30 Mayıs 2007 Çarşamba

ÖZÜ KAÇIRMAK

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar ...
Juan, "Yalnızca kum" diye yanıt verince polis, "Aç bakalım çantaları" der.
Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada !

Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur !polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.

Ertesi gün Juan motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder !Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır; "Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracagım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin. "
Juan gülümseyerek yanıtlar,

"Motorsiklet"

Bu alıntı kıssadan çıkarmamız gereken hisse:

DETAYLA BOĞUŞURKEN ÖZÜ KAÇIRMAYALIM

ÜLKE ELDEN GİDİYOR,BİZ İSE
İLERİDE OLMAMASI PLANLANAN BİR ÜLKENİN YÖNETİLECEĞİ REJİMİ TARTIŞIYORUZ.

HERGÜN YENİ BİR GERİLİM YARATILARAK DİKKATLERİMİZ DAĞITILIYOR.

ÜLKEYİ SATMANIN DA BİR BEDELİ OLDUĞUNU SERGİLEMELİYİZ,SUN'İ GÜNDEMLERE TAKILIP KALMADAN ELDEN GİDENİN VATAN OLDUĞUNU GÖRMELİYİZ.

Erkut Soysal

17 Mayıs 2007 Perşembe

DÖRDÜNCÜ MAYMUN

Dördüncü maymun
do no evil [Shizaru]


Rahatsız edici üsluplu bir röportajın ardından.
Mizaru-Kikazaru-İvazaru

Saru yani Japoncada maymun anlamına gelen kelime ile ses benzerliği olumsuzluk eki zarunun maymun simgesi ile ifade edilmesine neden olmuştur tezi kullanılır açıklamalarda.

Üç maymun ilginç bir öğretidir,çoğu batılı iş adamlarının masalarında gördüğümüz şimdilerde bizdede yaygınlaşan birbirine yapıştırılmış bu üç simgeyi hep işimize geldiği gibi anlar ve anlatırız.Bir bölümümüz bunu duyarsız olmaya davet gibi algılasakta aslında çok duyarlı olduğumuz konularda bizi daha dikkatli olmaya çağrıdır.

Seni anlamak için göze ,kulağa,dile ihtiyacım yok anlamınada gelir bazı yerlerde.

Hatta şu anlama geldiği bile yorumlanır bazı çevrelerde,ağzımı,gözümü kulağımı kapamam bile seni hissetmeme mani olamaz ve seni okadar hissediyorumki bu nedenle hata yapmamam lazım ın vucut dilidir bu simgeler.

Günümüze ve konumuza adaptasyonu ise " incelemeden,araştırmadan,anlamadan,bilmeden ,sonuçlarını hesaplamadan herşeye hemen reaksiyon verme” yani "şeytana uyma" olarak yapılabilir.Argoda” gaza gelme akıllı ol”şekliyle de kullanıldığı görülmektedir.

do no evil [Shizaru]
Dördüncü maymun.



Erkut Soysal

DENİZİN BEDELİ

Eski yazilardan;

Tekne denizden zamanında döndü,

Merhaba,biz iki koy ötede teknenin altını sildik,sizde hoşgeldiniz,buıyrun tekneye

Sıcak bir karşilama,iskeleye bağlanmakta zorlandılar,yardım edip bağladım.

Tanrım o ne?Daha önce büyük maceralarla motorsuz yelkensiz Istanbuldan Urlaya getirdiğim BANDİD İN İKİZ KARDEŞİ,HEMEN DÖNMEYİ DÜŞÜNDÜM.keşke dönseymişim.
Ve tam bir rezillik abidesi tekneye binmek mümkün değil,her taraf yağ kir pas ve çamur,kokpit su içinde,kapaklar,branda parçaları,yağlı bezler,kağıt kutu parçaları,halat parçaları,ayak basacak yer yok güvertelere de basmak mümkün değil,oturaklar tam bir parmak toz toprak,yağ,inanın kolera diye bir tarifimiz vardır bu pisliği tarif etmez,çoplük .
Vede neredeyiz bilin bakalım,O muhteşem ece saray marina,yapacak bir şey yok eşyalarımı tekneye koymadan önce hortumu takıp yıkayıp en azından ayak basacak yer açmak lazım,teknenin içine girmekte mümkün değil, salon girilmesini imkansız kılan bir çürük çöp kokusu ve yağ pas içinde,bir şey içermisiniz diyorlar buyrun içeri diyorlar,giremiyorum,ve bu ara benim başka birşey istememi önlemek için hemen çay suyu koyuluyor,teknede çayımız var,suda var altı ayda su bozulurmu canımmm,çeşme zaten burda,ben bir şey isteyemiyorum. Aç ve susuz olmama rağmen.Neyse saatlerce yıkama ve temizlikten sonra ancak havuzda oturulacak yer açabiliyoruz,acilen üzerimdekileri çıkarmadan,bir hafta önceden yolculuk ihtiyaclarımızı bildirdiğim halde alınmadığı için ,alışverişe çıkıyoruz,saat 17.00 oldu bile.Yedi saat tutmuş yıpratıcı bir otobüs yolculuğundan sonra dolap beygiri gibi dönüp dolaşıyoruz,bir teklif geliyor,akşam yemegini yiyip öyle tekneye gidelim,yatar istirahat eder,erken yola çıkarız.
Yemeğe gidiyoruz çok iyi bir yer var sizi orada ağırlayalım deniyor ,nazik olduğu kadar keyiflendirici bir davranış,oldukça yürüyerek, dolaşıp bir yere geliyoruz,pideci ,evet yanlış duymadınız pideyi küçümsemem ve beğenirim,akşam yemeğimizi sokak arası bir pidecide birbuçuk kıymalı mantarlı ve su ile muhteşem bir ziyafete dönüştürüp yine yürüyerek tekneye dönüyoruz.Aslında ne yesem aynı hazzı almam mümkün tam on saattir birşey yemek imkanım olmadı.

Olumlu yanlar da yok değil,deniz dediğimizde hepimizin ilk aklına gelen,ama denizle ilgisi olmayanların bizlerden çok daha önemsedikleri ,kendilerine örnek ve rehber aldıkları Sayın Boro ve Sayın Atasoy lardan bahsediyoruz,denizle ilgili yazılı eserleri tartışıyoruz,milli politikamız içinde denizciliğimizin yerini irdeliyoruz,seyahat hoş geçebilir,kültürlü ve konuşulabilir nazik insanlar.Ha... ben size tekneyi Fethiye den Urla ya getireceğimizi söylemedim henüz.

Kendini Sadon Boro ve Atasoy uzmanı olarak yetiştirmiş,iki tekne değiştirmiş,en büyük (BANA SÖYLEDİĞİ) hayalinin teknede hayatını sürdürmek olduğunu ve dünyayı gezmek olduğunu ve bir süredir teknede yaşadığını anlatan bu beyefendinin teknesini Izmir e getireceğim.Oda bu küçük dünya parçasını geçerken ,büyük hayalleri içine sokmak istemediği bu mütevazi , basit ve önemsiz seyahatinin, kendi büyük hayallerinin kalitesini düşürmemesi için, bu seyahatte teknesinin sorumluluğunu kendi taşımayıp bana verecek.Fethiyeden izmir e gelmek işi mi,benim idealim dünyayı gezmek.

Tekneye döndük lastik botumuzun motoru da bakımdan geldi,yerleşmemiz ve yerleştirmemiz gerekiyor tekneyi,ben hep karsılastıgım tarzı çok iyi bildiğimden,bana teknede bir metrekare yer verin orası bana ait olsun ,ben orası küçük te olsa derli toplu olurum ve aradığımı bulurum talebimi ilettim,bana salonda köşede bir yer verdiler, oraya yerleşip düzenimi kurdum.Tekne sahipleri,teknenin her bölümünü kendi ihtiyaçlarını karsılayacak malzemelerle donatırlar ve doğrusuda budur.Dışarıdan gelen birinin,tekne sahibinin ,teknenin her tarafına yaydığı gibi,gereksinmelerini yayabilme lüksü yoktur ve olmamalıdır.İşi bildiğinizde valizinizi bile katlanabilecek,ortadan kaldırılabilecek dizaynlarda seçmenizde fayda vardır çünkü ilk yer gereksinmesinde valizinizin işgal ettiği yer göze batar,motor sökülse çıkanparçalar sizin eşyalarınız üstüne konur,masa toparlansa kirli bulaşıklar sizin kullanım alanınızdadır,geleneksel misafirliğin kuralları ,ev sahipliğinin kurallarının önüne hiçbir zaman geçemez küçük teknelerde.Teknede kıpırdayacak yer yok,şimdilerde haberlerde sık sık izlediğimiz çöpevlerin ayn,çöp tekne.
Owner ilk anda oldukça prezantabl,iyi giyimli,teknede bir yazlik evin tüm teknik donanımı hatta lcd 51 ekran tv bir de dahili digital meteoroloji seti mevcut yedekleri ile ama ikisi aynı ,tabak yok,iki tane benzer su bardağı yok birbirini tamamlayabilecek,yaşamı gelişigüzellikten birdenbire çıkarabilecek.Neyse rafları temizliyoruz,önce su bidonları,bidonların kapaklarına bakalım deniyor,son kullanım tarihleri kontrol ediliyor,iki yıllık suları kullanılabilir diye ayırıyoruz,bunun üzerindekileri kullanma suyu olarak rezervliyoruz,fethiye ece marinada, konservelerde de öyle, sekiz ve yedi yıllıkları,biraların üç yıllıklarını teneke kutularda ise atmak üzere ayırıyoruz,son kullanım tarihleri mayıs olanların daha nisan ayında olduğumuz için stokta bırakıyoruz ne olur kiteknede bir yıl kalmışlarsa.

Yataklarımızı hazırlayıp,sabah altıda yola çıkmak üzere seyir planımızı yapıp,hava raporlarını inceleyip yatıyoruz.Mükemmemel bir seyir havası,rüzgar 4_5 bofor ve kolayına,marinadan aldığımız raporun yanısıra internette nekadar bu konu ile ilgili kurum varsa hepsinin verileri elimizde,loptopumuz ,el bilgisayarımız, üç adet üstün vasıflı telefonumuz,telsizimiz,yedek manuel rüzgar ölçerimiz,güneş panellerimiz,rüzgar jeneratörümüz,el gps imiz,iki takım haritalarımız,herşeyimiz var,harita masamız da var ama kullanılabilmesi mümkün değil,arkasına bir otel buzdolabı,motora tek ulaşılacak yer olan sancaktaki tüp boşluğa kalıcı mote edilmiş motora ulaşılamıyor, önden ancak müdahale edilebiliyor olsun.Motora ulaşmağa ne gerekvar.

Saat altıda Fethiyede günlük geziler yapan tekne sahibi ve kaptanı arkadaşımız ve teknenin yeni sahibi olacak ownerın damadı da ekibimizde,vira bismillah yoldayız ,her şey mükemmel görünmesine rağmen bir terslik var gibi ama çözemiyorum.Mevla kayıra .Otopilot arızalı denmişti,onda da bir sorun yok,temel reis her an alesta.Yelkenler iyi durumda,armada idare eder görünüyor.Zaten uzman bir arkadaşın eski teknesi imiş,yelkenler kullanılmamaktan iyi durumda,
diğer malzeme ise,tekneyi bir çoğumuzun satarken yaptığı gibi ,kullanılabilecekler alınmış,yerlerıne kullanılamayacak vasıftakiler konmuş ama görüntü aynı,yani varmı,var.
Güzelbir hava,Serçeye varmak üzere planladık,uygun olursa devam edeceğiz,kumanyamız ve suyumuz var,mazot depomuz yüz litre imiş,iki bidonda da yirbeşer litre yedek mazotumuz hazır dendi,iki litre motor yağı ve bir litre şanzımanyağı yedekledik,yanımızda.Hızımız 6 knt motor yelken gidiyoruz,terslik başladı,benim hissettiğim ama önceden çözemediğim,deniz altı gibi gidiyoruz,sahanlık,kokpit,havuzluk adı her ne ise su içinde ,su kesimimizin altında,tahliyelerden su giriyor,tuvalet su seviyesi altında,lavabo evyesi içinde iki parmak su,hızı düşürüyorum azaldı,makine kıçı batırıyor ,sorun teşhis edilince rahatlıyorsunuz,ama birden bir duman ,ağır bir yağ yanıgı kokusu,makinadan dumanlar,acilen stopluyoruz,hararet yüksek,kondense suyu tamam,ama her taraf yağ ve motor yağ çubuğu sıfır gösteriyor,yarım saat oldu henüz,imkansız,geri dönüyoruz,kontrollü seyirle.hava güzel yolda kahvaltı ederiz diye planlamıştım,şimdilik açız,Ecemarinaya geri döndük,tekneye giriş çıkış çok zor,bir metre yükseklikte kıçagüneş enerji panelleri monte edilmiş.altından sürünerek geçiliyor bordalamak daha rahat ,iniş biniş kolaylaştı,tamirci arıyoruz yok,gemici arkadaş ben bakayım dedi,tatlı su motor devridaim pompası( buraların tabiriyle cabsko ama kendisisadece su pompası) cıvataları sıkılmadan bırakılmış ,sıktım tamam deyince,tekrar yola çıktık yine bir mil sonra aynı sorun ve geri döndük,tamirci geldi uğraştı,bitti dedi,bu ara üstümüz başımız perişan,yemek yemeyi teklif eden bile yok,anlatmak zorunda kaldım,birilerinin bu işi yapması gerektiğini,bunun zul olmadığını ve makarna yapıldı,ben de peynirli bir salata hazırladım,akşam üzeri yedik ve sabah çıkmaya karar verdik,bu ara peynir bitmek üzere ,uyardım,yola çıkarken üç gün için 450 gram peynir almanın yanlışını,kağıt tabak,plastikkaşık,kağıt bardak,bunlar neyse de,tekrar anlattım tabak bardak yıkamanın aşağılatıcı bir görev olmadiğini,hatta buna görev diye bakmanın yanlışını,kim temizlenmesi gereken bir şey görmüşse bunu temizleyip yerine koymasının verdiği hazzı,birine bir bardak kahve sunmanın keyfini.
Ben erken yattım.
Sabah yine bismillah yola saat 6.00 yine bir mil sonra,bu defa inanılmaz bir duman ve yanık yağ ile mazot kokusu,makine stop,havalandır ve gör,eksozun üzerinden geçen mazot hortumu,tabii ki eksoza değdiği yerden yan ve delinen yerden mazot eksozun üstüne akıyor devamlı,allahtan gelen arkadaş becerikli ve yetenekli,konuyu çözüyor ve tekrar yola devam,ama bir süre sonra koku o kadar artıyor ki tekrar marinaya dönüyoruz,tamirci ara,bul bulabilirsen.Kimse tekneye gelmek istemiyor,gene kafamda yanlış giden birşeyler hissediyorum ama ya özürlüyüm yada dikkatsiz ,çözemiyorum.Sonunda marina yetkili servisi tekneye binmeye ikna ediliyor,adam ben bu tekneye bakmak istemiyorum diyor resmen,daha önce başka tamirci de işleri yarım bırakıp kaçmış,dayanamamiş,yine de insanca davranıp işini bitiriyor,bir şey yok konu halledilmiş ama eksoza sarılı amyant mazot çektiğinden bu koku bir süre devam edecek deyip para bile almadan tekneden kaçınca nasıl bir davranış bozukluğuyla markalanmış kötü imajlı bir teknede olduğumu anlıyorum.Ve de biliyorum ki bu imaj aslında tekne sahibinin imajıdır.Teknenin suçu yoktur.Çözemediğim olumsuzlukta budur.

Bu ara halen açız,kullanmam gereken bir tekne ve gitmem gereken bir yol var,bunun aç olmayacağını bilecek kadar açlık çektim,Göbüne gidiyoruz,yani kapı creek,deniz olması gerektiği kadar olağanüstü,tonuz alıp bağlanacağız,illaki baştan ikinci tonuz olacak israrı,la havle,,daha önce birkez oraya bağlanmış,bağlanıyoruz,millet dolanıyor,artık yemek yesek diyorum,ne yersin diye sorulmuyor,sipariş verilip oturuyorlar,benimde hiç tarzım değil,akşam yameklerim benim için ibadet gibidir,kuru ekmek ve zeytin bile yesem,gereğince yerim,ne yediğim değil hangi ağız tadi ve keyifle yediğim önemlidir.Güzel bir yemek,güzel sebzeler,eksik pişirilmiş,özenti bir tandır ekmeği,yine mükemmel olması gerekirken daha aromalı ve ucuz bir zeytin yağı,herkes aman negüzel ve yoğun kokulu derken, sen tabii ki sabaha kadar kıvran.Göbüne ihanet.

Erken kalktık,ekibimizden biri günlük tur kaptanı,dümen sevgileri malum,dümeni arasıra ona veriyorum mutlu oluyor,sık sık uyarmak zorunda kalıyorum,lütfen uygun bir mesafe kıyıdan açık seyret,anlatmak imkansız,yine kıyıdan bir tekne boyu mesafedeyiz nazikçe aç diyorum,cevap ben buraları biliyorum ve tanrı giriyor devreye,gaz çubuğu motordan ayrilıyor,tanrının tokadı ,kıyı on metrede,rüzgar denizden ve dümende donmuş,kazık gibi bir dümenci,komut ta algılamıyor artık panikten,deniz bir metre gibi,teknenin ivmesi kaybolmadan uygun dalganında yardımı ile teknenin başını açıp yelkenle neta olmuyoruz,düze çıkabiliyoruz,birçivi ile gaz koluna tutturulmuş gaz teli.Buna da şükür,yola koyuluyoruz,erken saatlerdeki hava artacak ama seyre mani bir hal yok,gece erken yatın demiştim,arkadaşımız ben üç gün uyumadan giderim demişti,anlatmıştım kendine birgün ayakta kal yeter,on dakika sonra uyumak zorunda kaldı,geç yatmış.Yarım saat sonra,yüzler sarı değil gri,kusan üç kişi,dönelim diyen iki kişi,ayakta duramayan,kıpırdayamayan,lütfen rüzgaraltına geçip kusun ricalarıma bile cevap veremeyen bir ekip.Dünya seyahati düşleyen sayın,Boro, Atasoy uzmanımız,motordurursa ne yaparız,tekne devrilirmi demeğe başlıyor,bir zamandır teknede yaşadığını söyleyen uzmanımız, ve şimdi dikkat beyler,rüzgar 2-4 ve zaman zaman5,deniz 1-1.5 metre dalgalı hava açık,görüş iyi,ısı 21 derece bunları ilerideki olayların daha iyi anlaşılması için not ediyorum.Hava gittikçe bozuyor,iki arkadaşımız artık tamamen koptu,Marmaris açıklarında uzmanımız biraz kendine geldi,hala kendilerine birşeyler içiremedim sıvı kayıplarını karşılamaları için,zorla birer elma yedirmeğe çalıştım onu da bir iki Isırıp bıraktılar,tam iki gün gecikmistik zaten, kendilerini Marmaris yerine Serçe ye ikna ettim, yol hemen hemen aynı,öğleden sonra Serçe selametle ve yatıp uyudular.

Hafif bir yemek kendilerine geldiler,uzmanımız biraz fazla kendine geldi,kitaplarda yazilanlarla denizin gereğince tanınamıyacağını hala algılamadığından,ben bozulmadım, ama nasıl geldim,iyiyim dimi,arkasından nekadar meteo var ise hava raporu,ben iki yıl harita eğitimi aldım,şimdi bir rota çizeceğim siz ona göre gidersiniz,gps var koordinatlar işaretli ve iki saat harita dersi aldık,peki ne kadar var Datça ya deyice, hemen gps koordinatları ve biz sanki yamaç paraşütü ile gidiyoruz.bütün mesafeler kuş uçuşu,hey yavrum hey, mükemmel ingilizcesi var,biraz anlattım ne istediğimi,önceden hazırladığım rotamızdaki koordinatları veriyorum programa girmesi için,

soru şöyle,
sağ el işaret parmağı banauzatılmış,
karadamı,denizdemi,
anlatıyorum bu koordinatlar bir denizrotası,bunların karada olması diye bir şey yok,tekrar ikinci koordinatta aynı tarzla aynı soru,
karadamı denizdemi,
tekrar anlatıyorum,size denizdeki rotamızı not ettiriyorum,bilgi almak istediniz tabii ki denizde,üçüncü noktada yine aynısoru,gene sakince cevap veriyorum,denizde,dördüncüde tarzı daha da tahammül edilmez hale geliyor,

ben sorduğumda söyleyeceksiniz karadamı denizdemi,

artık yine nazik olmanın daha etkili olacağını,kontrolun kaybedilmesinin bir şey kazandırmıyacağını düşünüyorum ve anlatıyorum,
bu gideceğiz yere varmamız için deniz üzerindeki yolumuzun,rotamızın noktaları,
biz ne ile seyrediyoruz,tekne ile,teknenin gittiği yolun karada olması mümkün mü biz, otobüs değiliz karadan gidelim,sen bizi uçakla karıştırdın,uçakta değiliz,ozaman bu noktalar denizden başka yerde olamaz,sizin gibi eğitimli bir uzmanın bunu bileceğini düşünüp deniz veya kara demiyorum.Susuyor ve gps alıştırmalarına kendi başına devam ediyor rahatız,beş altı saatlik gps seansı sonunda beş noktayı girip denizde bir rota çizilince bende rahatlıyorum, artık kesin kaybolmayız,çünkü bana yolu tarifedeceğini söylüyor.

Gece koyda yalnızız, her ihtimale karşı ikişer saatlik vardiya koyuyorum, karadan koltuk almadık gece buraları 30-40 knt eser bu mevsimde.

Ertesi gün.hava 2-4, deniz 1-1.5 metre,ve bir gün daha kalıp havanın düzelmesini bekliyelim ricası geliyor,yola çıksam ölecekler,bu ara görüş te iyi ve hava parçalı bulutlu,on yerden hava raporu,neyse kaldık.
Boşa geçen bir gün daha,sabah saat altıda vira demir,mazot yedeklerimizi depoya aktardıktan sonra.
Yolumuz 58 nm 80 litre mazotumuz var,makine 29 beygir sorunsuz gideriz,deveboynunu geçtik,bir telaş ,ben yunan sularından geçmem ,yapma etme,harıtalar çıkıyor,pergeller cetveller,buraya girme ,oraya gitme,çıldıracağım,bu ara, mazot bitiyor panikleri,dönelim çırpınışları,elde gps,üç gündür onunla yatıyor ve mutlaka tescil edilecek bir rekor gerçekleşiyor,otuz millik bir görerek dümdüz seyirde yüze yakın yer tesbiti ve ikigün iki gece gps elde yaşama ve onunla yatma rekoru,teşhis olunca tedavi kolay,korkuyor,ödü patlıyor,artık o yokmuş gibi davranıyorum ve mükemmel bir seyirle Turgutreise hava kararmadan giriyoruz,mazot ikmali,yemek yememiz lazım,ilk gün tek öğün pide,ikinci gün tek öğün dört kişiye bir paket makarna,üçüncü gün haşlanmış patates salatası tek öğün,dördüncü gün sıcak bir yemek şart,önümüzde Turgutreis- Urla etabı,kimseden çıt çıkmıyor,kimse beni tutamaz ,yat klüp,dokunmayacak bir yemek,ve yola çıkacağız,ekipten bir kardeşimiz geliyor,gayet resmi beyefendi babam şimdi yola çıkmaktan çok korkuyor,gidebilecek gibi degil,ne dersiniz?

Hava 1-2 beauforth, ay tepemizde,tekneyi getirmek için anlaşmıştım,hastaları tedavi için değil,ve geldik.
Çeşme boğazını geçtik,Çeşme nerede gösterdik,resimler çektiler,alev adasını geçtik hava biraz gösterdi,meşhur gerence,3-5 gibi akşam üzeri rüzgarı,tabii yeni panik nedeni ,panik başlayınca karakter değişiyor,bazı konulara kilitlenme devam ediyor,

buradan Çeşmeye gidilirmi,

Karaada kuzeybatısı,anlatıyorum,Çeşme yi geçtık,buradan gidilir ama geri dönerek,tekrar aynı soru,aynı cevap, aynı soru aynı cevap, aynı soru ve cevap artık degişik,başlarım senin Çeşme nede kapat ağzını konuşma,kem küm kem küm ,tamam bitti konuşma ve bana küstü de rahatladım,ama bu sefer ekibin diğer elemanları ile özel konsimasyonlar, kulisler,valla bilmem ne halt ederse etsin artık denizigeçinceye kadar bana dayı diyecek,başka alternatifi yok,benimde tahammülümün sınırı var,nisos koinosun ilk kumsalına bırakır giderim,o çok korktuğu Yunanlılara veririm onu, onlarda ham ederler,bakmazlar ne kadar deniz hikayesi okuduğuna.

Sonunda varıyoruz bağlanma limanımıza,

Siz üç günde geliriz demiştiniz,çok uzadı,aradaki farkı nasıl ücretlendireceğiz
diyaloğu,teşekkür etmeden önce,

Bu da benden olsun.

Denizin bedeli mi olur,hangimiz ödeyebiliriz

Erkut Soysal

15 Mayıs 2007 Salı

Denizdekiler

Sevgili TEo hint denizindeki olasi firtinalari guzergah> uzerindeki konaklama yerlerini> belirtmenin o rotada seyreden denizci arkadaslara yardimci olacagi> suphesiz ama tum> bunlarin otesinde bence atladihin cok onemli bir nokta varki> bahsettememn beni sasırttı> tum firtinalardan daga tehlikeli tum tehlikelerden daga (Eminim> anladin ).>>>>

Teo Sariaslan <teocoral@yahoo. com> wrote:>>

Sevgili Ahmet Devran ve Arslan Turkogul>> Denizlerde dolasmak ve oralarda olmak cok guzel>> ..Sizleri kiskaniyorum ... Benim teknem 3 yildir karada>> , tekneyi buyuttum (18 mt. Hull length oldu !) cok>> fazla tamirata girdim ve isler uzadi . Bu yaz indirip>> Maldivlere gitmek istiyorum .Gecen Kasim - aralik>> ayinda Maldivlere 30 mt. boyunda lux bir gulet>> goturdum . Cok kotu havalar yedik . O aylarda hint>> okyanusu cok sert olabiliyor . Her ne kadar SW>> musonlar kadar sert olmasada ! .>> Fakat Bali den direct Maldivlere gelmek cok zor arada>> hem cok mesafe var hemde o bolgede gorulecek cok yer>> var , Malaca canaldan gececeksiniz sanirim .>> Onununuzde muhtesem Thailand var :))Mlasia'nin Lankavi>> adasida hem alis veris icin cok ucuzdur hemde marina (>> royal marina ) cok ucuz ve guzel .>> Pruvaniz neta , ruzgariniz istediginiz gibi olsun>> Sevgiler selamlar teoman Sariaslan>>

Denizdekiler

Nihayet birbirimizden haberimiz oluyor.

Sevgili teoman kardesim,>> Mail icin tesekkurler,>> Daha onceleri defalarca Malezya, Cin, Endonezya, Vietnam,> Kambocya, Tailand' da bulundum. Bu kerre Cok sevdigim Bali'ye bir> kez daha ugrayarak direkt Maldivlere gecmeyi planladim. Mesafe> benim icin problem degil, son kez Galapagos - Markiz arasi 3100 NM> li tek basima 24 gunde gectim, ruzgarsiz birkac gunum oldugu gibi> 38 Knot luk ve 7-8 metrelik dalgalar uzerinden 14 knot a varan> suratle sorf yaptigim gunler ve gecelerde oldu. Malaca bogazini> ozellikle by-pass ederek Avustralya Darwin den Bali ye gececegim,> Baliden en erken Ekim sonu Kasim basi yola cikabilecegim. Lutfen,> guzergahimdaki hava durumunu tecrubelerin ve arastirmalarina> istinaden yollarsan sevinirim.. Hoscakalin..>>
Arslan Turkogul

Denizdekiler

Sayin Arslan Bey ,
Her seyden once size hayirli seyirler diliyorum.Ben iki gulet ile 1999 Kasiminda Bodrum dan yola cikarak Maldiv lere gittim.Hint okyanusunda hic zorlanmadim. Kizil denizin ikinci yarisi o mevesimde felaketti.Yola cikmadan once ruzgar atlaslarini ve yol kitaplarini cok iyi inceledim.Sizin yapacaginiz yolda en onemli sey biliyorsunuzki muson zamanlari.Teorik olarak musonlar Ekim ayindan baslayip mayis basina kadar kuzey dogudan esiyor.Kuzey dogu diyorlar ama 85-90 dereceden esiyor ve kuvveti surekloi ve kararli olarak 3-4 kuvvetinde.Daha sonra da musonlar mayis basi gibi guney batiya donuyor ve 4-5 kuvvetinde guney batidan esiyorlar.Tek dikkat etmeniz gereken sey bence musonlarin donusum zamani.Ben butun bunlarin hesabini yaparak kasim ayinin 24 dunde Turki yeden ayrildim.Yilbasini Aden de gecirdim ve teknelerin son kontrollerini yapip ocak ayinin 3 cunde Adenden Male ye yol verdim.Kitaplar Maldivler e gidecek teknelerin ozellikle yelken seyri yapan teknelerin basrs korfezi agzina fazla yaklasmamalarini ve ozellikle Karachi ye fazla sokulmamalarini soyler cok da haklilar.Himalayala rdan Kuzey bati musonlari cok sert sagnaklar halinde asagi iner.En dogru yol Madiv lere giderken de gelirken de Maldivlerin batisindan direk olarak Aden e vurmak.Tek dikkat edilecek husus Sokotra adasina fazla sokulmamak.Ben 90 mil Kuzeyinden gectim.Nedeni korsanlar.Somali li korsanlar surat tekneleri ve agir silahlar ile geliyorlar.Bizleri Aden de , Misir limanlarind bu konuda cok uyardilar ve o sularda olan salldirilar ile ilgili cok detayli bilgiler verdiler.Sonuc olarak havalar oturana kadar Ekim 15 ile 1 ocak arasi o sulardan uzak duracak sekilde yolunuzu planlamanizi tavsiye ederim.Ozellikle Arap denizin de Musonlarin donusum zamani inanilmaz sertlikte havalar yersiniz.Bir de 15 Mayiz - 1 Agustos arasi yine musonlarin donusum zamaninda havalar oturana kadar gecen bu surede bu sulardan uzak durmaniz.Ama ozellile 15 Ekim 15 Aralik arasi Hint okyanusunun kuzeyi ile Arap denizi cok riskli ve yorucu olabilir sizin icin.Ben Maldivler de 2,5 sene kaldim ve havayi surekli takip ettim.Yukarida verdigim bilgiler son derece gercekcidir. Bu konu ile ilgili elinizde kitap varsa okuyun goreceksiniz ayni seyler soylenir.Ben de kitaplardan ogrendim butun bunlari.Kizil denizin ikinci yarisi Yemen-Suveys arasida sizin icin yorucu olacaktir.Mercan dokuntulerine cok dikkat etmeniz gerekir.Daha fazla bilgi isterseniz lutfen bana yazin.Hayirli seyirler,Bir Turk denizcisi olarak sizi candan kutluyor , sizin gibi dunya denizlerinde gezen Turk denizci dostlarimla gercekten cok ama cok gurur duyuyorum.Lutfen gectigimiz her yerde Ulkemizi ve Baytagimizi en iyi sekilde temsil edelim.Ruzgariniz yeteri kadar , pruvaniz Net olsun.

Levent Uyguner


Sayın Levent Uyguner e bu bilgilendirmesi için teşekkürler.

Erkut Soysal

Denizdekiler

Sevgili Ahmet Davran dan son haberler

Sevgili dostlar;
Bermuda dan yarin ayrilip Azorlar`a yelken basiyoruz ;;
yaklasik iki hafta surecek seyrimizden haberleri Azorlarin horta limanindan yazmak uzere hepinize sevgiler;;;

ahmet n. davran
s/y MERIDIAN

ahmet n. davran
http://manal.home.att.net www.360derece.info

base : 38 28' N - 26 36' E


rüzgarlar kolayına olsun.

Erkut Soysal

11 Mayıs 2007 Cuma

Tek başına tekneyle dünya turu

Sayın Arslan Türkoğul önceki yazımıza bu gün aşağıdaki iletisiyle verdiği yanıtta Bora Bora dan selamları ile birlikte yalnız seyahatinin nedenlerini de iletmiş,teşekkür ederim,yakında Fiji den yazacaklarını beklemekteyiz,bu iletişim sayesinde birçok yeni bilgilerede ulaşmak şansını yakaladık,böyle güzel tecrübelerini bizlerle paylaşmaya başlayan denizci dostları her zaman dinlemeye ve okumaya hazırız,
SnTürkoğul un davetine de salimen döndüğünde mutlaka uyacağım ve keyifle anılarını dinleyeceğim.

Erkut Soysal

......................------------------..........................--------------------------.......................................
Sn. Soysal,Sempatiyle karikaturize ettiginiz ve suratle gelistiginden kimsenin kuskusu olmayan denizciligimizden sonra benim seyahat planima gelince; Baslangicta Izmirli Ahmet Davran da benimle gelmeye soz vermisti, daha sonra da Penny adindaki bir ingiliz yelkenci bayan bize mulaki olacakti ancak heyhat, her ikiside ben yola cikarken maalesef yan cizdiler.Ahmet, olasi tum masraflarini bana yuklemeye kalkisinca yollarimiz ayrildi. Penny ise, boyle bir teknede iki kisinin okyanus gecisi icin az oldugunu soylerek yan cizince bende tek basima devam ettim.Ticari site dediginse, bu sezon ulkemde olamamam dolayisiyla kapali olan sahsima ait mekanimdir, seneye seni de beklerim;Hepinize Bora Bora dan selamlar, yakinda Fiji den de yazarim Hoscakalin.
Ar

10 Mayıs 2007 Perşembe

Gavur İZMİR

İZMİRDE GAVUR OLMANIN AYRICALIĞI

GAVURA GAVUR DEMEZ GAVUR İZMİR Lİ,

GAVURLUK BAŞKALDIRIDIR GERİ KALMIŞLIĞA,ÇAGDAŞLIK VE AYDINLIKTIR,İHANET DEĞİL,AYMAZLIK DEĞİL,DOĞRU BAKMAKTIR,KARŞI ÇIKMAKTIR,TÜRKİYE NİN BATIYA BAKAN VATANSEVER YÜZÜDÜR İZMİRİN GAVURLUĞU


Gavur Izmirli !
Anadolu'nun çok yerinde Izmir'e Izmir lilere gavur derler. Aşağılama, kendinden olmama anlamı taşıyan bu nitelemeyi sever, Izmirliler. Başkaları gibi tutucu, bağnaz olmaktansa çağdaş Avrupai görüntüsünün böyle aykırı bir niteleme doğurduğunun farkındadır. Güler geçer, Izmirliler. Bugünkü Hisar camii çevresinde kurulan eski kent çekirdeğinin Ceneviz kolonisi olması daha sonraları ise seferad Yahudilerinin gelip yerleştiği bugünkü Konak çevresi nedeniyle Izmir'in merkezi yıllar boyunca Gavur Izmir olarak adlandırılmıştır. Çarşının ve limanın merkezde yer alması nedeniyle bölgenin alışveriş ve ticaret mekanı uzun yıllar "gavur Izmir" diye adlandırılan bu bölge olmuştur. Isgal yasamis, kurtuluş savaşı ve mübadele ile gayrimüslim nüfusunu büyük oranda yitirmiş olmasına karşın bazı özelliklerini yitirmemiştir. Kimilerine göre gavurluk diye adlandırılsa da, ülkemizin batılı yüzü olmuştur Izmir. Vatanseverdir Izmirliler. Istanbul yönetimi mütareke imzalayıp teslim olurken onlar kurtuluş savaşının ilk kurşunu niyetine kendi insanını sürer namluya. Dönemin yönetimi için kabul edilmez bir başkaldırıdır, gavurluktur Izmirlinin bu yaptığı. Demokrattır, Izmirliler. 1985 Yılında yapılan referandumda ülke ortalamasının büyük oranda aksine, siyasi yasakların kalkması yönünde oy kullanarak ülkemizde demokrasinin yara almasının önüne geçtiğinin bilincindedir. Kimilerine göre ise, yapmıştır yine gavurluğunu. Riyakar değildir. Hoşgörüsü yüksektir Izmirlinin. Kemeraltında meyhaneler sokağı olarak bilinen Veysel çıkmazında çoğu meyhane sahibi ramazan ayında "meyhanemiz ramazan nedeniyle kapalıdır" yazısı asarken, Ferit Baba'nın meyhanesi camına "meyhanemiz ramazanda nöbetçidir" yazısı asar. Kızmaz, karışmaz kimse kimsenin yaşantısına. Kimileri için ise gavurluğun dışavurumudur, bu hoşgörü. Değerlerinin farkındadır. Vefakardır, Izmirli. Yunan işgalinden sonra çok büyük bir kısmı yanmış ve harap olmuş halde geri alınmıştır. Yangın yeri denen ve Izmir 'in eski kent merkezi olan metruk alan o zamana kadar yapılan park alanlarının en büyüğü olarak 1937 yılında Izmir Fuarı adıyla açılmıştır. Fuar, yıkılmış, tükenmiş kentin insanlarının gayreti ile Izmir' in yeniden kuruluşunun ve çağdaş kimliğinin göstergesi olmuştur. Izmir Fuarının 30.Ağustos kapısından girdiğiniz zaman sizi sol tarafta küçük bir heykel karşılar. Bu heykel bir yalak başında 3 adet at başından oluşmaktadır. Heykelin altındaki notta ise " bu heykel Izmir fuarının yapımında çalışan ve çoğu bu çalışmalar sırasında can veren atların anısına yaptırılmıştır" diye yazmaktadır. Kimilerine göre ise, bu ülkede heykeli dikilebilecek o kadar önemli şahsiyet varken yapmıştır yine gavurluğunu, Izmirli. Gavurluk nitelemesini sever Izmirli. Çağdaş, demokrat, aydın ve aykırı olmanın karşılığı olduğunun farkındadır, bu nitelemenin. Inançların insanın vicdanında olduğunu, kimseye inancı için hesap vermek zorunda olmadığını bilir ve dahası kendini gavur diye niteleyip kendinden saymayanları da bağrına basar Izmirli. Çünkü, hayatın her şeyin önünde olduğunu, asıl olanın yaşamak olduğunu bilir ve bunu haykırır Izmirli. Gavurluğu sever Izmirli.

İleten Sayın Gamze Sönmeze,dillendiren Sayın Kasım Kazbay a teşekkürler.

Erkut Soysal

Kas gücüyle dünya turu

Kürekle okyanuslar



Kas gücüyle dünya turu

ABD Seattle'da yaşayan ve yalnızca kas gücüyle dünyayı dolaşma kararı aldığını belirten teknik danışman 45 yaşındaki Erden Eruç, Pasifik Okyanusu'nu kürekle geçmeye hazırlanıyor

27.11.2006


Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin davetlisi olarak Eskişehir'e gelen Erden Eruç, Atlas Okyanusu'nu 29 Ocak- 2 Mayıs 2006 tarihleri arasında kürek çekerek geçtiğini belirtti. Atlas Okyanusu'nu kas gücüyle geçen ilk Türk olduğunu vurgulayan Eruç, şimdi de Pasifik'i kürek çekerek geçmeye hazırlandığını belirtti. Osmangazi Üniversitesi'nde (ESOGÜ) düzenlenen toplantıda konuşan Eruç, önümüzdeki yıl Haziran ayında Pasifik Okyanusu'na açılacağını söyledi, şöyle konuştu:"Ben Atlas Okyanusu'nu doğu- batı yönünde tek başına geçen 33'üncü kişi oldum. İki ayrı okyanusu tek başına geçen, tarihte sadece 3 kişi var. `Altı Zirve' adlı proje süresince, altı kıta arasındaki okyanuslarda teknemle kürek çekerek ilerleyeceğim. Karaya ulaştığımda bisiklete bineceğim ve Güney Kutbu hariç, her kıtanın en yüksek zirvesine tırmanacağım. Hiçbir motorlu araç kullanmayacağım. Karaya çıktığım noktadan itibaren zirvelerin her birine doğru kas gücüyle ilerleyeceğim."Pasifiği geçişinde 12 bin 400 kilometre mesafe katedeceğini belirten Erden Eruç, `Altı Zirve' adlı projesinin 6 yılı kapsadığını söyledi. Kas gücünün önemine değinen Eruç, "Bu bedenimiz en büyük sermayemiz. Bu sermayemizi en iyi şekilde geliştirmemiz gerekmektedir. Bunun için sigara içerek veya kötü alışkanlıklarla sermayemizi kaybetmeyelim. Yaptığım çalışmalarla öğrencilere dünyayı tanıtmayı ve yeni pencereler açmayı amaçlıyorum" diye konuştu.
Haber: DHA
http://www.around-n-over.org/tr/erden.htm

Erkut Soysal

Tek başına tekneyle dünya turunda kadınlar

TEK BAŞIMA Tania Aebi-Bernadette Brennan


Kitabı arkadaşı Bernadette Brennan ile birlikte yazan Tania Aebi, dünya turu yaparken tanıştığı ve neredeyse seyahatin yarısı boyunca çok yardımını gördüğü Olivier ile evlendi. Yolculuğu başta ABD olmak üzere dünyada büyük yankı yaptı. Kitabı birçok dile çevrildi. Halen Brooklyn'de Oliver'le yaşıyor.
Bernadette Brennan: Nevvport'ta yaşayan Brennan, Cruising World dergisinde editörlük yapıyor.
Daha önce tek başına tekne kullanmamış,

Tek başına tekneyle dünya turunda kadınlar




Tersine dünya turu yapan ilk kadın
07 Aralık 2006 Hürriyet

İngiliz Dee Caffari, ortaokul beden eğitimi öğretmenliği yaparken işinden sıkılıp dünya seyahatine çıktı. Barbados'ta 6 ay rüzgar sörfü yaptıktan sonra kariyerini sular üzerinde sürdürmesi gerektiğine karar verdi. 2006 Mayıs'ında tek başına, hiç durmadan, dönüş yönünün tersine dünya turu yapan ilk kadın oldu.Yeni hedefi aynı yolculuğu dünyanın dönüş yönünde yapmak. Bu başarı sayesinde, bugün sahibini bulacak BBC Yılın Sporcusu ödülüne de adaya gösterildi. "Marka olmak" tanımı ona komik gelse de Caffari, 7-8 Aralık'ta Marka Konferansı'nda konuşmak üzere İstanbul'a geliyor. Caffari, Tasmania Challenge yelken yarışından döndükten sonra sorularımızı yanıtladı.Dee Caffari (32) İngiltere'de, Hertfordshire'da doğmuş ama ailesinin kökenleri Malta'ya gidiyor. Çocukluğunda kendisini tekne gezilerine çıkaran ve bugün hayatta olmayan babasından çok etkilendiğini söylüyor. Üniversitedeyken de bir süre yelkencilikle ilgilenen Caffari, yıllar sonra hobisini mesleğe dönüştürmüş. Önce beden eğitimi öğretmenliği eğitimi alıp ortaokul öğrencilerine ders vermiş, ardından bir spor kolejinin yöneticiliğini yapmış. Aradan beş yıl geçince kendini Afrika'da bulduğunu anlatıyor: "Seyahat için çalışmaya ara verdim. Sanırım içimdeki seyahat virüsü o zaman harekete geçti. Galiba zorluklarla uğraşmayı her zaman sevdim; başardıkça daha da ilerlemek istiyor, yeni atılımlar yapıyorsunuz."ALTI AY TEK BAŞINACaffari, 6 ay Barbados'ta rüzgar sörfü yaptı. Kararını verdi: İşi sular üzerinde olmalıydı. Su sporları eğitmenliği ve yelkencilik eğitimi aldı, yelkencilik sektöründe çalışmaya başladı. 2000 yılında Southampton'da başlayan yat yarışı BT Global Challenge Race'i izleyince meslek seçimi daha da netleşti. Bir yat şirketinde önce yat kaptanı olarak işe başladı, sonra filo yöneticiliğine yükseldi. İngiltere'deki ve Karayipler'deki iki yıllık denizcilik tecrübesiyle büyük özgüven kazanmıştı.Dünya çevresinde yapılan Global Round The World Race 2004-05'e seçilen tek kadın kaptandı. Yarışta, bir ekip üyesi Yeni Zelanda açıklarında rahatsızlanınca ülkenin Pasifik Okyanusu'ndaki en büyük kurtarma faaliyeti gerçekleşti. Caffari olayı şöyle anlatıyor: "Bir arkadaşımın bağırsağı delindi. İki kez Global Challenge Filosu'ndan, yattan yata ilaç transferi ayarladık. Chatham Adaları'na doğru yol alırken Yeni Zelanda kurtarma ekibi geldi. Dört uçak ve yaklaşık 50 kişilik ekibin çabasıyla arkadaşımızı hastaneye gönderdik, hayatı kurtuldu. Wellington'a varırken, iyi haberi almak bizi çok ferahlattı."Bu yolculuk sırasında Dee "Neden tek başıma dünya turu yapmıyorum" diye düşündü. "Kırılabilecek yeni bir dünya rekoru bulmak o kadar kolay değil. Sir Chay Blyth tersine dünya turunu önerince, fikrin üzerine atladım. 17 genç denizciyle, okyanusları aştığımız dünya turundan döneli sadece birkaç ay olmuştu. Zorlukları iyi biliyordum. Aynı tekneyle yola çıkacaktım, gerçi değişiklikler yapılmıştı ama bu kez yalnızdım!"Caffari, Aviva Challenge için Kasım 2005'te yelken açtı. Mayıs 2006'ya kadar, altı ay deniz üstünde tek başına kaldı: "Çok uzun bir yolculuktu, kaçınılmaz olarak pek zorluk ve sevinç yaşadım. Üstelik ikisini beş dakikada birbiri ardına gördüğüm oldu. Kendimi keşfettim. Aviva Challenge'ın internet sitesine gelen mesajlar büyük destek verdi. Dünyanın her yerinden pek çok kişi maceramı takip ediyor, cesaret verecek mesajlar gönderiyordu. En anlamlıları, ciddi hastalıklarla boğuşanlardan gelenlerdi. Maceramın, mücadelelerine güç verdiğini yazıyorlardı."ASLA PES ETMEYİN! Caffari'nin başarısı sadece ölümcül hastalıklarla boğuşanlara değil, hayallerini gerçekleştirecek gücü bulamayan gençlere de örnek olacak nitelikte. "İsteyince her şeyin başarılabileceğini gösterme açısından herkese cesaret verdiğimi ümit ediyorum. Gençlere sınırlarını zorlamalarını, bu muhteşem dünyayı keşfetmelerini öneririm. Tavsiyem: Asla pes etmeyin!"Henüz Türk limanlarını keşfetmese de Caffari "Rüzgar sörfü için muhteşem rüzgarlar" olduğunu duymuş. Söz limanlardan açılınca en sevdiklerini sıralıyor: "En özel olanı 2003'te Sydney Hobart Yarışı'na başladığım Sydney Limanı. Diğerleri Güney Afrika'daki Masa Dağı (Table Mountain) manzarası altındaki Cape Town ve son dünya turundan dönüşte uğradığım Southampton. Bir gün Brezilya'da, Rio'daki İsa Heykeli'nin eteklerinden yelkenle geçmeyi çok isterim."BİR DE ÖBÜR YÖNDEN Caffari'ye göre yelken "katıksız bir spor." Anlattıkları çok özendirici: "Yelkenliyle açıldığım zaman sanki yeryüzünde sadece ben, tekne ve rüzgar varmış gibi hissediyorum. En önemlisi yaşadığımı hissediyorum. Yelken yarışlarını sürdürmeyi çok istiyorum. Ayrıca, dünyanın dönüş yönünde tek başıma dünya turuna çıkmayı planlıyorum. Başarırsam, dünyayı iki ayrı yönden dolaşan ilk kadın olacağım."Caffari İstanbul'da 7-8 Aralık'taki Marka Konferansı'nda konuşma yapacak. Konuşmasında Aviva'nın "İleriyi Düşünme" kampanyasına nasıl elçi olduğunu anlatacak: "Aviva'nın tek başına dünya turumun sponsorluğunu üstlenmesi, İngiltere'deki reklam kampanyası açısından çok önemliydi. Aviva Challenge, yelkencilikle birlikte pazarlamada da bir başarı sayılıyor. İstanbul'da, sporda önemli bir mücadeleye sponsorluğun katkısıyla ilgili düşüncelerimi anlatacağım."DÜNYA TURUNDAN SONRA MARKALAŞTICaffari tek başına yaptığı dünya turunun ardından markalaştı. Artık adını taşıyan bir şirkete sahip: "Dee Caffari Limited'i, tek başına dünya turuna çıkmadan önce kurmuştum. Kendi adıma ve Team Caffari Events adına etkinlikleri bu firmayla yürüteceğim. Amaç maceraya atılmak isteyenleri cesaretlendirmek. Bunlar arasında yelken yolculuğu, safari tipi yarışlar, koşular, herkesin katılabileceği etkinlikler var. Şu sıralarda, gelecek yılın etkinlik programını hazırlıyoruz. Ayrıca firmalarda, kurumlarda ekip çalışması, liderlik, özgüven konusunda konuşma yapıyorum. Denizde yalnız geçirdiğim altı aydan sonra, maceralarımı anlatmaktan henüz bıkmadım. Sivil toplum kuruluşu Sail 4 Cancer (Kanser için Yelken Açın) yararına gelecek nisan ayındaki Londra Maratonu'nda da koşacağım.""Marka olmak" sözcüğünü komik bulsa da Caffari'nin hedefleri büyük. İsmini verdiği firmanın macera, eğlence, özgüveni temsil etmesini istiyor: "Şirkette kullandığımız, benim de sık sık tekrarladığım bir slogan var: Cesaret Et, Hayal Et ve Keşfet! Buna gerçekten inanıyorum. Düşündüğümüzden daha fazlasını yapabiliriz. Sadece hayal etmeye cesaret etmemiz gerekiyor!"

........................................................................

Erkut Soysal

Tekneyle takma kalple

Dünya turu
AA -
Takma kalp ve böbrekli 71 yaşındaki bir Amerikalı, yelkenliyle tek başına çıktığı dünya turunu tamamladı.California'daki San Diego limanından yaklaşık 18 ay önce, 7 Mayıs 2005'te yola çıkan Ardell Lien, dün akşam saatlerinde aynı limana vardı.Emekli asker Lien, kalp ve böbrek nakli yaptırmasından sadece 2 yıl sonra 8 metrelik "Catalyst" adlı yelkenlisiyle tek başına dünya turu atmak için denize açılmıştı.Lien'i limanda ailesi ve kendisini ameliyat eden kalp doktorunun da aralarında bulunduğu arkadaşları karşıladı.Kendisinin de ameliyat olduğu Mayo Clinic'e organ nakli için maddi imkan yaratmak amacıyla tek başına yelkenliyle dünya turu atma kararı alan Line, "Döndüğüm için mutluyum, insanlara benim geçirdiğim gibi bir ameliyattan sonra da yaşanabileceğini göstermek istedim" dedi.Yolculuğu boyunca birkaç kez fırtınaya yakalanan Lien, 19 kez mola verdi. Yelkenlisiyle 31 bin 310 deniz mili kat eden Lien'e bu molalarda ilaç takviyesi yapıldı.20-10-2006
.....................................................

Erkut Soysal

68 yaşında tek başına dünya turu yaptı
İspanyalı Sir Robin Knox (68), yatıyla tek başına çıktığı dünya turunu 159 günde tamamlayıp dünya turu yapan en yaşlı insan oldu. Knox, 1968 yılında da hiç mola vermeden 312 günde dünya turu yaparak adını tarihe yazdırmıştı.

9 Mayıs 2007 Çarşamba

8 Mayıs 2007 Salı

DÜNYA TURU

Tek başına dünya turu

Denizciler yahoogroups taki mesajınız üzerine:

Sayın


S/Y Melis


Size sorduklarinizla ilgili gerekli bilgi sanirim bircok denizci dost tarafindan iletilecektir, ayrica birtek tusla bu bilgiye aninda ulasmaniz dünyanin her yerinden mümkündür,

su an dünya denizlerinde bircok denizcimiz bayrak göstermektedirler,

Teknik yönden bakildigindaysa
benim bildigim kadari ile,yelkenli tekne ile tek kisi olarak dünya turunu gerceklestirmis gezginimiz yoktur,
sadece yelkenle dünya turu gerceklestirmis kayitli teknemiz yoktur,
Atlantigi tek kisi yelkenle gecmis( hatta tek kisi tekne ile gecmis) denizcilerimize ait bilgi bulunamamistir.
Bütün bunlar hizla gelisen yelkenciligimiz ile birlikte kisa sürede gerceklesecektir.

Sizin de asagida yayinladiginiz seyahat plani nedeniyle listenizde belirtiginiz sekilde seyahat ettiginizi var saydigimiz icin yalniz seyahat ettiginizi düsünmemis idik,
acikladiginiz ,sizinle yolculugu paylasanlar listesinin neden gerceklesmedigini merak etmekle birlikte, yolculuga katilmamalarinin sizi bir ilk olarak belirleyebilecegini söylemek gerekir,bu tarz etap etap yolculugu paylasanlarin katilimlari ile bircok denizcimiz , tekne ile dünya turlarini yaygin olmasa bile onlarla ifade edilir sayida gerceklestirmis ve gerceklestirmekte oldugunu biliyoruz,

belirttiginiz adreslerde rotaniz ve yukaridaki liste disinda bilgi bulunamamistir, ticari bir site karsimiza cikmaktadir.

Içinde bulundugum organizasyonun kararlari cercevesinde, tek basina dünyayi yelkenli tekne ile dolasmis,
ve
dünya cevresini sadece yelkenle dolasmis denizcilerimize özel promosyonlar planlanmistir.

Bu konuda bilgilendirilmemizi rica eder,tüm denizcilerin hayallerinin köse tasi, dünya turunuzun ,saglikli ve basarili gecmesini ,pruvanizin neta olmasini dilerim.

DENIZ-YELKEN
adina

Erkut Soysal



Acikladiginiz program

Kalkış limanı ve tarihi Yolculuğu paylaşan kişiler Planlanan yol süresi Varış limanı ve kalınacak süre Durum özeti
Göcek, Temmuz 2006 Arslan + Davran + ---------- 6 saat Rodos 2 gece Hazırlıkta
Rodos, " " " " " 72 saat Girit 4 gece
Girit, " " " " " 44 saat Malta 2 gece
Malta " " " " " 38 saat Sicilia 1 gece
Palermo " " " " " 32 saat Sardunya 2 gece
Sardunya " " " " " 40 saat Mayorka 1 gece
Mayorka " " " " " 18 saat Minorka 1 gece
Minorka " " " " " 51 saat Cebelitarık 3 gece
Tanca , Agustos 2006 " ------- Penny 67 saat Kanarya ad. 7 gece
Teneriff " " " " " 400 saat Bahamas 8 gece
Bahamas Eylül 2006 " " " 100 saat Baltimor 180 gece
Baltimor, Nisan 2007 Karayipler / Panama
aat@ada.net. tr wrote: