan gelen birinin,tekne sahibinin ,teknenin her tarafına yaydığı gibi,gereksinmelerini yayabilme lüksü yoktur ve olmamalıdır.İşi bildiğinizde valizinizi bile katlanabilecek,ortadan kaldırılabilecek dizaynlarda seçmenizde fayda vardır çünkü ilk yer gereksinmesinde valizinizin işgal ettiği yer göze batar,motor sökülse çıkanparçalar sizin eşyalarınız üstüne konur,masa toparlansa kirli bulaşıklar sizin kullanım alanınızdadır,geleneksel misafirliğin kuralları ,ev sahipliğinin kurallarının önüne hiçbir zaman geçemez küçük teknelerde.Teknede kıpırdayacak yer yok,şimdilerde haberlerde sık sık izlediğimiz çöpevlerin ayn,çöp tekne.
Owner ilk anda oldukça prezantabl,iyi giyimli,teknede bir yazlik evin tüm teknik donanımı hatta lcd 51 ekran tv bir de dahili digital meteoroloji seti mevcut yedekleri ile ama ikisi aynı ,tabak yok,iki tane benzer su bardağı yok birbirini tamamlayabilecek,yaşamı gelişigüzellikten birdenbire çıkarabilecek.Neyse rafları temizliyoruz,önce su bidonları,bidonların kapaklarına bakalım deniyor,son kullanım tarihleri kontrol ediliyor,iki yıllık suları kullanılabilir diye ayırıyoruz,bunun üzerindekileri kullanma suyu olarak rezervliyoruz,fethiye ece marinada, konservelerde de öyle, sekiz ve yedi yıllıkları,biraların üç yıllıklarını teneke kutularda ise atmak üzere ayırıyoruz,son kullanım tarihleri mayıs olanların daha nisan ayında olduğumuz için stokta bırakıyoruz ne olur kiteknede bir yıl kalmışlarsa.

Yataklarımızı hazırlayıp,sabah altıda yola çıkmak üzere seyir planımızı yapıp,hava raporlarını inceleyip yatıyoruz.Mükemmemel bir seyir havası,rüzgar 4_5 bofor ve kolayına,marinadan aldığımız raporun yanısıra internette nekadar bu konu ile ilgili kurum varsa hepsinin verileri elimizde,loptopumuz ,el bilgisayarımız, üç adet üstün vasıflı telefonumuz,telsizimiz,yedek manuel rüzgar ölçerimiz,güneş panellerimiz,rüzgar jeneratörümüz,el gps imiz,iki takım haritalarımız,herşeyimiz var,harita masamız da var ama kullanılabilmesi mümkün değil,arkasına bir otel buzdolabı,motora tek ulaşılacak yer olan sancaktaki tüp boşluğa kalıcı mote edilmiş motora ulaşılamıyor, önden ancak müdahale edilebiliyor olsun.Motora ulaşmağa ne gerekvar.

Saat altıda Fethiyede günlük geziler yapan tekne sahibi ve kaptanı arkadaşımız ve teknenin yeni sahibi olacak ownerın damadı da ekibimizde,vira bismillah yoldayız ,her şey mükemmel görünmesine rağmen bir terslik var gibi ama çözemiyorum.Mevla kayıra .Otopilot arızalı denmişti,onda da bir sorun yok,temel reis her an alesta.Yelkenler iyi durumda,armada idare eder görünüyor.Zaten uzman bir arkadaşın eski teknesi imiş,yelkenler kullanılmamaktan iyi durumda,
diğer malzeme ise,tekneyi bir çoğumuzun satarken yaptığı gibi ,kullanılabilecekler alınmış,yerlerıne kullanılamayacak vasıftakiler konmuş ama görüntü aynı,yani varmı,var.
Güzelbir hava,Serçeye varmak üzere planladık,uygun olursa devam edeceğiz,kumanyamız ve suyumuz var,mazot depomuz yüz litre imiş,iki bidonda da yirbeşer litre yedek mazotumuz hazır dendi,iki litre motor yağı ve bir litre şanzımanyağı yedekledik,yanımızda.Hızımız 6 knt motor yelken gidiyoruz,terslik başladı,benim hissettiğim ama önceden çözemediğim,deniz altı gibi gidiyoruz,sahanlık,kokpit,havuzluk adı her ne ise su içinde ,su kesimimizin altında,tahliyelerden su giriyor,tuvalet su seviyesi altında,lavabo evyesi içinde iki parmak su,hızı düşürüyorum azaldı,makine kıçı batırıyor ,sorun teşhis edilince rahatlıyorsunuz,ama birden bir duman ,ağır bir yağ yanıgı kokusu,makinadan dumanlar,acilen stopluyoruz,hararet yüksek,kondense suyu tamam,ama her taraf yağ ve motor yağ çubuğu sıfır gösteriyor,yarım saat oldu henüz,imkansız,geri dönüyoruz,kontrollü seyirle.hava güzel yolda kahvaltı ederiz diye planlamıştım,şimdilik açız,Ecemarinaya geri döndük,tekneye giriş çıkış çok zor,bir metre yükseklikte kıçagüneş enerji panelleri monte edilmiş.altından sürünerek geçiliyor bordalamak daha rahat ,iniş biniş kolaylaştı,tamirci arıyoruz yok,gemici arkadaş ben bakayım dedi,tatlı su motor devridaim pompası( buraların tabiriyle cabsko ama kendisisadece su pompası) cıvataları sıkılmadan bırakılmış ,sıktım tamam deyince,tekrar yola çıktık yine bir mil sonra aynı sorun ve geri döndük,tamirci geldi uğraştı,bitti dedi,bu ara üstümüz başımız perişan,yemek yemeyi teklif eden bile yok,anlatmak zorunda kaldım,birilerinin bu işi yapması gerektiğini,bunun zul olmadığını ve makarna yapıldı,ben de peynirli bir salata hazırladım,akşam üzeri yedik ve sabah çıkmaya karar verdik,bu ara peynir bitmek üzere ,uyardım,yola çıkarken üç gün için 450 gram peynir almanın yanlışını,kağıt tabak,plastikkaşık,kağıt bardak,bunlar neyse de,tekrar anlattım tabak bardak yıkamanın aşağılatıcı bir görev olmadiğini,hatta buna görev diye bakmanın yanlışını,kim temizlenmesi gereken bir şey görmüşse bunu temizleyip yerine koymasının verdiği hazzı,birine bir bardak kahve sunmanın keyfini.
Ben erken yattım.
Sabah yine bismillah yola saat 6.00 yine bir mil sonra,bu defa inanılmaz bir duman ve yanık yağ ile mazot kokusu,makine stop,havalandır ve gör,eksozun üzerinden geçen mazot hortumu,tabii ki eksoza değdiği yerden yan ve delinen yerden mazot eksozun üstüne akıyor devamlı,allahtan gelen arkadaş becerikli ve yetenekli,konuyu çözüyor ve tekrar yola devam,ama bir süre sonra koku o kadar artıyor ki tekrar marinaya dönüyoruz,tamirci ara,bul bulabilirsen.Kimse tekneye gelmek istemiyor,gene kafamda yanlış giden birşeyler hissediyorum ama ya özürlüyüm yada dikkatsiz ,çözemiyorum.Sonunda marina yetkili servisi tekneye binmeye ikna ediliyor,adam ben bu tekneye bakmak istemiyorum diyor resmen,daha önce başka tamirci de işleri yarım bırakıp kaçmış,dayanamamiş,yine de insanca davranıp işini bitiriyor,bir şey yok konu halledilmiş ama eksoza sarılı amyant mazot çektiğinden bu koku bir süre devam edecek deyip para bile almadan tekneden kaçınca nasıl bir davranış bozukluğuyla markalanmış kötü imajlı bir teknede olduğumu anlıyorum.Ve de biliyorum ki bu imaj aslında tekne sahibinin imajıdır.Teknenin suçu yoktur.Çözemediğim olumsuzlukta budur.

Bu ara halen açız,kullanmam gereken bir tekne ve gitmem gereken bir yol var,bunun aç olmayacağını bilecek kadar açlık çektim,Göbüne gidiyoruz,yani kapı creek,deniz olması gerektiği kadar olağanüstü,tonuz alıp bağlanacağız,illaki baştan ikinci tonuz olacak israrı,la havle,,daha önce birkez oraya bağlanmış,bağlanıyoruz,millet dolanıyor,artık yemek yesek diyorum,ne yersin diye sorulmuyor,sipariş verilip oturuyorlar,benimde hiç tarzım değil,akşam yameklerim benim için ibadet gibidir,kuru ekmek ve zeytin bile yesem,gereğince yerim,ne yediğim değil hangi ağız tadi ve keyifle yediğim önemlidir.Güzel bir yemek,güzel sebzeler,eksik pişirilmiş,özenti bir tandır ekmeği,yine mükemmel olması gerekirken daha aromalı ve ucuz bir zeytin yağı,herkes aman negüzel ve yoğun kokulu derken, sen tabii ki sabaha kadar kıvran.Göbüne ihanet.

Erken kalktık,ekibimizden biri günlük tur kaptanı,dümen sevgileri malum,dümeni arasıra ona veriyorum mutlu oluyor,sık sık uyarmak zorunda kalıyorum,lütfen uygun bir mesafe kıyıdan açık seyret,anlatmak imkansız,yine kıyıdan bir tekne boyu mesafedeyiz nazikçe aç diyorum,cevap ben buraları biliyorum ve tanrı giriyor devreye,gaz çubuğu motordan ayrilıyor,tanrının tokadı ,kıyı on metrede,rüzgar denizden ve dümende donmuş,kazık gibi bir dümenci,komut ta algılamıyor artık panikten,deniz bir metre gibi,teknenin ivmesi kaybolmadan uygun dalganında yardımı ile teknenin başını açıp yelkenle neta olmuyoruz,düze çıkabiliyoruz,birçivi ile gaz koluna tutturulmuş gaz teli.Buna da şükür,yola koyuluyoruz,erken saatlerdeki hava artacak ama seyre mani bir hal yok,gece erken yatın demiştim,arkadaşımız ben üç gün uyumadan giderim demişti,anlatmıştım kendine birgün ayakta kal yeter,on dakika sonra uyumak zorunda kaldı,geç yatmış.Yarım saat sonra,yüzler sarı değil gri,kusan üç kişi,dönelim diyen iki kişi,ayakta duramayan,kıpırdayamayan,lütfen rüzgaraltına geçip kusun ricalarıma bile cevap veremeyen bir ekip.Dünya seyahati düşleyen sayın,Boro, Atasoy uzmanımız,motordurursa ne yaparız,tekne devrilirmi demeğe başlıyor,bir zamandır teknede yaşadığını söyleyen uzmanımız, ve şimdi dikkat beyler,rüzgar 2-4 ve zaman zaman5,deniz 1-1.5 metre dalgalı hava açık,görüş iyi,ısı 21 derece bunları ilerideki olayların daha iyi anlaşılması için not ediyorum.Hava gittikçe bozuyor,iki arkadaşımız artık tamamen koptu,Marmaris açıklarında uzmanımız biraz kendine geldi,hala kendilerine birşeyler içiremedim sıvı kayıplarını karşılamaları için,zorla birer elma yedirmeğe çalıştım onu da bir iki Isırıp bıraktılar,tam iki gün gecikmistik zaten, kendilerini Marmaris yerine Serçe ye ikna ettim, yol hemen hemen aynı,öğleden sonra Serçe selametle ve yatıp uyudular.

Hafif bir yemek kendilerine geldiler,uzmanımız biraz fazla kendine geldi,kitaplarda yazilanlarla denizin gereğince tanınamıyacağını hala algılamadığından,ben bozulmadım, ama nasıl geldim,iyiyim dimi,arkasından nekadar meteo var ise hava raporu,ben iki yıl harita eğitimi aldım,şimdi bir rota çizeceğim siz ona göre gidersiniz,gps var koordinatlar işaretli ve iki saat harita dersi aldık,peki ne kadar var Datça ya deyice, hemen gps koordinatları ve biz sanki yamaç paraşütü ile gidiyoruz.bütün mesafeler kuş uçuşu,hey yavrum hey, mükemmel ingilizcesi var,biraz anlattım ne istediğimi,önceden hazırladığım rotamızdaki koordinatları veriyorum programa girmesi için,

soru şöyle,
sağ el işaret parmağı banauzatılmış,
karadamı,denizdemi,
anlatıyorum bu koordinatlar bir denizrotası,bunların karada olması diye bir şey yok,tekrar ikinci koordinatta aynı tarzla aynı soru,
karadamı denizdemi,
tekrar anlatıyorum,size denizdeki rotamızı not ettiriyorum,bilgi almak istediniz tabii ki denizde,üçüncü noktada yine aynısoru,gene sakince cevap veriyorum,denizde,dördüncüde tarzı daha da tahammül edilmez hale geliyor,

ben sorduğumda söyleyeceksiniz karadamı denizdemi,

artık yine nazik olmanın daha etkili olacağını,kontrolun kaybedilmesinin bir şey kazandırmıyacağını düşünüyorum ve anlatıyorum,
bu gideceğiz yere varmamız için deniz üzerindeki yolumuzun,rotamızın noktaları,
biz ne ile seyrediyoruz,tekne ile,teknenin gittiği yolun karada olması mümkün mü biz, otobüs değiliz karadan gidelim,sen bizi uçakla karıştırdın,uçakta değiliz,ozaman bu noktalar denizden başka yerde olamaz,sizin gibi eğitimli bir uzmanın bunu bileceğini düşünüp deniz veya kara demiyorum.Susuyor ve gps alıştırmalarına kendi başına devam ediyor rahatız,beş altı saatlik gps seansı sonunda beş noktayı girip denizde bir rota çizilince bende rahatlıyorum, artık kesin kaybolmayız,çünkü bana yolu tarifedeceğini söylüyor.

Gece koyda yalnızız, her ihtimale karşı ikişer saatlik vardiya koyuyorum, karadan koltuk almadık gece buraları 30-40 knt eser bu mevsimde.

Ertesi gün.hava 2-4, deniz 1-1.5 metre,ve bir gün daha kalıp havanın düzelmesini bekliyelim ricası geliyor,yola çıksam ölecekler,bu ara görüş te iyi ve hava parçalı bulutlu,on yerden hava raporu,neyse kaldık.
Boşa geçen bir gün daha,sabah saat altıda vira demir,mazot yedeklerimizi depoya aktardıktan sonra.
Yolumuz 58 nm 80 litre mazotumuz var,makine 29 beygir sorunsuz gideriz,deveboynunu geçtik,bir telaş ,ben yunan sularından geçmem ,yapma etme,harıtalar çıkıyor,pergeller cetveller,buraya girme ,oraya gitme,çıldıracağım,bu ara, mazot bitiyor panikleri,dönelim çırpınışları,elde gps,üç gündür onunla yatıyor ve mutlaka tescil edilecek bir rekor gerçekleşiyor,otuz millik bir görerek dümdüz seyirde yüze yakın yer tesbiti ve ikigün iki gece gps elde yaşama ve onunla yatma rekoru,teşhis olunca tedavi kolay,korkuyor,ödü patlıyor,artık o yokmuş gibi davranıyorum ve mükemmel bir seyirle Turgutreise hava kararmadan giriyoruz,mazot ikmali,yemek yememiz lazım,ilk gün tek öğün pide,ikinci gün tek öğün dört kişiye bir paket makarna,üçüncü gün haşlanmış patates salatası tek öğün,dördüncü gün sıcak bir yemek şart,önümüzde Turgutreis- Urla etabı,kimseden çıt çıkmıyor,kimse beni tutamaz ,yat klüp,dokunmayacak bir yemek,ve yola çıkacağız,ekipten bir kardeşimiz geliyor,gayet resmi beyefendi babam şimdi yola çıkmaktan çok korkuyor,gidebilecek gibi degil,ne dersiniz?

Hava 1-2 beauforth, ay tepemizde,tekneyi getirmek için anlaşmıştım,hastaları tedavi için değil,ve geldik.
Çeşme boğazını geçtik,Çeşme nerede gösterdik,resimler çektiler,alev adasını geçtik hava biraz gösterdi,meşhur gerence,3-5 gibi akşam üzeri rüzgarı,tabii yeni panik nedeni ,panik başlayınca karakter değişiyor,bazı konulara kilitlenme devam ediyor,

buradan Çeşmeye gidilirmi,

Karaada kuzeybatısı,anlatıyorum,Çeşme yi geçtık,buradan gidilir ama geri dönerek,tekrar aynı soru,aynı cevap, aynı soru aynı cevap, aynı soru ve cevap artık degişik,başlarım senin Çeşme nede kapat ağzını konuşma,kem küm kem küm ,tamam bitti konuşma ve bana küstü de rahatladım,ama bu sefer ekibin diğer elemanları ile özel konsimasyonlar, kulisler,valla bilmem ne halt ederse etsin artık denizigeçinceye kadar bana dayı diyecek,başka alternatifi yok,benimde tahammülümün sınırı var,nisos koinosun ilk kumsalına bırakır giderim,o çok korktuğu Yunanlılara veririm onu, onlarda ham ederler,bakmazlar ne kadar deniz hikayesi okuduğuna.

Sonunda varıyoruz bağlanma limanımıza,

Siz üç günde geliriz demiştiniz,çok uzadı,aradaki farkı nasıl ücretlendireceğiz
diyaloğu,teşekkür etmeden önce,

Bu da benden olsun.

Denizin bedeli mi olur,hangimiz ödeyebiliriz

Erkut Soysal

Hiç yorum yok: